Gerçek Aydın Kimdir? Aydın Despotizmi Nedir? Çevre Aydını Kime Denir?

aydın

Gerçek “aydın” kimdir? Aydın olmanın ölçütü nedir? Gerçek aydını sahte aydından nasıl ayırabiliriz? Yoğun biçimde zihinsel etkinlik gösteren, gerçeğin bilgisinin ardında koşan, önyargısız, özgürce düşünebilen, eleştiriye açık, güzelliği duyabilen kişi; entelektüel, münevver, aydın kişi olarak tanımlanıyor. Başka bir tanımlama ise; kendi tarihsel ve toplumsal konumunun bilincinde, içinde yaşadığı toplumun sorunlarının farkında olan, sorumluluk duygusu gelişmiş, bu özellikleri nedeniyle de topluma öncülük etme rolünü üstlenmiş dürüst, ölçülü kişidir.

AYDIN DESPOTİZMİ

Bir toplumu denetimleri altında tutmak ve kendi egemenliklerinin sürmesini güvence altına almak isteyen bilim, kültür ve sanat insanlarının her türlü seçenek düşünce ve karşıt oluşuma karşı takındıkları baskıcı, höşgörüsüz ve acımasız tutum. Düşünce yaşamının çeşitli köşebaşlarında yerleşik aydınların, yeniye geçit vermeyen tekellerini ısrarla koruma çabasında olmaları, baskıcı bir tutumla düşünce ve sanat yaşamını vesayetleri altında tutmaya çalışmaları ve gençler üzerinde zihinsel denetim ve toplumsal baskı oluşturma eğilimlerinin despotik bir niteliğe dönüşmesi.

ÇEVRE AYDINI

Eylemli gündemi ve zihin matrisleri kendi tarihsel-toplumsal konumunun sorunlarından çok kendisine odak aldığı uygarlığın sorunsallarıyla belirlenmiş; çözümü de sürekli bu odakta arayıp odağın yol göstericiliğine olan inancını hiç yitirmeyen; ancak, odağı gerçekten izlemeyi de bir türlü beceremeyen aydın tipi.

AYDIN KİM?

Doğan KUBAN

İnsan yaşamında üzerinde anlaşma olan tanımlar olmasa toplumlar yaşayamaz. Fil, fare, ağaç konusunda anlaşmazlık olmaz; uzun-kısa, şişman-zayıf bağlamında olmaz. Ekmek, peynir tanımında da yanılmıyoruz. Doğrusu istenirse, üzerinde anlaştığımız kavramlar ve sözcükler yaşamaya yetiyor. Fakat bunlarla aydın olunmuyor. Geniş bilgi, zengin bir sözlük, yabancı dil bilmek, yüksek okullardan mezun olmak da kanımca aydın sıfatını almak için yeterli değil. Kaldı ki bu düzeyde anlaşmak belki de olası da değil. Tartışma boyutunu bırakmak için kimseye bir öğüt ya da yol gösterme amacım olmadan, kendi aydın tanımımı okurlara sunacağım.

Aydın Tanımım

Tanımlamaya çalıştığım insanın amacı, insanları birleştirmek için aydınlatmak. En azından birbirleriyle iletişimi asla kesmeyecek kadar uygarlaşmak. Fakat bu, politika temelinde değil; insanlık temelinde olması öngörülen bir etkileşimdir.

Kanımca aydın, tek bir öğretinin, bir liderin izleyicisi olmayandır. Aklının kabul ettiği düşünceleri izler. Fakat düşüncenin çeşitliliğine de inanır. Dolayısıyla başka türlü düşünenlere ve sonuçta dünyaya karşı hoşgörülüdür. Cahile karşı da hoşgörülüdür.

Hoşgörülü olmak, teknoloji dünyasının ve kapitalizmin robotlaştırmasına karşı direnmek demektir. Fakat bu farklılıklar kendinin üstünlüğünü kanıtlayan bir nitelik olarak, yani gerçeği kendisi dışında kimsenin bilmediği şeklinde yorumlanmamalıdır. Bu da kimseyi farklı düşünceden dolayı mahkûm etmemek anlamına gelir. Bu, insanlık tarihinin en yüksek ideallerinden biri olan alçak gönüllü olmaktır.

Tarih, özgür düşünce arayışının düşünenleri kolayca ölüme götürdüğünün sonsuz örnekleriyle doludur. Demokrasi insana bu güvenliği sağlayan bir sistemdir. Fakat bu, insanların çoğunun sahip olamadığı bir şeydir. İslam ülkelerinde yoktur. Komünist ülkelerde yoktur. Rusya’da yoktur. Çin’de yoktur. Bütün baskıcı rejimlerde aydınlar acı çekmeye devam ediyorlar. İnsan doğası kolay ehlileşmiyor. Sadece bazı Avrupa ülkelerinde özgür düşünce ve bağımsız yargı, farklı düşünenlere biraz daha anlayışlı davranıyor.

Cehalet olan yerde, Jefferson’un yineleyip durduğum sözüne göre, demokrasi olmaz. Bir diktatörün yandaşı da aydın olabilir. Fakat ‘engagé’ bir aydındır. Yani bir takımadamıdır. Bu nedenle ‘aydın, mücadelesini özgür olarak yapan kişidir’ demek gerek.

Gerçi ‘engagé’ olmak da aydının hakkıdır. Fakat bu, toplumun gelişmesi ile ilgili bir yasal durumdur. Aydın, benimsediği düşünce akımı içinde de bağımsız kalabilen biridir. Bu bağlamda politik bir öğretinin temsilcisi Heidegger de olsa, aydın sayılmamalıdır.

Burada aydın kişinin bir özelliği daha ortaya çıkar. Aydın, uğrunda mücadele verdiği akıma karşı da bağımsızdır.

Günümüz ortamında böyle bir insana garip bir aziz gibi bakmak gerek. Avrupa tarihinde kaç düşünür var, kiliseye karşı çıkan? Osmanlı tarihinde kaç kişi var, sultanın uşağı olmayan?

Aydının bence bir özelliği de mal mülk endişesini aşmış olmasıdır.

Bu amaç, menfaat edinmek için fikir değiştirmeye uzandığı zaman, o adam aydın cüppesini çıkarmalı.

Kimin aydın olduğu tartışması, içi boş bir tartışma değil; ama tam dolu olduğu da söylenemez. Sonuçta ortada kişisel bir seçimden başka bir alternatif kalmıyor. Benimki şöyle özetlenebiliyor:

  • Aydın, bir öğreti ya da liderin takipçisi değildir;
  • Aydın, bir örgüt adamı değildir;
  • Aydın, bağımsız bir düşünürdür;
  • Düşüncenin çeşitliliğine inanır;
  • Bilgeye de cahile karşı da, inançları ne olursa olsun, hoşgörülüdür;
  • Alçakgönüllüdür. Kişisel özgürlüğünü koruduğu sürece kendini bir öğretiye adamış aydın da olabilir. Fakat özgürlüğe karşı savaşan, aydın değildir. Aydın düşüncesi satın alınamaz.

(……)

Aydın hep yalnız mıdır? Burada yanıt ‘evet’tir. Aydın yalnızdır. Kuşkusuz her aydın bir Prometheus değildir. (CBT 1292/2, 23 Aralık 2011)

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir