Anoreksiya Nervoza Yemek Yeme Bozukluğu

anoreksiya nervoza

Anoreksiya Nervoza, ruhsal bir yemek yeme bozukluğudur. Bu bozukluğu yaşayan kişide şu belirtiler öne çıkıyor:

Kişi, akıl dışı ve yoğun bir şişmanlama korkusu yüzünden yemek yiyemiyor ya da yemeyi reddediyor.

Kendi yaşına ve boyuna uygun en az normal kiloyu ya kabul etmiyor ya da koruyamıyor.

Gerçekçi olmayan olumsuz bir vücut imgesi oluşturuyor.

Özdeğerlendirmede kilosuna ya da bedensel görünümüne aşırı bir önem yüklüyor.

Kiloları tipik olarak normalin yüzde 15 kadar altında bulunuyor. Bu oran, yaşamı tehdit eden bir düzeye kadar inebiliyor.

Bu hastaları genellikle durumu iyi olan ailelerden gelen 30 yaşın altındaki genç kadınlar oluşturuyor.

Bu kadınların, çocukluklarında “örnek çocuk” olarak görüldükleri anlaşılıyor.

Bunlar, sıklıkla yetkinci davranıyorlar.

Yaşam alanlarının birçoğunda kendilerine gerçekçi olmayan, sıklıkla strese, özsaygı düzeyi düşüklüğüne ve denetimsizliğe yol açan yüksek beklentiler koyuyorlar.

Anoreksik kısıtlı yeme, kişinin kendini “denetim altında” duyumsama çabası olarak değerlendiriliyor. Bunlar, diyetle, egzersizle, kusmayla ve çeşitli ilaçlar yardımıyla sürekli kilo vermeye çalışıyorlar.

Giderek ağırlaşan bu bozukluğun bedensel belirtileri olarak aybaşı kanaması düzensizliği, erkeklerde cinsel istek zayıflığı, ciltte kuruluk, nabız ve kan basıncı düşüklüğü ortaya çıkıyor. Davranışsal belirtiler olarak ise toplumdan uzaklaşma, tedirginlik, sinirlilik, aşırı duygusallık ve depresyon görülüyor. Tedavi edilmediğinde bu bozukluk süreğen bir rahatsızlığa dönüşebiliyor. Tedaviye direnç gösteren bu tür olayların birçoğu kendiliğinden iyileşse de kimi durumlarda ölümle sonuçlanacak kadar ağır olaylarla da karşılaşılıyor. Hastanın davranış özelliklerine göre hastalık, kısıtlayıcı alt tip ve blumik alt tip olarak ikiye ayrılıyor. Kısıtlayıcı alt tip, yeme cümbüşlerine kapılmıyor. Blumik alt tip ise yeme cümbüşlerini yineleyip duruyor.

ZAYIFLAMA İNADI

Tahir M. CEYLAN

Ölüm ender olsaydı eğer, bön bakışları ve ölüyorken bile düşünen ama asla üzülmeyen yapılarıyla yalnızca anorektikler ölürdü dünyada. Anoreksiya nevroza hastaları, zayıflama modasının peşine takılıp, vazgeçmesiz ona bağlanıp, gün be gün güçten düşen, sonra da bir deri bir kemik halde ölüp giden moda kurbanlarıdır. Moda, özellikle kadınlardan kurban alır. Kadınlar erkek ilgisi çekmedikçe, modanın uç noktalarını zorlayıp, fiziksel eksikliği iradeyle kapatmanın inat bir yolunu ararlar. İnsanın gözü, gücü olanda kalır. Çok eskiden yiyeceğin kıt olduğu dönemlerde, şişmanlara takılır kalırdı göz. Çünkü yiyecek kıtsa, kıt yiyecekleri bulabilen kadınlarla erkeklerin güçlü olması gerektiği düşünülürdü. Bugün de hâlâ köyde erkekler, şişman kadınların peşinden giderler. Doktora gelen bazı kocalar, “Bey bizim hanım çok zayıf, şöyle bir vitamin yok mu, yazsanız da biraz kilo alsa.” derler. Köy delikanlıları da “kadın dediğinin eti budu yerinde olacak” deyip ha bire iç geçirirler. Eski toplumlarda şişmanlık, zenginliğin ve gücün simgesidir.

Zayıflık da geçici

Siloların olmadığı, dolayısıyla buğdayın depolanamadığı eski zamanlarda, insanlar çok yiyerek buğdayı yağ olarak vücutlarında depolarlardı. O günlerin insanları yaz boyu yerler, sonra da karın yağdığı, ayazın başladığı günlerde, yılanlarla ayılar gibi bir çeşit upuzun kış uykusuna yatarlardı. Günümüzdeyse yiyecek kıt değil. Artık şişman olmak, güçlü olduğunu göstermiyor. Aksine bunca can çekici yiyecek içecek içinde yemeden içmeden kalabilmek egonun kuvvetine işaret ediyor. Zayıf kalabilen, kendini disipline edebilen, dürtülerine göre hareket etmeden duran kişi demektir. O yüzden dün şişmanlık revaçta ve moda olandıysa, bugün zayıf kalabilen kişi moda davranış gösterebiliyor demektir. Yarın ise aşırı zayıflığın da sağlık getirmediği bilinecek ve bedensel yapısına göre kendini ayarlabilen ve bedeninin optimum şartlarda kalmasını sağlayabilenler güçlü görünecektir. Örneğin bir insan olabilir ki, ince kas ve kemik yapısı nedeniyle ancak zayıf bir beden taşıyabilir ve onun optimumu odur.

Öte yandan, başka birisi de olabilir ki onun kısa boyu, geniş karnı, hasılı piknik bir tipi vardır ve buna uygun olarak hafifçe kilolu, küçük göbekli bir yapı ona uygun düşer ve o bedenin optimumu da işte odur. Böyle bir bedeni, kalkıp bir deri bir kemik bırakacak olursanız olmadık bir zafiyetten yatağa düşürebilirsiniz talihsiz kadını. Onun için, herkesin beden yapısına göre bir form olması ve bunu çok da zorlamaması en istenen durumdur.

Herkese güzellik

Geleceğin insanlarında tek tip moda olmayacaktır. Modada çeşitlilik olacaktır. Nasıl insanlar yalnızca gençken çekici olmuyorlar, yaşlıyken de giydiğini yakıştırıp güzel kalabiliyorlarsa, her tipten insanın kendine ait bir güzelliği olacaktır. Windsor Düşesi`nin dediğini söylerler: “Bir kadın asla çok zengin ve çok ince olamaz.” Eğer kadın çok zengin olursa, erkekler onu derhal piranalar gibi yer, bitirir. Yine bir kadın çok ince olursa, bu ancak hastalanarak olabilir ve bu hastalığın adına da anoreksi denilir. Üstelik incelmiş kadınlar âdet de göremez olur ve doğurganlığı yani kadınlığı kaybederler.

Onun için inceler güzeldirler belki ama, bıkıp usanmadan her ay yumurtlayacak kadar kadın değildirler! Hiçbir şeyin fazlası, hatta yaşamayı bırakıp yalnızca başarıya odaklanmak bile iyi değildir.

Karıncalar dev bir dinozor olsaydı, çeşmelerden sel aksaydı, armut ağaçlarından iri kavunlar sallansaydı, zavallılar kahramanca kılıç savursaydı, salılar perşembeler bile cumartesi gibi pazara açılsaydı ve kadınlar durmadan doğursaydı, dünyada aşk için çile çeken kim kalırdı? Çünkü aşk, yoksun kalmaktan doğar. Başarmak ama aynı zamanda yaşamak; zayıflamak ama dozunda bırakmak, doğanın istediğidir. Yoksa bu dünya kıskançtır; ileri giden herkes çelmelenecek, geri kalan herkes desteklenecektir. İmparatorlar bunun için asılır, dilencilere o yüzden para verilir. Herkes bu dünyanın optimumu sevdiğini bilmelidir. Bilmelidir ki yaşamın enerjisi kıttır, doyuracak çok can vardır; güç kimseye gereğinden fazla aktarılmayacaktır!

(CBT Sayı: 850)

 

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir