Çocuklar ve Korku Çocuklar Niçin Korkar?

Çocuklarda korkunun nedenleri, okul korkusu, gece korkuları, karabasan ve kabuslar, anne-baba davranışlarının çocukların korkularını nasıl tetiklediği hakkında.

Korku, görünen ya da görünmeyen bir tehlike, tehdit anında duyumsanan ve hoş olmayan bir gerilim, güçlü bir kaçma ya da kavga etme dürtüsü; hızlı kalp atışları, kas gerginliği ve benzeri belirtilerle yaşanan duygusal uyarılma (heyecan).

Çocuklarda Korkunun Nedenleri

Korku, doğal ve gerekli bir duygu olarak ortaya çıkıyor. Tehlikeye karşı uyarıcı bir işlevi vardır; kişiyi kaçarak, saklanarak, olmazsa savaşarak savunmaya zorluyor. Çocuklarda görülen korkuların, yaşa göre de değişen birçok kaynağı vardır. Korku, ilk yaşlarda daha çok görülüyor. Öğrendikleri çoğaldıkça, bilmediklerini bilir duruma geldikçe çocuğun korkuları azalıyor. Aynı kural, yetişkin için de geçerlidir. 2-3 yaşındaki çocuklar, gök gürültüsü, elektrik süpürgesinin sesi gibi yüksek seslerden korkuyorlar. 3-4 yaşında bunlara karanlıktan, dilenciden, hırsızdan, polisten, öcüden korkma ekleniyor. 4 yaşındaki çocuklar köpekten, düşüp yaralanmaktan, çizilen bir yerinin kanadığını gördüklerinde korkuyorlar. 6 yaşında ise hayalet, cadı, hortlak, yangın, hırsız, çocuk için korku nedeni oluyor. Bu yaştaki çocuklar, olay ve olguları abartarak, çarpıtarak, başka şeylere benzeterek, onlardan korkulu sonuçlar çıkarıyorlar. Korkuyu susturma, sindirme, alıkoyma, gözdağı verme aracı olarak kullanan anne babaların çocukları, daha korkak oluyorlar. “Susmazsan, seni hav hava veririm.” “Akşam, baban eve gelince görürsün gününü!” “Uslu durmazsan, Anıl’ın annesi olurum.” “Sesini kesmezsen, öcüyü çağırırım, alır gider seni, haberin olsun.” “Yaramazlık edersen, hastalanır, ölürüm.” “Beni seviyorsan yaramazlık yapmazsın.” “Öyle yaparsan, Allah baba görür ve seni cezalandırır.” “Susmazsan, Ay Dede seni göğe çeker.” “Ağlamayı sürdürürsen, polis amcayı çağırırım, seni alır götürür!” gibi uyarı ve gözdağı, çocuğun içine anlaşılmaz, karmakarışık korkular salıyor ve ruh dünyasını altüst ediyor.

Ürkek, korkak anne babalar, çocuklarını korkutmasalar bile bu korkaklık ve ürkekliklerini çocuklarına bulaştırıyorlar. Aşırı koruyan, kollayan anne babalar çocuklarında korkuyu çoğaltıyorlar. Aşırı korumak, çocukları girişkenlikten, deneyim kazanmaktan, öğrenmekten ve dayanıklı olmaktan alıkoyuyor. Çocuk, içine düşürüldüğü bu güçsüzlük, becerisizlik ve özgüvensizlik yüzünden, korkağın biri olup çıkıyor. Çocuğun hemen her girişimini ve her isteğini “Yapamazsın, beceremezsin.”, “Terlersin, üşürsün.” deyip engellemek, onu kapıdan dışarı çıkarmamak, oyundan ve arkadaşlarından uzak tutmak, ona iyilik değil; tersine, en büyük kötülüktür. Oysa 5 yaşındaki çocuğa, zaman zaman izlemek koşuluyla, tek başına bahçeye çıkma özgürlüğü, arkadaşlarıyla oyun oynama hakkı tanımak, onun temel gereksinimlerinden birini gidermesine izin vermektir. Anne baba dışında korku yaratan etkenler de vardır. Geçirilen kazalar, evin soyulması, yangın, deprem, su baskını, yıldırım, ölümlü kavgalar, karanlık bodruma atılmak, zorla denize sokulmak, şiddet içeren filmleri izlemek de çocukta aşırı korkulara kaynaklık ediyor.

Çocuğu olağan dışı korkulardan uzak tutmanın en iyi çaresi, onun oyun oynama, arkadaşlarıyla birlikte olma özgürlüğünü kısıtlamamaktır. Anne baba, davranışlarını gözden geçirerek, çocuklarına karşı aşırı koruyucu davranıp davranmadıklarını saptamalıdır. Eğer çocuklarınız aşırı koruyorsa, ilk işleri, bu tutumlarını değiştirmek olmalıdır. Çocuklarının gereksiz korkuları yaşamamasını istiyorsa, bunu kesinlikle başarmalıdır. Kendi işlerini kendilerinin görmesi için, çocuklarına fırsat tanımalıdır. Aile ve okul, asla cezaya umut bağlamamalıdır. Çocuğa yalnızca, yapmayı ihmal ettiği bir işi tamamlatma, verdiği zararı ödetme gibi iş ve işlemler ceza olarak uygulanabilir. Bunlar, onur kırıcı olmadıkları gibi, aynı zamanda sorumluluk ve bilinç kazandıran yaptırımlardır. Çocuğu zorla denize sokmak, karanlık bodruma kapatmak, bir odaya kilitlemek, kapıya atmak, dövmek gibi akla mantığa ters düşen; onun aşırı ve tehlikeli korkular geliştirmesine yol açan eğilimlerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Çocuğu gereksiz korkulardan kurtarmada ilk adım, korkunun nedenini bulmak; sonra da o nedenin ortadan kaldırılmasına çalışmaktır.

Çocuklarda Temel Korku Çeşitleri

Çocuklarda okul korkusu, gece korkuları, karabasan gibi değişik korkular da görülebiliyor.

Okul Korkusu

Bu korku, okula gitmek istememe ve bu isteksizliğini çeşitli bedensel, ruhsal tepkilerle ortaya koyma biçiminde ortaya çıkıyor. Okula başlamadan önce, çocuğa okulla, öğretmenle ilgili korkutucu olaylar anlatılmış ya da duyurulmuşsa, bu anlatım ve duyumlar, çocukta okula karşı bir korku oluşturabiliyor. Okulda göz dağı ile, şiddetle karşılaşan ya da kendi dışındaki birine şiddet uygulandığına tanık olan, bu tür bir uygulamanın yapıldığını duyan çocuk da okul korkusu geliştirebiliyor Ancak, okul korkularının çoğu, okuldan değil, evden kaynaklanıyor. Bu korkulardan birinin kaynağını çocuğun, annesine aşırı bağımlılığı oluşturuyor. Okul öncesinden başlayarak kendini yönetmeye, kendi sorunlarını kendi başına çözmeye alıştırılmayan çocuk, okul çağı geldiğinde okula gitmek istemiyor. Böyle bir soruna yol açmış olan anne baba, olaya soğukkanlılıkla yaklaşarak; örneğin, çocuğu bir süre okula anne götürerek sorun çözülebiliyor.

Okul korkusu, kimi kez de anneyi ya da babayı yitirme korkusuna dayanıyor. Anne ya da babasının evden ayrılacağı, hastalanacağı, öleceği yönünde korkular geliştirmiş olan çocuklar da okula gitmek istemiyorlar. Çocuk, anne babasının kavgaları sırasında babasının annesine vurduğuna, annesinin ağlayıp sızladığına tanık olmuş; ona babasının, “Çık git bu evden.” dediğini; annesinin de “Ölmedim ki kurtulayım senin elinden.” biçiminde konuştuğunu duymuş; ardından da annesi hastalanıp yatağa düşmüşse, çocuk, “Annem ölecek.”korkusunu yaşayabiliyor. Anne babanın seviştiğini, cinsel ilişkilerini gören ve bunu babasının annesine saldırısı olarak yorumlayan çocuklarda da anneyi yitirme korkusu gelişebiliyor. Gördüğü ya da duyduğu bu tür olay ve olguların etkisiyle çocuk, annesinin evden ayrılacağı ya da öleceği; babasının, annesini öldüreceği; kendisinin annesiz kalacağı korkusuna kapılıyor. Bu görüp duyduklarından sonra bir de annesi hastalanmış ve hastaneye kaldırılmışsa, çocuğun korkusu büsbütün artıyor. Bu nedenle de çocuk, annesinden ayrılıp okula gitmek istemiyor. Ayrıca, anne-çocuk anlaşmazlıkları sırasında annenin sergilediği yanlış tutumlar da bu tür bir korkunun oluşmasına yol açabiliyor. Anne, çocuğuyla tartışırken, ona öfkeyle , “Ölsem de kurtulsam senden.” gibi sözler söylemişse bu sözler çocukta suçluluk duygusu ve korku yaratıyor. Bunu izleyen zaman içinde annesi, yatacak kadar hastalanmak bir yana, azıcık rahatsızlansa, çocuk, annesinin öleceğini düşünüyor. Bu ölüme ise kendisinin yol açtığı biçiminde bir yorum yapıyor. Bu tür korku ve kaygıları da çocuğu, annesinden ayrılarak okula gitmekten alıkoyuyor. Bilinçdışı bir duyguyla, onun yanında olunca, onu ölmekten koruyacağını düşünüyor. Bu durumda anne babaya düşen görev, konuyu öğretmene de anlatarak, çocuğu mutlaka okula göndermek ya da götürmektir. Bu çocuklara yapılacak en iyi yardım, onun sıkıntılarını anlayışla karşılamak ve anne baba olarak, öğretmen olarak onu desteklemek, onun yanında olduklarını ona duyumsatmaktır. Bunun yanı sıra anne-baba, anne-çocuk ve baba-çocuk ilişkileri gözden geçirilip var olan aksaklıklar düzeltilmelidir. Bütün uğraşmalara karşın düzelme olmazsa, bir psikoloğa ya da çocuk psikiyatristine başvurulmalıdır.

Okul korkusu hakkında bir makalemiz daha var.Okul başarısızlığı üzerine makalemiz burada.

Gece Korkuları

Çocukta gece yatağına gitmek istememe, annesiyle yatma isteğinde direnme, annesiyle babasının arasında yatmak isteme biçiminde ortaya çıkıyor. Bu korkuların çoğunu da anne baba kavgaları, bu kavgalar sırasında kullanılan “Çek git, defol git!”, “Seni mahvedeceğim, sürüm sürüm süründüreceğim.”, “Seni öldüreceğim.” ya da “Beni sen öldüreceksin.” biçimindeki sözler yaratıyor. Tanık olduğu anne baba sevişmelerini, annesine yapılan saldırı olarak algılayan ve babasının, annesini öldüreceğinden korkan çocuk, bunu gece korkusu olarak yansıttığı da oluyor.. O, kendi mantığınca, annesiyle babasının arasına yatma ya da annesini babasının yanından uzaklaştırıp kendi yanında yatırma yoluyla, anneyi babanın saldırısından korumaya çalışıyor. Çocuğun, anne babasıyla yattığında uyumaması, bu gizli amacı açığa vuruyor. Bu tür korkuları gidermenin yolu açıktır. Yukarıda belirtilen nedenleri ortadan kaldırmak; yani yukarıda belirtilen sözleri çocuğa duyurmamak, cinsel ilişkileri çocuğun görmesini kesinlikle önlemek gerekiyor Çünkü bunlar, başka birçok ruhsal bunalımın da hazırlayıcısı oluyor.

Karabasan

“Kabus” adıyla da anılan aşırı korkutucu rüyalar, çoğu kez gündüz yaşanan heyecanlı olayların etkisiyle ortaya çıkıyor. Hemen her çocuk, karabasan türünde korkulu ve sıkıntılı rüyalar görüyor. Karabasanları, annenin evden ayrılışı, çocuğun hastaneye yatışı, kazalar, yaşanan büyük korkular oluşturuyor. Bunlar, beklenen kötü bir sonucun, önceden yaşandığı rüyalardır. Kötü sonucun önceden yaşandığı bu korkulu rüyalar, başarısız rüyalar diye adlandırılıyor. Bir de başarılı rüyalar vardır. Bu rüyalarda da istek ve özlemler gerçekleştiriliyor. Örneğin, gireceği sınavı heyecanla bekleyen çocuk, bir gün önce rüyasında, sınava girdiğini ve yüksek bir puan aldığını görüyor.

Yetişkin korkuları, genelde daha doğal korkulardır. Ancak, kimi yetişkin, kimi çocukluk korkularını bilinçdışı olarak yetişkin yaşlarına taşıyor ve bunların ciddi rahatsızlığını yaşıyor.