Boşanma ve Nedenleri, Boşanmanın Etkileri

boşanma

Boşanma, boşanmanın nedenleri, eşler ve çocuklar üzerindeki etkileri, boşandıktan sonra çocuklara nasıl davranılması gerektiği konuları üzerine.

Boşanma, tüm çabalara karşın, türlü nedenlerle evlilikte karşılıklı sevgi, saygı ve güven yitirildiğinde bir zorunluluk durumuna gelen olgu; ayrılma.

Ergenliği gerektiği gibi yaşamamış olmak (ruhsal olgunluğa ulaşamamak) ve mutsuz anne baba örneği, boşanmanın iki önemli nedeni olarak gösteriliyor. Mutsuz anne ya da baba ile özdeşleşen çocuk, büyüyüp evlendiğinde tepkici oluyor ve çabuk ayrılmaya yöneliyor. Oysa evliliğin ilk yıllarında birtakım anlaşmazlıkların olması doğaldır. Bunları aşma başarılınca uyumlu bir evlilik başlayabiliyor. Evliliğin ön koşullarını yerine getirmeden evlenen çiftlerin ayrılma olasılığı daha fazladır. Ayrılmaların büyük çoğunluğunun, ilk yıllarda oluşu da bunu doğruluyor. Boşanmaya yol açan başka nedenler de vardır. Uzman yardımı almak da içinde olmak üzere, tüm çabalara karşın, evlilikte karşılıklı sevgi, saygı ve güven yitirildiğinde ayrılma, bir zorunluluktur.

Boşanmanın Nedenleri

1) Evliliğe hazır olmadığı halde, sevmediği ev ortamından uzaklaşmak amacıyla evlenmek. Bu bilinçsiz ve yanlış evlilik, çoğu kez uzun sürmüyor ve ayrılmayla sonuçlanıyor.

2) Erkeğin, annesine bağımlı olması ve eşini annesiyle özdeşleştirmesi. Böyle bir erkek, karşı cinse yaklaştığında, annesine duyduğu duyguları duyumsadığı için suçluluk duyuyor ve eşiyle sağlıklı bir ilişki kuramıyor.

3) Eşin kaba güce başvurması, baskı yapması. Şiddetin, baskının egemen olduğu bir ortamda mutlu bir evliliğin sürdürülemeyeceği açıktır. Baskı, şiddet gören için ayrılık, bir kurtuluştur.

4) Geçim sıkıntısı gibi ekonomik sorunlar. Maslow’un gereksinimlerimizin aşama sırasında yeme içme ve barınmanın, ilk sırada yer alan gereksinimler olduğu anımsanırsa, bu boşanma nedeninin önemi daha iyi anlaşılır.

5) Toplumsal-kültürel uyuşmazlıklar. Evlilerden birinin, farklı toplumsal-kültürel kesimden oluşu, ötekinde aşağılık duygusu ya da beğenmeme, küçümseme duygusu yaratabiliyor. Kimi eşler, ailelerinin değer ölçülerini yaşantılarının dışında tutamıyor; aileler yerli yersiz, eşlerin yaşantılarına karışıyorlar. Eşlerden biri; daha çok da erkek, başkasıyla duygusal ilişkiye giriyor; eşini aldatıyor. Bu gibi yanlış davranışlar da boşanma nedeni oluyor.

6) Ruhsal uyumsuzluk ve bozukluk. Sevmeme, saymama, anlayışsızlık, hoşgörüsüzlük, susulacak yerde susmayı bilmemek gibi davranışlar; yoğun nevrotik ve psikotik bozukluklar da boşanma nedeni olan ruhsal uyumsuzluk ve bozukluklardır.

Boşanmanın Eşler ve Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Boşanma, özellikle eşleri ve varsa çocukları ruhsal açıdan sarsan bir olaydır. İlk yıllardaki ayrılıklardan en çok, çocuklar zarar görüyor. Küçük yaşlarda sevgi, ilgi ve güven duygusundan yoksun bırakılan çocukların ruhsal gelişimleri aksıyor. Evliliği en çok yasak ilişkiler olumsuz yönde etkiliyor. Çünkü evlilikte bağlılık (sadakat), en önemli etkendir. Aldatılan eş, kimi “Ben, sevgiye layık değil miyim?” kuşkusuna düşüyor; kimi de öfkeleniyor. Ancak, bu, yanlış bir kuşku, yanlış bir öfkedir. Çünkü özellikle erkeklerde orta yaşlarda, yasak ilişkilere yönelme olabiliyor. İnsanın doğasında bunun gibi yanlışlıkları yapma eğilimi bulunuyor. Kadınlar, daha fazla baskı altında oldukları için, onların yanlış yapma oranı daha düşüktür. O nedenle yanlış yapan eşiyle inatlaşma yerine onu yeniden kazanmak için, kadının olumlu çabalara yönelmesi öneriliyor. Anne baba arasındaki sürekli tartışma ve çatışmalar, çocukta tedirginlik, gerilim ve kaygı oluşturuyor. Bu ortamda gerekli gereksiz azarlandığında, bağırılıp çağırıldığında çocuğun özgüveni, özsaygısı sarsılıyor; çocuk, kendini olup bitenlerin suçlusu olarak görüyor. Bu çaresizlik içinde anne babadan birine yaklaşan çocuğun, kendisine yaklaştığı anne ya da babasının duygularını öbürüne yansıttığı görülüyor. Bu yolla çocuk, bir tarafa aşırı bağlanınca, öbür tarafa kin, nefret ve düşmanca duygular besliyor. Bu durum, özdeşleşme dönemlerinde kişiliğin gelişimini ve cinsel kimlik oluşumunu önemli ölçüde aksatıyor. Anneye yaklaşmış olan erkek, erkek kimliğini; babaya yaklaşmış olan kız da kadın kimliğini kazanmada zorluk çekiyor. Bu çocuklar, büyüdüklerinde karşı cinsle ilişkilerinde sorunlar yaşıyorlar. Cinsel sapmalar bile gösterebiliyorlar. O nedenle geçimsizlikleri yüzünden çocuklarına olumlu gelişim olanakları sağlayamayan anne babalara düşen en önemli görev, çocuklarını, ruh sağlığını bozan bu ortamdan bir an önce kurtarmaktır.

Boşanmanın Çocuklara Yansıtılışı

Önemli bir sakıncayı da boşanmış eşlerin, çocukları, birbirine karşı öç alma aracı olarak kullanmaları oluşturuyor. Ayrılan kimi anne babalar, çocuğu karşı tarafa göstermemek için türlü yollara başvuruyorlar. Çocuğa bu konuda aşırı baskı yapıyorlar. Çocuğa çelişkili tutumlarla davranıyor ya da onu aşırı koruyor, derin çatışmaların içine itiyorlar. Bu nedenle, tüm çabalara karşın giderilemeyen geçimsizlik ve uyumsuzluk durumlarında bir an önce boşanmak, eşlerin, özellikle de çocukların ruh sağlıkları açısından çok önemlidir. Anne baba da çocuklar da bir an önce düzenli ve dengeli bir yaşama kavuşmalıdırlar. Ancak, çocuk, eşler arasındaki her türlü anlaşmazlığın dışında tutulmalıdır. Alınmış olan boşanma kararını anne ve baba, uygun bir dille çocuğa anlatmalı; bu ayrılıkta kendisinin herhangi bir suçunun, etkisinin olmadığını vurgulamalıdırlar. İstediğinde kendilerini görebileceğini; kendilerinin de onu sık sık arayacaklarını belirtmelidirler. Anne ya da baba, karşı tarafı kötülemek için çocuğu hiçbir biçimde kullanmamalıdır. Çocuğun, 15-16 yaşına dek annesinin yanında kalarak, uygun zamanlarda babasıyla da görüşmesi, ruh sağlığı açısından daha uygun görülüyor. Boşanmanın Yol Açtığı Ruhsal Sorunların Giderilmesi: Boşanmalar konusunda yapılan 5-10 yıllık izleme çalışmaları sonucunda şu bulgular elde edilmiştir: Boşanmayı izleyen ilk bir buçuk yıl içinde eşler ve çocuklarda ileri derecede karmaşık ruhsal sorunlar görülüyor. Çocukların aşırı zorlandıkları; toplumsal uyumsuzluklar, kaygılı depresyonlar yaşadıkları; saldırgan, itaatsiz, okulda başarısız oldukları gözlemleniyor.

Çocuk ne kadar küçükse, boşanmadan o kadar çok etkileniyor. 6-8 yaşlarında çocuklar, olayı algılayabiliyorlar; ancak, ben odaklı yorumlar yaparak, birlikte oldukları anne ya da babaya kızgınlık, öbürüne de bastırılmış saldırganlık duyuyorlar. 9-12 yaşlarındaki çocuklar ise, olaya anne baba açısından da bakabiliyorlar. Boşanma konusunda kendilerini suçlamıyor; ancak, anne babadan birine karşı bağlılık duygusu, öbürüne karşı da çelişkili duygular besliyorlar. Anne babadan birini seçmeyi, bir dizi çatışma yaşadıktan sonra başarabiliyorlar. Bu yaştaki çocuklar, duygularını daha rahat anlatıyorlar. Güçlerini daha çok oyuna yöneltiyorlar. Bunlar en çok, ev ve okul değiştirmede zorlanıyorlar. Bu yaş çocukları, öbür aile çocuklarından daha çatışmalı, bağımlı, çekingen, suçlayıcı, dikkatsiz oluyor ve daha çok uygunsuz davranışlar gösteriyorlar. Ergenlik yaşındaki çocuklar, boşanmayı birden çok boyutu ile kavrayabiliyorlar. Bununla birlikte, bu olgu karşısında, çok değişik tepki gösterenlere de rastlanıyor. Kimi ergen, boşanmanın yasını tutuyor; kimisi, duygusal desteğe gereksinim duyuyor; kimisi, bağlılık çatışması yaşıyor; kimisi, çekilmeyi yeğliyor; kimisi de ailede önemli sorumluluk almanın tadını çıkarıyor. Anne babası, kendisi 2 yaşına girmeden önce ayrılmış olan çocuklar, ergenlikte önemli sorunlar yaşamıyorlar. Anne babası, kendisi 3-5 yaşında iken ayrılmış olan erkek çocuklar, ergenlikte saldırganlık; kızlar, hem saldırganlık hem de okulda başarısızlık sorunları yaşıyorlar. 6-12 yaşlarında iken anne babaları ayrılan erkek çocukların, ergenlikte okulu reddettikleri görülüyor. Boşanan anne babanın delikanlılık çağındaki kızları, kadın kimliğini aşırı biçimde öne çıkarıyorlar. Bunlarda suçluluk oranı da yüksek oluyor. Normale oranla fazla olmakla birlikte, anne babada nöbetleşe kalan çocuklar, anne ve babadan birinde yaşayan çocuklardan daha az sorunlu oluyorlar. Anne babaları uzak yerlerde oturan çocuklara, gerekli sevgi ve ilgi gösterildiğinde; telefonla, mektupla, zaman zaman ziyaretlerle ilişki sürdürüldüğünde, ayrı yaşamanın sakıncaları azaltılıyor.

Küçük çocuklara düzenli ziyaretlerin gerçekleştirilmesi, anne babalar için önemli bir sorumluluktur. Boşanma durumlarında ortaya çıkan uyum ve davranış bozukluklarının giderilmesi için anne babaya, boşanma ve yeniden evlenme tedavisi; çocuklara oyun tedavisi; gençlere ise içgörü kazandırıcı tedavi uygulanıyor. Aralarında yeterli sevgiyi oluşturamayan ya da var olan sevgiyi bitiren kimi evliler, çocuktan evliliği mutlu bir birlikteliğe dönüştürmesini bekliyorlar. Kimi mutsuz çiftler de yalnız kalma korkusu yüzünden evliliklerini bitiremediklerini ya da ailelerinin, çevrenin etkisinde kaldıklarını itiraf edemedikleri için, evliliklerini sürdürme nedeni olarak çocuklarının varlığını öne sürüyorlar. Sağlıklı eşler, bu tür sağlıksız tutumla davranmıyorlar.

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir