Cinsel Tedavi Cinsellik Terapisi

Cinsel tedavi, cinsel terapi, erken boşalma, mastürbasyon yapamama, cinsel isteksizlik, edim kaygısı, cinsel fobiler, suçluluk duyguları gibi ruhsal-cinsel bozuklukların giderilmesi için yapılan tedavilerin genel adıdır.

Cinsel tedaviler, bozukluğun ağırlığına bağlı olarak ruhsal, tıpsal ya da davranışçı yöntemlerle yürütülüyor. Savaşır ve Boyacıoğlu (1996), türlü nedenlerle cinsel tedavi için başvuran ve tedaviye başlamış olan çiftlere yardımcı olmak amacıyla hazırladıkları Cinsel Tedaviler El Kitabı‘nda özetle şunlardan söz ediyorlar:

Cinsel Sorunların Nedenleri

Cinsellik de yemek yeme, yediğini sindirme gibi doğal bir işlevdir. Bedensel olmayan birçok sorun, sindirimi etkilediği gibi, cinselliği de etkiliyor. Bedensel açıdan sağlıklı olsak bile, örneğin, yanlış yeme, acele etme, stres altında olma, iştah yitimine, ishale, kabızlığa yol açabiliyor. Yemeğimizi acele etmeden, rahatça yediğimizde sindirim sistemimiz iyi işliyor; yediğimiz şeylerden haz duyuyoruz. Cinsel ilişkimizin de doğal ve rahat bir biçimde olmasına izin verdiğimiz zaman bedenimiz, bilinçli bir çaba göstermeden tepki veriyor. Ancak, birçoğumuz, bu doğallığın farkında olmuyoruz.

Cinselliği, Cinsel Tepkiyi Olumsuz Etkileyen Başlıca Sorun ve Durumlar

1) Cinsellikle ilgili eksik bilgi ve yanlış inançlar (Cinsel ilişkide karşıdakinden ne bekleyeceğini ve nasıl davranacağını bilmeme ve önyargılar).

2) Cinsellikle ve cinselliğin sonuçlarıyla ilgili olumsuz duygular (İlişki sırasında acı ve ağrı duymaktan, gebe kalmaktan, başkalarının görmesinden, ilişki sırasındaki seslerin duyulmasından ve ilişkinin yarım kalmasından, ilişki kuramamaktan, ilişkiyi sürdürememekten ve sonlandırmakta yetersiz kalmaktan, ilişki sırasında kendini denetleyemeyip çekiciliğini yitirmekten (hayvan gibi davranmaktan), eşinin denetimini yitirmesinden korkma).

3) Evlilik ilişkilerinde sorun yaşama (Eşine öfkelenme, kırılma, darılma; eşine güvenmeme ya da onun kendisini kıracağından korkma).

4) Kişinin kendisiyle ilgili olumsuz duyguları (Kendini değersiz, güçsüz duyumsama, zevk almaya değer görmeme; kendi bedenini beğenmeme, çekici bulmama).

5) Uygunsuz durumlar (Kendini yorgun duyumsama, kafasında başka sorunların bulunması; ilişkide bulunulan yerin özel ( tam yalnız) olmaması).

6) Alkol ve kimi ilaçların kullanımı (Alkol ve kimi ilaçların, normal cinsel tepkiyi geçici olarak bozması).

7) Genel durum bozukluğu (Hasta olma, kaza geçirme gibi durumlar, cinsel istek yitimine yol açabiliyor; sağlığa kavuşunca cinsel istek yeniden ortaya çıkıyor).

Cinsel Sorunlar, Cinsel Tepkiyi Nasıl Etkiliyor?

