Dizgeli Eğitim Öğretim

dizgeli eğitim öğretim

Dizgeli eğitim-öğretim, (preparing lesson plan in systematic teaching) Veysel Sönmez’in tüm öğrenme-öğretme strateji, taktik, kuram, yöntem ve tekniklerin ilkelerini göz önünde tutarak; kişisel deneyimlerinden, yüksek lisans ve doktora tezlerinin verilerinden, Köy Enstitüleri‘ndeki uygulamalardan, Eğitmen Kılavuzu’ndan yararlanarak; ayrıca Bloom’un tam öğrenme modeli ile Gagne’nin görüşlerine temellendirerek düzenleyip uyguladığı ders planı modelidir.

Dizgeli Öğretimde Ders Planı Düzenlenirken İzlenmesi Gereken Sıra

  1. Milli Eğitimin ve okulun hedefleri saptanıyor.
  2. Her dersin hedefleri saptanıyor.
  3. Bir ders (konu alanı) düzeyinde belirlenen hedefler, davranışa dönüştürülüyor.
  4. Hedaf davranışlar ve içerik, kolaydan zora, basitten karmaşığa, somuttan soyuta, yakından uzağa, bilinenden bilinmeyene ve birbirinin önkoşulu olma özelliğine göre düzenleniyor.
  5. Her ünite için belirlenen hedef davranışlar, 40’ar ya da 80’er dakikalık derslere bölüştürülüyor.

Bir eğitim durumunda öğrenciye davranışlar kazandırılırken aşamalı sıraya uyuluyor; ipucu, düzeltme, dönüt, pekiştireçlerin uygun yer ve zamanda kullanımı; öğrenci katılımı; uygun öğrenme- öğretme stratejisi, yöntem ve teknikleri ile akıl yürütmelerin iç içe düzenlenmesi, adım adım ders planında gösteriliyor.

Dizgeli Öğretimin Basamakları

  1. Dikkat Çekme (Attention): Öğretmen, dersin başında konuya ve kazandırılacak davranışlara öğrencilerin dikkatini çekmek için olay, olgu, anı, espri, fıkra, şarkı gibi etkinliklerden bir ya da birkaçını kullanıyor. Dikkat çekmede dramatizasyon, oyun, rol yapma gibi etkinliklerden de yararlanılıyor. Dikkat çekmenin bir yolu da bir kurala uyulmaması durumunda ortaya çıkacak olumsuzluğa dikkat çekmedir. Yeri ve zamanı gelince bir de ara dikkati çekmek gerekiyor.
  2. Güdüleme, İstekli Kılma (Motivation): Bir dersin bu ikinci basamağında, öğrencilerin ele alınan konuyu niçin öğrenmek zorunda olduklarını öğretmen, öğrencileriyle birlikte tartışarak ortaya koyuyor.
  3. Gözden Geçirme (Overview): Bu üçüncü basamakta, hedefler ve onlarla ilgili kazandırılacak davranışlar, derste öğrencilere sunuluyor. Dersin sonunda öğrenciler, kendilerinden beklenenlerin neler olduğunu bilince dersi daha dikkatli izliyorlar.
  4. Geçiş (Tranmsition): Bu basamakta, öğretmenin düzenlemiş olduğu olay, olgu, anı, tablo, levha, harita gibi araç-gereçler öğrencilere sunulup gerekli açıklamalar yapılarak öğrenciler, geliştirme bölümüne hazırlanıyorlar. Geçiş, gereksinime göre çeşitli biçimlerde gerçekleştiriliyor.
  5. Geliştirme Bölümü (Lesson Development): Bu bölüm çalışmalarıyla belli bir konu alanında belli bir sürede her öğrenciye istenen davranışları kazandırmak için yapılan şu tür tutarlı etkinlikleri kapsıyor: a) Öğrenciye sorulacak sorular ve onlardan beklenen yanıtlar önceden belirleniyor. b) Öğrenciden doğru yanıt gelmediğinde verilecek ipuçları belirleniyor. c) Öğrenciden eksik yanıt gelince yapılacak düzeltme ve dönütler belirleniyor. ç) Doğru yanıtlara verilecek pekiştireçler saptanıyor. d) Her öğrencinin derse katılımı sağlanıyor. e) İlgili araç-gereç ve kaynak kişi sınıfa getirilerek yeri gelince onlardan yararlanılıyor. f) Kazandırılacak davranışa uygun öğrenme ve öğretme yöntemi kullanılıyor. g) Zaman, hedef davranışlara ve öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeylerine göre ayarlanıyor. ğ) Üniteler somuttan soyuta, kolaydan zora, basitten karmaşığa, bilinenden bilinmeyene, yakın çevre ve zamandan uzağa; birbirinin önkoşulu oluş özelliklerine göre sıralanıyor. h) Ünite sonlarında, öğrenciye not verilmedem, biçimlendirme ve yetiştirmeye yönelik değerlendirme yapılıyor. ı) İstendik niteliklerle donanmamış öğretmen, program amacına beklenilen düzeyde ulaşamayacağı için, programlandırılmış öğretime göre bir dersin işlenişini öğrenip uyguluyor. i) Her dersin işlenişinde hangi tür akıl yürütme süreçlerinin kullanılacağı saptanarak plan buna göre yapılıyor. j) Eğitim durumunda, dinleme, görme, tartışma, yapıp gösterme ve başkasına öğretme olarak bilinen beş öğrenme-öğretme etkinliği bir arada gösteriliyor. Çünkü öğrenci, öğrendiklerinin yüzde 90’ını ancak bunları yapınca unutmuyor ve kullanıyor. k) Öbür derslerle ( Türkçe, matematik, resim, müzik, beden eğitimi, fen bilgisi, sosyal bilgiler, hayat bilgisi, iş bilgisi ile) ne zaman ve nasıl bağlantı kurulacağı planda belirtiliyor.
  6. Özet (Summary): Davranışlar, bilgi düzeyinde olunca, bilgi vermek amacıyla; hedefler değişik düzeylerde olunca, her hedef kazanılınca ara özet biçiminde; dersin sonunda ise tüm yardımcı noktalar (düşünceler) açıklandıktan sonra, ana nokta söylenerek özet yapılıyor.
  7. Tekrar Güdüleme-Tekrar İstekli Kılma (Remotivation): Bu basamakta, öğrencilerin derse ve öğrendiklerine karşı ilgilerinin sürmesi sağlanıyor.
  8. Kapanış (Closure): Öğretmen bu basamakta, dikkati çekme basamağında sorduğu açık uçlu soruyu yeniden soruyor. Yarısını gösterdiği filmin ve oyunun nasıl sonuçlandığını söz konusu ediyor; verilen yanıtlara göre filmin, oyunun sonunu gösteriyor; şarkı, oyun ve gösteriyle dersi bitiriyor. Bu soruların yanıtları yine verilemiyorsa ipucu, dönüt ve düzeltmeden yararlanıyor; yine yanıt alınamıyorsa eğitim durumu yeniden düzenleniyor.
  9. Değerlendirme Bölümü: Öğretmen, bu bölümde öğrenciye kazandırmayı amaçladığı hedef davranışlarla ilgili en az bir soru soruyor. Dersin son 5-10 dakikasında, öğrencilere not vermeden, biçimlendirme ve yetiştirmeye dönük bir değerlendirme yapıyor. Elde ettiği sonuçlara göre, ders planında gerekli düzeltmeleri yapıyor.

Dizgeli (programlandırılmış) bilgisayarlı eğitim (systematic (programmed) computer-based education) Sönmez’in dizge yaklaşımına göre oluşturduğu geleceğin eğitim biçimlerinden biri. Ona göre çok yakın bir gelecekte tüm okul sistemleri ortadan kaldırılarak çocuklar ve gençler, okula gitmeden, evlerinde yaşam boyu bilgisayarla eğitimlerini sürdürebilirler. Dizgeli (programlı) eğitimde olduğu gibi her okul, sınıf, ders, kurs, meslek ve alan için hedef-davranışlar, içerik, eğitim ve sınama durumları saptanıp düzenlenebilir. Programlar, her uygulamaya göre sürekli değerlendirilip geliştirilebilir. Dizgeli eğitimle okulda öğrenciye kazandırılanlar, küçük adımlar ilkesine göre bilgisayarla adım adım evde kazandırılabilir. Programın sonunda davranışla ilgili en az on sorunun belirtilen zamanda çözülmesi istenebilir. Öğrenci onları çözünce ikinci davranışa geçebilir. Çözemediğinde yeniden bilgisayarda başa dönebilir. Yine çözemezse, başka çalışmalar yaptırılabilir. Yine çözemezse, o davranışın bu öğrenci için şimdilik öğretilemez olduğu kararına varılabilir. Her meslek ve alan giriş, basit, orta, yüksek, master ve doktora olarak kurlara ayrılabilir. İsteyen, bilgisayarlı eğitimle istediği alanda istediği kadar öğretim programını bitirebilir. Her meslek, alan, ders ve kurs için değişik kurum ve kişilerce binlerce bilgisayar programları (CD’ler, kasetler) üretilebilir. Öğrenci, bunları hazırlayan yetkililerle görüşme, sorun çözme, deney, gözlem, araştırma, soruşturma, tartışma, açık oturum, panel, drama, beyin fırtınası, başkasına öğretme etkinliklerine katılarak sanal ortamda öğrendiklerini istediği yer ve zamanda, daha ekonomik olarak, gerçek ortamlara taşıyabilir. Aynı programı alan öğrenciler, yoksun kaldıkları dokunma, sevme, koklama, tatma gibi duyu organlarıyla; toplumsallaşma ile ilgili engellenen özellikleri kazanmak için haftanın belli gün ve saatlerinde, belli yerlerde bir araya gelerek bu eksikliklerini giderebilirler.Bu etkinlikleri gerçekleştirmek; gezi, gözlem, araştırma yapmak, işi yapıp ortaya koymak; becerileri, duyuşsal alanla ilgili davranışları kazanmak için okullar, iş yerleri, fabrikalar, hastaneler kullanılabilir. Dizgeli (programlandırılmış) bilgisayarlı öğretim yaşama geçirilince artan zamanda kişi, resim, müzik, spor, gezi, tiyatro, edebiyat, fotoğraf ile ilgili etkinlikler göstererek kendini gerçekleştirebilir. Bu eğitim uygulaması için Milli Eğitim Bakanlığı; Yüksek Eğitim Şurası, Eğitim Kurmayı Enstitüsü, Sınav Yüksek Kurulu Başkanlığı, Eğitim Yüksek Kurulu Başkanlığı adlı dört özerk kuruluş oluşturabilir. Ayrıca il milli eğitim müdürlükleri de buna koşut olarak düzenlenebilir.

Dizgeli (programlandırılmış) eğitim (systematic education) Sönmez’in bir sentez olarak geliştirmiş olduğu ve daha sonra Harward Gardner’in çoklu zekâ kuramı olarak ileri sürdüğü kuramın öğretimde nasıl uygulanacağını da göstermek üzere dizge (sistem) yaklaşımına ve olabilirlik felsefesine göre yapılandırdığı eğitimdir. Sönmez, bu modeli, birçok yazılı kaynağın da desteklediği ilkokul, orta okul, lise ve üniversite öğretmenliğindeki deneyim ve araştırmalarına dayandırarak geliştirmiştir. Bu modelin derslerde nasıl uygulanacağını belirten ders planları da geliştirmiştir. Olabilirlik felsefesine dayanan eğitim, hem her öğrenciye göre yeniden düzenlenebiliyor hem de belli gruplara, hatta tüm insanlara göre düzenlenebiliyor. Öğrenme-öğretme ve değerlendirme etkinlikleri de çok ve tek boyutlu olarak ele alınabiliyor. Etkinliklerin nasıl olacağı, durumu, koşullara göre değişiyor. Şimdilik, tek öğrenme-öğretme kuramı, stratejisi, taktiği, yöntem ve tekniği olmadığına göre, her davranışı öğrenecek olan kişinin bunları öğrenirken sürekli kullanacağı öğrenme-öğretme kuramı, stratejisi, taktiği, yöntem ve tekniği de olmayacak demektir. Bilginin bulunup anlaşılması, kullanımı ve ondan yeni bilgi, beceri, duygu ve sevgiler elde edilmesi yoluna gidilirken yeri geliyor öğrenci ya da öğretmen; yeri geliyor toplum, devlet, kurum, konu, sınama durumları, hedef ve davranışlar temel dayanak alınıyor ya da bunların hiçbirine dikkat edilmeyebiliyor. Ayrıca doğruluk derecesi yüksek olan önermelere eğitim ortamında öncelik verilmesi ve şimdilik onların temel olarak alınması gerekebiliyor. Bunların işlemediği durumlarda başka seçenekler işe koşulabiliyor. Bunun için şöyle bir eğitim ortamı düzenleniyor: Dizgeli (programlandırılmış) eğitim (öğretim), eğitimbilim ilkelerine göre belirlenmiş olan hedef davranışlar, içerik, eğitim ve sınama durumları ile dönütten oluşan bir dinamik yapı biçiminde ele alınıyor. Önce uzak hedefler belirlenip oradan genel ve özel hedeflere gidiliyor. Bunlarda hem olgusal hem de mantıksal tutarlılık aranıyor. Sonra hedeflerin göstergesi olan davranışlar saptanıyor. Bu davranışların kazandıracağı içerikler, bilimsel, düşünsel ve sanatsal açıdan çağdaş bir yaklaşımla yazılıyor. Bu davranışların uygun öğrenme-öğretme strateji, yöntem ve teknikleriyle nasıl kazandırılacağı planlanıyor; sürecin sonunda da bir değerlendirme yapılıyor. Tüm etkinlikler sürekli olabiliyor. Düzenlenip öğretmenlere verilen ünite planlarının nasıl uygulanacakları, sınıf ortamında gösterilip yaptırılıyor. Bunları tüm okullarda bulunan Program Düzenleme, Uygulama, Değerlendirip Geliştirme Kurulları gerçekleştiriyor.

Dizgeli Eğitim Modelinin Dayandığı İlkeler

Bu ilkeleri Sönmez, şöyle belirlemiştir: (2004):

  1. Kuramların hiçbiri öğrenme ve öğretmeyi tümüyle açıklayamıyor. Ortaya konulmuş olan öğrenme ve öğretme kuramlarının bir bölümü birbirini destekleyen önermeler ileri sürerken, birbirine ters düşen önermeler ileri sürenler de bulunuyor.
  2. Bilişsel, duyuşsal, devinişsel, sezgisel her davranış, bir kuram, yöntem ve teknikle kişiye öğretilemiyor. Öğrenme ortamında birden çok yaşantıya yer vermek gerekiyor; çünkü tek yaşantı öğrenmeyi gerçekleştiremiyor.
  3. Herkes aynı davranışı aynı kuram, strateji, taktik, yöntem ve teknikle öğrenemiyor. Belli bir davranışı öğrenmek ve öğretmek için herkes farklı yollar izleyebiliyor. Çünkü kimi yönlerden benzerlik gösterseler de her insan birbirinden farklı ve çok boyutlu bir varlık özelliği taşıyor. Kimi kişiler sunuş, buluş, araştırma, soruşturma yoluyla; kimisi tam öğrenme ile; kimisi de tanımların, ilkelerin, önemli yerlerin altını çizerek, özetleyerek, kavram çözümlemesi yaparak, örneklendirerek ya da tartışarak daha iyi öğreniyor.
  4. İnsan, bir tür etkinlikle öğrenemiyor. Birçok etkinliği bir arada kullandığında edindiği davranışlar daha kalıcı oluyor. Yapılan bir araştırma, yalnızca okuduklarımızın yüzde 10’unu; dinlediklerimizin yüzde 20’sini; yalnızca gördüklerimizin yüzde 30’unu; hem dinleyip hem gördüklerimizin yüzde 50’sini; tartıştıklarımızın yüzde 30’unu; yapıp gösterdiklerimizin yüzde 70’ini; başkasına öğrettiklerimizin ise yüzde 90’ını anımsayabildiğimizi gösteriyor.
  5. Davranışın niteliği ve düzeyi değiştiğinde farklı kuram, strateji, taktik, yöntem ve tekniklerin, akıl yürütme yollarının işe koşulması gerekiyor. Bilgi düzeyindeki davranışı öğretirken ayrı; kavrama, uygulama analiz, sentez, değerlendirme düzeyindeki davranışları kazandırırken ayrı kuram, strateji, taktik, yöntem ve teknik kullanıyoruz. Bilgi düzeyindeki davranışlar tanıma, anımsama, seçip işaretleme, eşleştirme, olduğu gibi yazma, söyleme davranışlarıyla kazandırılıyor. Bunlarda genellikle tümdengelim ve akıl yürütme etkili oluyor. Kavrama düzeyinde ise tümevarım, andırma, diyalektik akıl yürütme ve davranışların nedenini, niçinini, nasılını gerekçesiyle söyleme, yazma, grafikle, formülle anlatma etkinliklerinin yer alması gerekiyor. Analiz, sentez ve değerlendirme düzeyinde ise daha farklı kuram, strateji, taktik, yöntem ve teknik; örneğin, beyin fırtınası tekniği, karar verme süreci, sorun çözme, yaratıcı proje tekniği işe koşulabiliyor.
  6. Öğretim, derslerin yerine ünitelere dayandırılıp Türkçe, matematik, resim, müzik, beden eğitimi ve başka derslerin hedef davranışları, ünitelerin çevresinde kazandırılabiliyor. Genellikle kavramları, simgeleri, sınıflamaları, yöntemleri, ilkeleri kapsayan ünitelerde öğrenmeye sınıf düzeyine uygun sayıda kavramlarla başlanabiliyor. Öğrenciler hayat, sosyal ve fen bilgisi ünitelerini işlerken yaşamı bir bütün olarak görüyorlar. O zaman olgular daha doğru ve gerçekçi biçimde anlaşılıyor.
  7. Öğrenciye bilgiyi bulma, ortaya çıkarma, anlama, kullanma ve yeniden üreterek yaratma becerisi kazandırılabiliyor. Dünyadaki tüm bilgileri şimdilik öğrenmemiz olası olmadığına ve gerekmediğine göre onun yerine bilgiyi bulma, anlama, uygulama ve o bilgiden yeni bilgiler üretme etkinliği çok daha kolay öğrenilip uygulanabiliyor. Bu yaklaşımda dersi anlatmak yok; dersi işlemek vardır. Öğretmen bir orkestra şefi gibidir. Bir derste öğrenciye bilişsel, duyuşsal, devinişsel ve sezgisel alanın değişik basamaklarına ilişkin hedef davranışlar kazandırılabiliyor.Dizgeli öğretim modelinde, bir üniteye girmeden önce, neyi bilip bilmediğini belirlemek için öğrenciye ön test veriliyor. O üniteye bilişsel ve duyuşsal hazırlık yapma gereksinimi olan öğrenciler, tamamlama eğitimine alınıyorlar.

Dizgeli öğretimin temel değişkenlerinden biri de sevgidir. Bu modelde öğrencinin dersi, öğretmeni, arkadaşlarını sevmesini sağlayacak ortamlar düzenleniyor. Bütün uygulamalar, genelde demokratik ortamlarda gerçekleştiriliyor. Öğrenme ve öğretme etkinliklerinden sonra sınama durumlarına yer veriliyor. Sınama durumu, ölçme sonuçlarının bir ölçüte vurulup yargıya varma sürecidir. Değerlendirme, istendik (hedef) davranışlara yönelik olarak çok değişik biçimlerde yapılıyor. Bu iş için Eğitim Yüksek Kurulu Başkanlığına bağlı eğitimde ölçme ve değerlendirme dairesinin kurulması gerekiyor. Bu eğitim modelinin ülke çapında uygulanması için Milli Eğitim Bakanlığının yeniden düzenlenmesi ve orada Denetleme Yüksek Kurulu Başkanlığının, Eğitim Yüksek Kurulu Başkanlığının, Planlama-Araştırma Yüksek Kurulu Başkanlığının, Müdürler Yüksek Kurulu Başkanlığının ve eğitim sitesi müdürlüklerinin kurulması; il milli eğitim düdürlükleri ile ilçe milli eğitim müdürlüklerinin de bu modele uygun bir yapıya kavuşturulması gerekiyor.

NEDEN DİZGELİ EĞİTİM
Veysel SÖNMEZ

Şimdiye dek kırk dört yılın üstündeki meslek yaşamımda hiçbir öğrenme-öğretme stratejisinin, kuramının, yönteminin, tekniğinin, taktiğinin tek başına tüm öğrenmeleri açıklayamadığını gördüm. Her birinin eğitim ortamında eksikleri, yanlışları ve tutarsızlıkları vardı. Bunun üzerine özgün, yeni ve tutarlı bir model oluşturma çalışmalarına başladım. Bu modelin oluşmasında köy enstitülerinin, tam öğrenme yaklaşımının, bilgi işlem sürecinin, bilgisayar destekli eğitimin, olabilirlik felsefesinin, öğretmenlik uygulamalarının ve araştırmaların çok katkıları oldu.

Her uygulamanın sonunda dizge yaklaşımının da eğitime uygulanabileceği ortaya çıktı; çünkü öğrencide istendik davranışlar oluşturulacaksa bunun bir düzen içinde ona sunulması gerekmektedir. Bu durumda öğrenciyi, konu alanını, toplumsal gerçeği ve doğayı dikkate alarak aday hedefler saptandı. Bunlar eğitim felsefesi, eğitim ekonomisi, eğitim psikolojisi ve eğitim sosyolojisi süzgeçlerinden geçirildi. Böylece olası hedefler belirlendi. Olası hedefler öğrencinin hazırbulunuşluk düzeyinden, okul için yapılan yatırımdan, yeni araç-gereç ve donanımdan, ailenin vazgeçme maliyetinden, yeni personel ve bilgiden geçirilerek hedefler işe vuruk hale getirildi. Hedeflerle ilgili tanıma yerleştirmeye dönük bir değerlendirme yapıldı. Öğrencilerin neyi bilip bilmedikleri saptandı. Bilinen hedefler yetişekten çıkarıldı. Kalanlar gerçekleştirilecek hedefler olarak belirlendi.

Bu belirlenen hedefleri öğrenciye kazandırmak için eğitim durumları düzenlendi. Eğitim durumlarında ünite sırası ve niteliği, pekiştireç, dönüt, düzeltme ve ipucu, öğrenci katılganlığı, araç ve gereçler, öğrenme-öğretme strateji, yöntem ve teknikleri, zihinsel süreçler, öğretmen, öğretme ortamının fiziksel koşulları, zaman, sevgi, biçimlendirme ve yetiştirmeye dönük değerlendirme, her dersin ve ünitenin sonunda, öğrenme eksiklerini, yanlışlarını ve yarım yamalak öğrenmeleri belirlemek, öğrenciye gerekli yardımı sunmak için yapılan değerlendirmeye yer verildi. Bunun sonunda durum muhasebesine dönük değerlendirme yapıldı. Öğrencilerin hedef-davranışlarını kazanıp kazanmadıklarına, kazandılarsa ne yeterlikte kazandıklarına, kazanamadılarsa bunun nedenlerine bakılarak dizgenin gerekli olan öğelerinde yeniden düzenlemeye gidildi. Dizge her uygulamanın sonunda elde edilen iç ve dış dönütlere bakılarak yeniden yapılandırılıp işe koşuldu. Hangi eğitim uygulamasına bakılırsa bakılsın bu etkinlikler görülebilir.

Bu bağlamda görüldüğü gibi eğitim de bir dizge olarak işliyor. Onun girdileri, bu girdileri hedefler doğrultusunda gerçekleştirmek için işlemleri ve hedeflerin gerçekleşip gerçekleşmediklerini saptamak için çıktıları ve dizgenin yeniden düzenlenip işe koşulması için dönütü bulunmaktadır. Böyle olunca tüm bu süreç dizge yaklaşımını gerekli kılmaktadır.

Dizge yaklaşımıyla eğitimi denetlemek, yenilemek, düzeltmek, işleyen yanları elde tutmak, işlemeyenleri belirleyip onarmak, atmak, yerine yenilerini koymak daha kolay olmaktadır. Dizgenin girdileri, işlemleri, çıktıları teker teker denetlenebilmektedir. Bu denetleme hem zamanda ve emekte tasarruf sağlamakta hem de dizgenin işlemesine büyük yarar getirmektedir.

Ayrıca dizge yaklaşımı öğretmene dersi işlemede, öğrenciye hedef davranışları öğrenmede kolaylık sağlamaktadır. Öğretmen dersi nasıl işleyeceğini, dersin sonunda hangi sınav türünü, dersi işlerken hangi araç-gereçleri kullanacağını, bunları nasıl hazırlayacağını ya da nereden alacağını, hangi öğrenme-öğretme etkinliklerini nerede ve nasıl, ne zaman işe koşacağını görebiliyor ve kullanabiliyor. Bu etkinliklerin sonunda işlemeyen yanları buluyor. Onlar için yeni öneriler getiriyor. Böylece kendini yenileyip geliştiriyor. Öğrenciler derslere isteyerek katılıyorlar ve teneffüse bile çıkmak istemiyorlar. Öğrendiklerini tama yakın olarak öğrenebiliyorlar ve unutmuyorlar.

Yaşam bir bütün. Fizik, kimya, biyoloji, matematik, felsefe, yazın, resim, müzik, beden eğitimi, ana dil, yabancı dil vb. gibi parçalara ayrılmamış. Bunların tümünü insan, yeri ve zamanı gelince hemen hemen her gün kullanıyor. Öğrenci de yaşama bir bütün olarak bakabilmelidir. Eğer böyle bakarsa onu daha tutarlı anlayabilir ve yaşayabilir. Bunun için dizgeli eğitim tüm derslerle ilişki kurarak düzenlenmiştir. Yeri gelince Türkçe’yle, resimle, müzikle, kimyayla, biyolojiyle (fen bilgisiyle) bağ kurulmuştur. Böylece yaşamı bir bütün olarak görmeleri ve çok boyutlu düşünmeleri sağlanmıştır. Değişik etkinlikler hem öğrenmeyi kolaylaştırmakta hem de zevkli hale getirmektedir. Üstelik öğrencinin zihinsel gücünü geliştirmektedir.

Eğitim, devlet denen dizgenin bir alt dizgesidir; çünkü devletin ekonomik, politik ve toplumsal hedefleri eğitim sistemini etkiler ve değiştirir. Aynı biçimde eğitim dizgesinin de çıktıları devletin tüm kurumlarını etkiler. Eğitim aynı şekilde diğer toplumsal ve doğal dizgelerle de ilişki içindedir. Böyle olunca onun dizge yaklaşımıyla ele alınması zorunlu gibi görünüyor; çünkü diğer dizgelerle olan ilişkilerinin belirlenmesi ve ona göre düzenlenip işe koşulması gerekebilir. Bu tutum, eğitime harcanan para ve emeğin boşa gitmasini de sağlayabilir.

Dizgeli eğitim anlayışıyla bireyin kendini gerçekleştirmesi, sorun çözücü olması, yaratıcı düşünceler ortaya koyması; bilgiyi, beceriyi duyguyu, sezgiyi bulması, anlaması, kullanması ve ondan yenilerini üretmesi daha kolay sağlanabiliyor. Böylece kişi hem kendinin hem de ülkesinin, insanlığın gereksinimlerini gidermeyi, sorunlarını çözmeyi, esnek ve çok boyutlu düşünmeyi, bağnaz ve tutarsız davranışlardan kaçınmayı; insanları, doğayı, vatanını, ulusunu, ailesini sevmeyi, korumayı, şımarmamayı, her şeyi başkasından, devletten beklememeyi, üretici ve yaratıcı olmayı, hazıra konmamayı, her seferinde yaşamı yeniden yapılandırmayı öğrenebiliyor.

Dizgeli eğitim anlayışı olabilirlik felsefesine dayandırılmıştır. Bu felsefenin gereği olarak tek bir ve sonsuz çıkış yolu olduğu gibi, hiçbir çıkış yolu da olmayabilir. Yani çözüm için bir ve sıfır da dahil olmak üzere “n” kadar olasılık her zaman bulunabilir. Eğitim ortamında şimdilik tek bir yöntem, teknik, taktik, kuram, strateji çoğu kez etkili olmamaktadır. Yani her biri teker teker ya da tümü birlikte yeri ve zamanı gelince işe koşulabilir; çünkü bilimde şimdilik yüzde yüz doğru yoktur. Bu durumda her türlü sorun çözücü davranışa eğitim ortamında ve yaşamda yer verilebilir.
Bu görüşlere dayanarak eğitimin yeniden tanımlanması gerekebilir. Eğitimin tanımı belli felsefelere göre yapılabilir. (Dizgeli Eğitim, 2004. Sa. 1-4)

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir