Duyuşsal Öğrenme ve Eğitim

duyussal-ogrenme

Duyuşsal öğrenme, eğitimde en son amaç olan bireyin kendini gerçekleştirmeyi sağlaması için bilişsel (zihinsel), bedensel, devimsel ve toplumsal gelişimle birlikte gerçekleştirmesi gereken duyuşsal (duygusal) gelişime yönelik öğrenmeler; duygusal öğrenmedir.

İnsan, doğal yaşamında çevresinin bilimsel ve teknolojik sorunlarının yanı sıra, başkalarıyla ilişkilerinden doğan birçok sorunla da karşı karşıya kalıyor. Karşılaştığı her sorunu, kendi benlik algısına göre değerlendiriyor. Bu algılamanın biçim ve özünü onun gereksinimleri, ilgileri, kanıları, inançları, tutumları, değer yargıları, beklentileri, amaçları ve bunlardan doğan duygularla karışık ruhsal yapısı belirliyor. İnsanın gerçek dünya içindeki yaşamını, bu yapı denetliyor. İnsan, düşünceleri kadar da duyguları olan bir varlık olarak, bunlardan biri öbürünü susturmadan bu iki gücün bütünleşmesiyle kendini gerçekleştirebiliyor. O nedenle kendi düşünceleri gibi duygularını da tanımalı; duygularını yaşama ve denetleme becerisini de edinmelidir. Bununla birlikte, çevresindeki kişilerin gereksinimlerine, umut ve beklentilerine karşı duyarlı ve saygılı olmalıdır. Sağlıklı bir insanın, öbür insanların davranışlarını anlayıp kabul etmesi, onlarla ilişkilerini hem demokratik ilkelere hem de sevgi ve koruma duygularına yaslandırması, vazgeçilmez toplumsal davranışlarından biridir. Her sağlıklı insandan, başkalarıyla ilişkilerinde, bu değerlere uygun biçimde yaşaması bekleniyor. Bu yeti; doğru örneği görme, o örneği taklit ederek kendi davranışı durumuna dönüştürme yoluyla kazanılıyor. Bu süreçte, beliren yanlışlar görülüp ayıklanıyor; gerekli sözel açıklamalardan yararlanılıyor ve bunlar, zaman içinde alışkanlık durumuna getiriliyor.

Duyuşsal Öğrenme Ürünleri

Duyuşsal öğrenme, belli bir duyuşsal alanda gerçekleşiyor. Duyuşsal alanı, basitten karmaşığa doğru; alma, tepkide bulunma, değer verme, örgütlenme ve nitelenme basamakları oluşturuyor. İnanç, değer ve tutumlar, genellikle bu basamakların etkisinde yapılanıyor. Alma, belli bir değerle ilgili yaşantıların ayrımına varmak; bir değeri algılamaya açık, yeğlemeye yatkın olmaktır. Tepkide bulunma, bir değere uygun davranışı göstermeye istekli olmak ve o davranışı yapmaktan zevk almak demektir. Değer verme, belli değerleri kabul etmek; örgütlenme, bir değerin öteki değerler arasındaki yerini, gerçek yaşamdaki anlamını kavramaktır. Nitelenme ise, birbiriyle çelişkili değerlerin sentezini yapma sonucu, genel bir yaşam felsefesine katkıda bulunmak ve bu değeri o yaşam felsefesi içindeki yerine yerleştirmektir. Duyuşsal alanın içerisindeki ruhsal yapılarda duyuşsal öğelerin yanı sıra, bilişsel ve davranışsal öğeler de vardır. Örneğin, belli bir tutum, ancak, belli gereksinimlerin (duyuşsal öğelerin); belli kavram ve kanıların (bilişsel öğelerin); belli alışkanlık ve etkinliklerin (davranışsal öğelerin) bir bütünlüğe ulaşmasıyla kişiliğin belirleyici bir yönü durumuna gelebiliyor. Duyuşsal alanı oluşturan duyuşsal yapılar; inançlar, kanılar, değerler; tutumlar; ilgiler ve amaçlardan oluşuyor. Farklı sözcüklerle adlandırılan bu yapılar, benlik denilen ruhsal yapıda bütünleşiyor.

Duyuşsal Eğitimi Uygulama Biçimleri

İnançlar, kanılar, ilgiler, değerler ve tutumlardan daha geniş bir alanı kapsayan duyuşsal eğitimin dört uygulama biçimi bulunuyor. Birbirini tamamlayıcı nitelikte olmaları ve her birinin kimi sınırlılıklar taşıması nedeniyle, kapsamlı bir duyuşsal eğitim için aşağıda yer alan bu dört uygulama biçiminden de yararlanmak gerekiyor.

1. Örnek Alma Yoluyla Kendini Gerçekleştirme:

Planlı ve amaçlı bir öğretimde, doğru örnek (model) taklit ediliyor. İnsan, bebeklikten başlayarek büyüklerini taklit etme yoluyla, insana özgü pek çok davranış geliştiriyor. Çocuğun, konuşma ve yürümesinde bile bu tür öğrenmenin etkisi oluyor. İnsan, gördüğü örneği, genellikle olduğu gibi benimsiyor. Taklit etme yoluyla öğrenme, davranışçı psikolojinin en önemli öğrenme ilkelerinden biridir. Bu öğrenmede örnek olan kişi, bütünü olduğu gibi göz önüne seriyor. Bütün algılanırken, küçük davranış birimleri arasında, en kısa ve kolay yoldan bağlantı kurulabiliyor. Çok karmaşık davranışlardan oluşan becerilerde bile, önce doğru örneği bütünüyle görmek; sonra da öğrenilmesi zor bölümleri parça parça öğrenip onları yeniden bütünleştirmek gerekiyor. Parça parça öğrenme, en kolay öğrenme yolu olmakla birlikte, insanlar arası ilişkilerin öğrenilmesinde parça parça öğrenme, bu çabayı anlamsız ve zor duruma sokuyor. Taklit edilip özdeşleşilen örnek kişi, çocuk için, hatta yetişkin için bile toplumsal statüsü yüksek olan bir kişi anlamını taşıyor. Evde çocuk için bu örnek, öncelikle kendi cinsinden anne ya da baba, büyük kardeş; okulda ise, öğretmen ve arkadaşlarıdır. Ergen için bir bilim, sanat, yazın insanı; bir sporcu da örnek olabiliyor. Eğer evde anne baba; okulda öğretmen, çocuklara çok ceza veriyor; daha çok, olumsuz eleştiri yapıyorsa çocuk da insan ilişkilerinde aynı yolu izliyor. Demokratik kurallara uygun bir ortam yaratan ve bunu yaşatan anne babanın çocukları ise ilişkilerini olumlu bir tutuma dayandırarak sürdürüyorlar. Öğretmenin sevilen, beğenilen, daha çok, ödüllendirici bir kişi olması, öğrencilerin ona yüksek statülü bir insan olarak bakmalarını sağlıyor ve sonuçta öğrenciler, onun davranışlarını benimseme eğilimi gösteriyorlar. Öğrenciler, öğretmenin öğütlerinden çok, onları da içeren olumlu davranışlarını daha kolay öğreniyorlar. Kendini iyi tanıyan, tutarsızlıklarını öğrencilerinin ruh sağlığına zarar vermeden denetim altına alabilen; sınıfta öğrencilere karşı açık, dürüst, anlayışlı, sevecen ve saygılı davranan öğretmen, öğrenciler için en iyi, en gerçekçi özdeşim modeli oluyor.

2. Standart Öğretim Programının Konularıyla Duyuşsal Öğrenmeler:

Öğretim programında yer alan konuların hemen tümü, birincil öğrenmelerin yanı sıra, programda olmayan ikincil öğrenmelere ve onun türevi olan öğrenmelere de yol açıyor. Örneğin, coğrafya dersinde Türkiye işlenirken, buranın doğal kaynakları, ekonomisi, öbür ülkelerle ilişkileri birincil öğrenme konularıdır. Türkiye’deki depremlerle ilgili bir sorudan yola çıkılarak yerkabuğunun öğrenilmesi ise, ikincil öğrenme konusudur. Öğrencilerin Türkiye bilgilerini genişletmek için öğretmenin gösterdiği bir film de öğrencilerde o yerleri görme isteği; o yerlere karşı olumlu bir tutum yaratabiliyor; birtakım duyuşsal öğrenmeler sağlayabiliyor. Başarılı öğrenmelerin bir başka türevi, geliştirilen benlik tutumudur. Duyuşsal öğrenmeler için sosyal bilimlerin kimi konuları ve davranış bilimleri, insanlara karşı olumlu tutum oluşturulmasına ve kimi değerlerin geliştirilmesine daha çok ve daha kolay fırsatlar yaratıyor. Matematik ve Fen dersleri ise olgun değer ve tutumların geliştirilmesinde belli sınırlılıklar taşıyor.

3. Programa Duyuşsal Eğitimi Amaçlayan Yeni Konular Koyma:

Okulda öğrencilerin bilişsel gelişiminin yanı sıra, ruh sağlığı açısından vazgeçilmez olan duyuşsal gelişimin de gerçekleştirilmesi için öğretim programında, başta insan ilişkileri olmak üzere, yeni bir konu alanına daha gereksinim vardır. Bu alanda öğrenilenler de öğretmen ve öğrencinin yaşamına doğrudan doğruya girmelidir.

4. Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinden Yararlanma:

Hızla değişen ve gittikçe daha da karmaşık bir yapıya dönüşen toplumlar, genç kuşakları, gelecekteki yaşamlarına yalnızca öğretim işleviyle hazırlayamayacaklarını çoktan algılamışlardır. Bilişsel öğretimle yalnızca bilim dünyasının gerçekleri kullanılarak öğrencinin bilişsel güçleri ve sorun çözme yetenekleri geliştirilebiliyor. Oysa öğrencinin bir de çağdaş dünyadaki değişken ve karmaşık yaşama uyum sağlama gereksinimi vardır. Bu gereksinimin giderilmesi için bilişsel gelişim, tek başına yetmiyor. Dahası birey, uyum gücü kazanmadıkça, bilişsel güçlerini de yeterince kullanamıyor. Öğrencinin önünü kesen ve gelişimine izin vermeyen iç ve dış engeller ortadan kaldırılmadıkça, onun eğitim ortamından yeterince yararlanması sağlanamıyor. Daha da önemlisi, kişinin, kendi kararlarını kendi başına verebilmesini sağlayacak olan ruhsal olgunluk kazanması, kendi gelişim görevlerinin sorumluluğunu üstlenebilecek bir güce kavuşması gerekiyor. Bunlar, öğrenciye yalnızca bilişsel eğitimle kazandırılamıyor. İşte, öğrencinin duygusal gelişiminin de gerçekleştirilmesi; genç kuşakların beden ve ruh sağlığı yerinde kişiler olarak yetiştirilebilmesi için çağdaş eğitimde öğretim ve yönetim hizmetlerine bir de öğrenci kişilik hizmetleri katılmıştır. Sağlık, toplumsal yardım, özel yetiştirme, boş zaman eğitimi, ders dışı eğitici çalışmalar gibi kişilik hizmetlerinden biri olarak okulda etkin bir rehberlik ve psikolojik danışma hizmeti de yer almıştır. Bununla her öğrenciye, bu hizmetlerden yararlanarak kendi yetenek ve ilgileri ölçüsünde bedensel, devimsel, bilişsel gelişiminin yanı sıra toplumsal ve duygusal yönden de yeterince gelişip kendini gerçekleştirmesi yolu açılmıştır. Okullarımız, yeterli sayıda ve nitelikte, işini seven rehberlik ve psikolojik danışma uzmanlarına kavuştuğunda çocuk ve gençlerimiz, çok daha sağlıklı bir kişilik, güçlü bir benlik geliştirebilme olanağına kavuşmuş olacak ve bugün yaşanan uyum ve başarı sorunlarının büyük çoğunluğu, kendiliğinden yok olacaktır.

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir