Aysel’in Manik Depresif Hikayesi

Depresyon hikayeleri

Aysel 24 yaşında, ailesiyle yaşayan, lise mezunu, kendi halinde, az konuşan, utangaç, mazbut bir genç kızdı. Bir fabrikanın muhasebe bölümünde çalışıyordu.

Bir sabah, işyerinde çalışanlar Aysel’i görünce hayretler içinde kaldılar. Her türlü gösterişten uzak yaşamasıyla tanınan Aysel, o gün minicik bir etek, göğüslerini epeyce belli eden askılı bir bluz, sahneye çıkacak bir şarkıcı havasını uyandıran koyu bir makyajla ortalıkta dolaşıyordu.

Tek değişiklik görünüşünde değildi Aysel’in. O sessiz sakin kız gitmiş; yerine şen şakrak, önüne gelene espri yapan, geveze bir kız gelmişti. Sürekli konuşuyor, hem de yüksek sesle konuşuyordu. İş arkadaşlarına laf yetiştirdiği yetmezmiş gibi, elinde cep telefonu, sürekli birilerini arıyordu. Sabahtan öğlene kadar yaptığı telefon konuşmalarının ücreti, herhalde bir aylık maaşını geçmişti.

Erkeklerle yakınlığı özellikle dikkat çekiyordu. Neredeyse işyerindeki bütün erkeklere açıkça asılıyordu. Müstehcen espriler yapıyordu. Telefonda konuştuğu kişiler de genellikle erkekti. Kendisini ikaz eden arkadaşlarına bağırıp çağırmış, fakat neşesi hızla yerine gelmişti.

İşini her zamankinden hızlı yapıyordu. Çarçabuk biten işinden arta kalan zamanı fabrikanın bölümlerini gezerek geçiriyordu. Üç yüz kişinin çalıştığı fabrikada o gün görüşüp konuşmadığı insan kalmamıştı. Hatta patronun odasına da dalmış, üretimi ve satışları arttırmak için bazı fikirleri olduğunu söylemiş, projelerini peş peşe sıralamıştı. Ortada bir tuhaflık olduğunu gören patron, ne yaptıysa Aysel’i odasından çıkaramamış, yarım saat boyunca onu dinlemek zorunda kalmıştı.

Aysel’in ailesi de hayretler içindeydi. Akşam ezanı okunmadan evde olan, gündüzleri bile yalnız sokağa çıkmayan kız, eve gece yarıları geliyordu. Anne babası “Neredeydin kızım?” diyecek olsalar, büyük bir öfkeyle sesini yükseltiyordu. Zaten o kadar çok konuşuyordu ki, sözünü kesip laf söylemek bile mümkün değildi. Geceleri sadece üç saat uyusa da enerji doluydu. Sabah karanlığında bomba gibi kalkıyor, süslenmeye ve telefon konuşmalarına başlıyordu.

Maddi durumları iyi olmadığı ve kendisi de az bir maaşla çalıştığı halde çok fazla alışveriş yapıyordu. Etekler, bluzlar, ayakkabılar, takılar… Hatta işi iyice büyütüp, taksitlerini ödemesi kesinlikle mümkün olmadığı halde bir de araba almıştı. Aysel’i gece yarısı otomobiliyle evin önünde gören babası çılgına dönmüş, kızının namusuyla ilgili endişelerine bir de giderek borç bataklığına sürüklenme kaygıları eklenmişti.

Aysel buna rağmen bir de kooperatife girip ev sahibi oldu. Onun bu çılgınca harcamalarını kimse durduramıyordu. Bir saniye yerinde oturmuyordu. Sürekli geziyor, konuşuyor, para harcıyor, erkeklere asılıyordu.

Araba ve ev taksitini nasıl ödeyeceği sorulduğunda, akıl almaz projelerden bahsediyordu. Bu projelerin ilk adımı olarak, kendi muhasebe bürosunu açmak üzere işinden ayrıldı. Zaten işyerindekilerin de tepkisini çekiyordu. İkide bir, patronun ve üst düzey yöneticilerin odalarına dalıp iş geliştirme projelerinden söz ediyordu.

Birkaç yıl muhasebe elemanı olarak çalışmıştı; fazla bilgisi ve tecrübesi yoktu, son günlere kadar içine kapalı biri olduğu için sosyal çevresi de dardı. Ama kendine güveni müthiş artmıştı. İstanbul’un göbeğinde lüks bir ofis kiraladı.

Bir yandan da emlak işine el attı, kendisine bir ortak bulup emlakçılığa girişti. Ayrıca konfeksiyon mağazası açmayı, bununla da yetinmeyip tekstil fabrikası kurmayı düşünüyor, sürekli birileriyle iş görüşmeleri yapıyordu.

İş görüşmeleri, aşk görüşmelerine engel değildi. Hayatında bir kere bile bir erkekle beraber olmamışken, şimdi her gün başka biriyle birlikteydi.

O günlerde genel seçimler yaklaşıyordu. Bir siyasi partinin il merkezine giderek memleket meselelerinin çözümü hakkında olağanüstü fikirleri olduğundan bahsetmiş, milletvekili aday adayı olmuştu.

Böylesine hummalı faaliyetler arasında bir de üniversiteye hazırlık, İngilizce ve dans kurslarına yazılmıştı.

Neredeyse etrafında borç almadığı kişi kalmamıştı. Ne yapıp edip insanları borç, bankaları kredi vermeye ikna ediyordu.

Bütün bu işlerin olup bitmesi sadece iki hafta sürdü. Yakınları, Aysel’deki bu ani ve büyük değişiklik karşısında şoke olmuşlardı. Önceleri bunun bir hastalık olabileceği akıllarına gelmemişti. Ama iki hafta içinde olup bitenler, psikiyatriste gitmeyi kaçınılmaz kılıyordu.

Aysel psikiyatriste gitme fikrine elbette karşı çıkmış, büyük tepki vermişti. Zaten, bütün neşesine rağmen, biri yaptıklarına engel olmaya çalıştığında öfkeden gözü dönüyordu. Erkek kardeşi ve amcasının oğlu “Anneni hastaneye götürüyoruz, sen de gel” diyerek Aysel’i kliniğimize getirdiler. Genç kızın ‘mani’ atağı geçirmekte olduğunu, bir uzman tarafından hemen fark edilecek haldeydi. Aysel mutlaka yatırılarak tedavi edilmeliydi.

Genç kız ne olduğunu anlamadan servisin, yani yataklı bölümün içinde buldu kendisini. İlaçlarla önce uykusu düzeldi, sonra aşırı hareket hali ve durmamacasına konuşması azaldı, en sonunda da uçuk projelerinden vazgeçti. Bir ayın sonunda, tamamıyla mantıklı düşünen ve tutarlı davranan biri haline gelmişti.

Ancak hastaneden çıkınca karanlık bir tablo bekliyordu kendisini: İşini kaybetmişti ve borç içindeydi. Arabasını satmak, kooperatif evini devretmek, kiraladığı ofisin kontratını iptal etmek zorunda kaldı. Bankalara dünya kadar kredi borcu vardı. Akrabalarının yardımıyla acil borçlarını ödedi.

Ciddi bir hastalık geçirmiş olduğunu şimdi anlıyordu. Büyük bir pişmanlık içindeydi. Ailesini üzmüş, altından kalkamayacağı harcamalar yapmıştı. Gardırobundaki mini etekleri gördükçe “Ben bunları nasıl giydim?” diyordu. Beraber olduğu erkekler devamlı kendisini aradıkları için telefon numarasını değiştirmeye mecbur kaldı.

Aysel’in hikâyesi burada bitmedi. Genç kız birkaç ay içinde ‘depresyon’a girecek, hastalığın başka bir dönemini yaşamaya başlayacaktı.

Zeynep hakkında 25 makale
1984 yılında Sinop'ta doğdum. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Psikoloji Bölümü'nü bitirdim. İngilizce, Almanca ve Türkçe biliyor; bu dilleri aktif olarak kullanıyorum. Tuna, Metin ve Name adında üç güzel çocuğum var. Uzman psikologluk kariyerimle birlikte hem anneliğe hem de beybut.com'da yazmaya devam ediyorum. Yazılarımda annelik ve bebek bakımı, psikoloji ve yabancı dil öğrenimiyle ilgili harika bilgiler ve ipuçları bulacaksınız.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*