Doğal cinsel tepki baskı altına alındığında cinsel sorunlar ortaya çıkıyor. Daha az bilinen bir neden de yapabilme kaygısıdır. İlk cinsel tutukluğu yaratmış olan gerginlik ve yorgunluk gibi bir neden çok gerilerde kalmış olmasına karşın, “Yine olacak mı?”, “Şimdi yapabilecek miyim?” diye düşünme ve kaygılanma, bir kısır döngü biçiminde sürüp gidebiliyor. “Şimdi yapabilecek miyim?” sorusunun altındaki kaygı, doğallığın yitirilmesine yol açıyor. Sonuçta kişi, cinsel haz almak yerine kendini incelemeye başladığı için, cinsel ilişkiyi zorlaştırıyor. Eşlerden birinin cinsel sorun yaşaması, öbürünün tepkilerini de olumsuz etkiliyor; o da iyi bir eş olup olmadığı konusunda kaygı geliştirebiliyor.

Cinsel İlişkide Temel İlkeler

1) Cinsel sorunların yaşanmasına yol açan yanlış anlamaları ve kırgınlıkları eşler, sağlıklı bir iletişimle (konuşmakla) gidermelidirler; birbirlerine hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları söz ve davranışları açıkça söyleyebilmeli ve bu konularda bir karara varmalıdırlar.

2) Cinsellikle ilgili yanlış bilgilerini ve inançlarını düzeltmeli, eksik bilgilerini tamamlamalıdırlar.

3) Cinsel ilişki sırasında bir seyirci gibi davranmaktan kaçınma ve kendini rahat, doğal bırakma yollarını öğrenmelidirler.

Cinsellikte İletişim

Evlilik ilişkilerindeki aksamalar, cinsel sorunlara kaynak oluşturabiliyor. Bunun gibi cinsel sorunlar da ilişkileri bozabiliyor ve bozulan ilişkiler, cinsel sorunun sürüp gitmesine neden olabiliyor. Onun için evlilik ilişkilerinin cinsel ilişkiyi nasıl etkilediğini bilmek gerekiyor. İlişkinin iki önemli yönü bulunuyor. Bunlardan biri, konuşabilmek, iyi iletişim kurabilmek; öbürü ise olumlu yaklaşmak; yani birbirini heveslendirmek, beğendiklerini bir yolunu bulup iletmektir. Olumsuz eleştiriler, yakınmalar, işi kavgaya dek götürmeler, eşlerin ilişkisini bozabiliyor.

Cinsel İlişkide İletişimi Kolaylaştıran Yollar

1) Eşler, birbiriyle iki yetişkin gibi konuşmalı. Koca, baba gibi; kadın da çocuk gibi konuşmamalı ya da kadın, kocasının annesiymiş gibi davranmamalı. Bu tür ilişkiler cinsel yaşamı olumsuz etkiliyor.

2) Eşler kendilerini açıkça anlatmalıdır. “Ben, ….yı istiyorum.” Ya da “…ya kızdım; çünkü….” diye olumlu ve olumsuz duygu, düşünce ve isteklerini doğrudan anlatmalıdırlar. Duygularını saklamak, sorun yaşamaya yol açıyor.

3) Eşler, birbirine karşı kırgınlık ya da kızgınlıklarını açıkça anlatmalıdırlar. Eşinin anlattıklarını bağırıp çağırmadan dinlemelidir. Bu hakkı eşine tanımayanın eşi, duygularını içinde saklıyor ve bu da ilişkilerin bozulmasına, duygusal patlamalara yol açıyor. Haklı ya da hakzız olsun, herkesin duyduğunu ve düşündüğünü söylemeye hakkı vardır.

4) Eşlerden ikisi de farklı şeyler istiyor ya da bekliyorsa, aralarında anlaşmanın yolunu bulmalıdırlar. Bunun için ya üçüncü bir yol bulmalı ya da kimi zaman birinin istediği; kimi de öbürünün istediği yapılmalıdır.

5) Övgü ve yüreklendirme, ilişkiler üzerinde eleştiriden daha çok olumlu etki yapıyor. Eşler, karşıdakinin beğendiği özelliklerini fark edip bunları kendisine söylemelidirler. Böyle yapıldığında eşin, karşısındakinin isteklerini daha kolay kabul ettiği görülüyor.

Cinsellikle İlgili Yanlış Bilinenler

1) Kimileri, kızlık zarının yırtılmasıyla çok fazla kan geleceği ve çok acı duyacakları kaygısını yaşıyorlar. Vajinanın ağzındaki bu zarın biçimi ve kalınlığı kadından kadına değişiyor. Bu zar, penisin vajinaya girmesiyle yırtılıyor ve kılcal damarların kopması nedeniyle biraz kan akıyor. İlk ilişkide kan gelmemesi de doğaldır. Kızlık zarının kalın olması durumunda penisin vajinaya girmesi zor olabiliyor. İlişki, korkuya kapılmadan, uygun koşullarda sürdürülünce zar yırtılıyor. Çok az kişide bu zar kalın lifli olduğundan, doktor müdahalesiyle kesilmesi gerekiyor. Kimi kadınlarda ise bu zar, vajina çeperinde ince bir doku durumunda olduğundan, penis içeri girdiğinde esniyor ve yırtılma olmuyor.

2) Kadın, ilk ilişkide birleşmeye hazır değilse isteği dışında ilişkiye zorlanmamalıdır. Kadın ilişkiye hazır olmadığında penisin vajinaya girişinde zorluk çekilebiliyor. O nedenle erkeğin, kadının hazır olduğu anı beklemesi gerekiyor.

3) Eşler, birbirinin ilişkiye hazır olup olmadıklarını zamanla yüz anlatımlarından, soluk alışlarından anlayabiliyorlar. Ancak bunu birbirlerine açıkça da söyleyebilmelidirler ya da erkek, eşine hazır olup olmadığını sorabilmelidir. Kadın hazır olduğunda vajinanın iç duvarlarında salgılanan sıvı, penisin girişini kolaylaştırıyor. Vajinanın yapısı oldukça esnektir; penisin büyüklüğüne göre genişliyor ya da daha dar kalabiliyor. Kadın kendini rahat bıraktığında acı duyma sorunu ortadan kalkıyor. Kadın, kaygı ve korku içinde olunca vajina kasılabiliyor ve kadın, ilişkide zorlanma ve acı yaşıyor.

4) Kimi kadınlar, vajinalarının biçiminin, renginin farklı olmasını anormallik olarak niteliyorlar. Oysa her vajinanın değişik biçimde olması doğaldır.

5) Toplumda mastürbasyonun (özdoyurumun) zararlı olduğu yönünde genel bir kanı vardır. Oysa belli aralıklarla yapılan mastürbasyon, bedenin doğal bir gereksinimi sayılıyor. Bu eylem, kişinin kendini cinsel uyarılmaları açısından tanımasına da yardımcı oluyor.

6) Cinsel ilişki girişiminde özellikle genç erkeklerde çok erken sertleşme olması, hemen cinsel birleşmeye hazır olunduğu anlamına gelmiyor; kadının da hazır duruma gelmesinin beklenmesi gerekiyor. Kadın da “bekletiyorum” diye telaşlanmamalıdır.

7) Kadında ıslanma, vajinanın içinde kaldığında, kadının uyarılmadığı sanılabiliyor.

8) Cinsel ilişki sırasında dalgalar biçiminde gelen uyarılmaların; dolayısıyla sertleşmenin ya da ıslanmanın artıp azaldığını kadın da erkek de duyumsayabiliyor. Bu normal bir durumdur; bu nedenle telaşa kapılmamak gerekiyor.

9) Eşi hazır olmadan boşalma, genç erkeklerde normal bir olaydır. Özellikle bir önceki boşalmadan sonra uzun süre geçmişse ya da çok fazla heyecanlanılmışsa erken boşalma doğaldır. Ancak, erkek, erken boşalmayı önlemeyi öğrenmelidir.

10) Birçok kadın, orgazma ulaşmadığı halde cinsel tepkileri tam olarak gösterebiliyor. Bu, onların soğuk ya da frijit olduğunu göstermiyor. Özellikle başlangıçta birçok kadın orgazm olamıyor. Bu, eşleri telaşlandırmamalıdır. Erkek, karısının orgazm olmasını özellikle istemesi durumunda kadının orgazm olması zorlaşıyor ve kadın, kocasını memnun etmek için orgazm olmuş gibi davranıyor. Baskının olmaması, kendini rahat duyumsama, orgazmı kolaylaştırıyor. Yapabilme kaygısı, erkekte boşalmayı hızlandırırken, kadında geciktiriyor.

11) Erkek orgazm olduktan sonra kadının yakınlık isteği hâlâ sürüyorsa ve erkek de hemen uyuyorsa kadın kırılabiliyor. Böyle durumlarda kadın, kimi zaman eşini uyandırmalı; kimi de uyumasına izin vermelidir.

12) Cinsel ilişkinin aralıkları konusunda belli standartların olduğu biçimindeki yanlış inanç, eşlere bu standartlara uyulmadığını düşündürebiliyor ve onlarda düş kırıklığına yol açabiliyor. Oysa sevgi ve istek, ölçülere, kalıplara sığmıyor. Cinsel ilişki, kimi zaman sık; kimi de seyrek olabiliyor. Önemli olan, ilişki sırasında eşlerin birbirinden hoşlanmaları ve cinsel doyuma ulaşmalarıdır.

Cinsel Yaşamı İyileştirme Yolları

Eşler, bu iyileştirme yollarını olanak varsa terapistleriyle tartıştıktan sonra uygulamalıdırlar. Bu olanağın bulunmaması durumunda da eşlerin bunları birlikte okuyup üzerinde konuşmaları ve bunları iyice anlamaları öneriliyor. Bir dönemle ilgili bozuklukları tümüyle gidererek sonraki döneme geçmek; her döneme özgü uygulamaları, belirtilen sıraya göre yapmak gerekiyor. Her dönem için önerilen kurallara uygun davranılması çok önem taşıyor. Eşler, bunlara uygun davrandıklarında, çok geçmeden, sevişirken durmaları gereken yerde durmayı; eşine, korkmadan “Dur!” diyebilmeyi öğreneceklerdir.

Cinsel Terapi, Seks Terapisi – Uygulamalarıyla

Birinci Dönem: Cinsel organlara dokunmadan duyulara odaklanma: Bu programı uygulamaya başlarken eşler, cinsel ilişkide bulunmayacakları konusunda anlaşmaya varıyorlar. Tam rahat olmayı başarıncaya dek, cinsel ilişkiden uzak duruyorlar. Bu yasağın nedeni, yapamama kaygısını azaltmak ve ortadan kaldırmaktır. Bu kaygı, eşleri sürekli olarak cinsel ilişki denemelerine ittiği ve denemeler de kaygıyla gerçekleştirildiği için yapamama ile sonlanıyor ve sorun, hiç çözülemeyecekmiş gibi sürüp gidiyor. Bu yasak, başarma baskısını kaldırdığından, eşlerin yeni duygu ve yaşantıların farkına varmalarını sağlıyor. Eşlerin bu alıştırmaları haftada üç gün yapmaları gerekiyor. İki bölümlü olan seansın birinde eşlerden A, istediğinde ilişkiyi B’ye şöyle diyerek başlatıyor: “Sana dokunmak, seni okşamak istiyorum.” B, bu öneriyi isterse kabul ediyor; istemezse “Hayır'” diyerek geri çevirebiliyor. B, isteği kabul ederse seansın ikinci yarısında okşanıp dokunulmak istediği anlaşılıyor. İkinci alıştırmada, öbür eş aynı şeyi öneriyor. Bu uygulama dönemi sonunda kadın ve erkeğin, rahatlıkla öneride bulunabilmeleri gerekiyor.

Birinci dönemde unutulmaması gereken noktalar:

1) Okşayan, yapmak istediklerini uygulayarak ortaya koymalıdır. Eşinin cinsel organları ve göğüsleri dışında, bedeninin istediği yerine, kendisine hoş gelecek biçimde ve istediği kadar dokunmalıdır; vücudunun istediği yerini öpebilmelidir.

2) Okşanan, kendini rahat bırakmalıdır. Hoşuna gitmeyen şeyi açıkça belli etmelidir. Bunun en iyi yolu, eşinin elini oradan kaldırıp bir başka yere koymaktır. Seyirci olup olmadığını fark etmeyi öğrenmelidir. Seyirci olmamak, dokunmanın uyandırdığı duyguları yaşamak demektir. Bunun için dikkatini bedeninin rahatlaması ve duyumları üzerinde toplamalıdır. Bir de okşamaya kısa bir süre ara vererek tam bir rahatlık yaşamalıdır.

3) Eşine dokunmak, kendini ona yakın duyumsamak güzeldir.

4) Dokunulmak da hoş bir duygu yaratıyor.

5) Dokunma, haftada üç kez denenmelidir; başlatma sırayla yapılmalıdır.

6) Kimi zaman başlamak için kendini biraz zorlamak gerekebiliyor. Buna biraz işin yapay görünmesi, biraz da utangaçlık ve çekingenlik neden oluyor; yolunda gitmemiş olan denemelerden ötürü dokunulmaya karşı bir direncin gelişmiş olması da buna yol açabiliyor. Önemli bir nokta, bu dönemi, normal cinsel ilişkiye geçmek için bir basamak olarak görmektir.

7) Bu dönem, hoş ve rahatlatıcı ya da uyarıcı olarak algılansa da eşlerin ne duyumsadıklarının farkına varması önem taşıyor.

8) Seanstan sonra kendini çok uyarılmış duyumsayan kişi, eşinin yardımı olmadan mastürbasyon yapabiliyor.

İkinci Dönem: Cinsel organlar dışındaki duyumlara odaklanma; kendinin ve eşinin haz duyması için dokunma: Bu dönemin de iki bölümü bulunuyor. Bir eş, kendisine hoş gelen biçimde karşısındakini okşuyor. İkinci bölümde ise öbür eş aynı şeyi yapıyor. Buna ek olarak eşler, kendilerine ne yapılmasını istediklerini söylüyorlar. Okşanan, (a) Rahatlıyor. (b) Hoşlanmadığı şeylere izin vermiyor. Kişinin, okşanması hoşuna gitmeyen yerdeki elini oradan alıp başka bir yere koyuyor. (c) Hoşuna giden okşama ya da öpmeleri özendiriyor. Bunu hoşlanma sesleriyle ya da eşinin elini hoşlandığı yere koyarak belli ediyor. “Daha hafif!”, “Daha güçlü!”, “Sağa doğru!” gibi yönlendirmeleri, elini eşinin elinin üzerine koyarak belirtiyor; ancak, bunu bütün denetimi eline alarak yapmıyor. Seans sonrasında birbiriyle konuşmayı unutmuyorlar.

Üçüncü Dönem: Cinsel organlar da içinde olarak duyulara odaklanma: Bu dönemde geçerli olan ilkeler şunlardır:

1) Cinsel birleşme yasağı sürdürülüyor; ancak elle ve ağızla cinsel organlara ve göğse dokunulabiliyor.

2) Bu bölümde de A, B’yi; B de A’yı okşuyor.

3) Seansı yine önce eşlerden biri; sonra öbürü başlatıyor. Nereye, nasıl dokunacağına, başlatan karar veriyor. Öbür eş de hoşlanmadıklarını bildiriyor; hoşlandıklarını da eşinin elini tutarak belli ediyor. Cinsel organlara hafif ya da şiddetli; hızlı dokunuş, hareketin yönü, duyumları ve duyguları çok etkileyebildiğinden, dokunulanın nelerden hoşlandığını bildirmesi daha da önem kazanıyor. Bu, seanstan seansa da değişebiliyor.

4) Cinsel bölgeler de içinde olmak üzere bedenin her yerinin öpülüp okşanması sürdürülüyor.

5) İstenirse beden losyonları da kullanılıyor.

6) Amacın yalnızca rahatlamak ve yapılandan haz duymak olduğu unutulmuyor. Seyirci olmak değil; rahatlamak ve duyumsamak amaçlanıyor.

7) Okşanan eş, uyarılabiliyor ve orgazm olabiliyor. Bu durum da seanstan seansa değişiyor. Amaç, doyuma ulaşmak değilse de bu sonuca varılması, bir sakınca oluşturmuyor.

8) Eğer erken boşalma sorunu varsa o, ayrıca giderilmeye çalışılıyor.

Dördüncü Dönem: Cinsel organlar da içinde olmak üzere karşılıklı okşamalarla birlikte orgazma odaklanma: Eşler için cinsel organlar da içinde olarak dokunma, okşama kolaylaştığı zaman, aynı anda karşılıklı okşamalara geçilebiliyor. Aynı anda haz verme ve haz alma gerçekleştiriliyor. Şunların unutulmaması gerekiyor:

1) İzin verilirse normal olarak cinsel tepki de ortaya çıkmalıdır.

2) Seyirci olunmamalıdır.

3) Eşler, hoşlarına giden şeyleri birbirine söylemelidir.

4) Hoşlarına gitmeyen şeylerden de uzak durmalıdırlar. Sonraki döneme geçmeden, soruna göre, erken boşalma ve vajinismus sorunları üzerinde durulmalıdır.

Beşinci Dönem: Vajinal giriş: Önceki dönemler başarıyla yaşanmışsa; erkekte yeterli sertleşme oluyorsa; kadında vajinaya girme ile ilgili korkular geçmişse; erken boşalan erkek, boşalmayı bir ölçüde denetim altına almışsa bu döneme başlanabiliyor. Bu dönemde de amaç, yapabilme korku ve kaygısına kapılmadan bedensel dokunuştan haz duymaktır. Ön sevişmeden sonra kadın kendini hazır duyumsadığında; erkekte de yeterli sertleşme olduğunda penis vajinaya yaklaştırılıyor. Bunun için en uygun pozisyonun, kadının üstte olmasıdır. Daha önce cinsel ilişki korkusu olan kadın, bu pozisyonda dilediği hızda ilişkiye girebiliyor. Bu dönemde penis, vajinada hareketsiz kalınca doğal olarak sertliğini yitirebiliyor. Eşler, bu durumda da sevişmeyi sürdürebilmelidirler. İkisinin de dikkati ne duyumsadıkları üzerinde olmalı ve kendilerini rahat bırakmalıdırlar. Başta penis, vajinanın içinde 15 saniye gibi kısa bir süre kalmalıdır. Daha sonra bu süre uzatılabilir.

Altıncı Dönem: Hareketli vajinal giriş: Eşlerin birbirine bedensel dokunuşlarında, başlangıçtaki ilkeler geçerlidir. Eşler birbirini haz alacak ve haz verecek biçimde okşamalı; bunun dışında yapma-birleşebilme beklentisi olmamalıdır. Bu döneme eşler, birbirinin tüm bedenlerini okşayarak başlamalıdırlar. Kadın da vajinal girişe hazır olana dek okşama sürdürülmelidir. Penis vajinaya girdikten sonra ileri geri hareketler başlamalıdır. Bu hareketlerin süresi başlangıçta kısa almalı; eşlerin ikisi de hoşlanırlarsa sürdürülmelidir. Bu döneme gelen eşler, “Dur!” demeyi öğrenmiş olmalıdırlar. Böylece “Vajinaya girdikten sonra sonuna dek gitmem gerekir.” düşüncesinden de kurtulmuş olmalıdırlar. Eşlerden biri sevişmekten hoşlansa da öbürü durmak isteyebilir ve bunu, kızdırmaktan korkmadan eşine söyleyebilmelidir. İşte rahat ve güvenilir cinsel ilişki budur. Farklı cinsel ilişki popzisyonları, farklı duygular yarattığından, eşlerin ikisinin de cinsel tepkileri farklı zamanlarda değişebiliyor. Kadınların birçoğu, aylık dönemlerinin belli zamanlarında daha çok uyarılıyor. Birçok kadının orgazm olmadan da çok uyarıcı doyurucu cinsel deneyimleri olabiliyor. Bir yanlış inanç da eşlerin aynı anda orgazm olmalarının en iyi doyum biçimi olduğudur. Cinsel ilişkide çok çeşitlilik söz konusudur ve nelerden hoşlanıldığı, kişilerin o andaki duygularına bağlıdır. Tek amaç, birlikte haz duymaktır.

Cinsel Tedaviler El Kitabı Google arama bağlantısı.