Çocuklarda Hiperaktiflik, Hiperaktivitenin Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

Çocuklarda hiperaktivite, hiperaktiflik, yapısal nedenlere ya da beyin zedelenmesine dayanan kabına sığmama, tezcanlılık, işini özenle yapma yerine, ivedilikle çırpıştırıverme, bozuk yazı yazma, düzensizlik, savrukluk, gerekli gereksiz konuşma, her fırsatta yerinden fırlayıp dolaşma, çevresindekilere zorluk çıkarma ve dikkat dağınıklığından kaynaklanan başarısızlık, kavgacılık davranışlarıyla ortaya çıkan uyumsuzluktur.

Okul öncesi dönemde anneyi gün boyu arkasından koşturanlar, bu çocuklardır. Bunlar, ya bir yerden atlıyor, bir yere tırmanıyor ya da boylarından büyük işlere girişiyor ve düşüp yaralanıyorlar. Hiperaktif çocuklar, deyimin tam anlamıyla “düz duvara tırmanan” çocuklardır.

Hiperaktiviteyi Anlamak

Çocuğun yapısının yanı sıra beyin incinmesinden doğan sakatlıklarla ilgili bedensel bozukluklar biçiminde aşırı etkinlik ve dikkat dağınıklığı vardır. Anne babanın tutumu, bu tür sorunların ya düzelticisi ya da büsbütün artırıcısı oluyor. Çocukluk çağı gelişim bozuklukları içinde bu çocukların özel bir yeri vardır. Aşırı etkin ve dikkatleri dağınık olan bu çocuklar, dikkatlerini ve davranışlarını bir amaca yönlendirmede güçlük çekiyor; beklenen ölçülerde toplumsal etkileşime giremiyorlar. Bu yüzden yaşıtlarıyla ve erişkinlerle düzgün bir ilişki kuramıyorlar. Bu özellikleri nedeniyle okulda da zekâları oranında başarılı olamıyorlar. Bunlar, normal çocuklardan yalnızca belirtilerin sıklığı, şiddeti ve yaygınlığı bakımından farklılık gösteriyorlar. Aşırı etkinlik, bu çocuklarda küçük yaşlarda daha fazla görülüyor. Kimilerinde tekmelemelerle daha anne karnında; kimilerinde, beslenme ve uyku düzensizliği ile bebeklikte beliriyor. Kimilerinde de izleyenin gözlerini yoran bir hareketlilikle; sürekli koşma, hoplama ve zıplamalarla yürümeye başladıktan sonra ortaya çıkıyor.

Hiperaktif çocuklar okul öncesinde, yapılandırılmış oyun ilişkilerine uyum sağlamakta da zorlanıyorlar. Aşırı etkin çocukların yüzde 50’sinde bu olgu, dört yaşından önce başlıyor. Ancak, daha az organize bir yer olan ev ortamında bu durumun farkına varılmıyor; aşırı etkinlik, çocuk okula gider gitmez dikkat çekmeye başlıyor. Çünkü çocuğun orada yerinde oturması, sürekli kıpırdamaması, derste ikide bir arkadaşlarıyla konuşmaması ve başka birçok kurala uyması bekleniyor. Okulda ayrıca ödevlerini dikkatli ve düzenli yazmayı ve tamamlamayı, arkadaşlarıyla birlikte uyum içinde çalışmayı, sınıfta sorulan soruları, sorulmasını bekledikten sonra yanıtlamayı, söz kesmemeyi, derse gereksiz müdahale etmemeyi başarmak için de dikkatini iyi kullanması ve tepilerini denetleyebilmesi gerekiyor. Aşırı etkin ve dikkat eksikliği olan çocuklar, evde de ödevlerinin başında oturamıyorlar; verilen yönergeleri izleyemiyorlar. Bir işi bitirmeden öbürüne geçiyor, kaza yapıyorlar. Yemek sofrası başında bile oturmakta güçlük çekiyorlar. Aşırı gürültülü oyunlardan hoşlanıyorlar. Dikkatsizlik ve sabırsızlıkları nedeniyle, yapılandırılmış oyunların kurallarını öğrenemiyorlar. Arkadaşlarını dinlemekte güçlük çektikleri ve tepilerini denetleyemedikleri için, oyunlarda sıra bekleyemiyor ve tehlikeli etkinliklere girişiyorlar. Aşırı etkinlik, ergenlikte yerini iç huzursuzluğuna bırakırken, dikkatsizlik, bu dönemde de sorun olmayı sürdürüyor.

Bozukluk belirtilerini ilk çocukluk dönemindeki çocukların koşmak, gürültü yapmak gibi yaşlarına uygun etkin davranışlarından ayırt etmek oldukça zordur. Bu zorluk, her aşırı etkinliğe “hiperaktivite” deme yanlışlığına yol açıyor. Bu yanlışlığa düşmemek için hareketliliğin bir amaca yönelik olup olmadığına bakılmalıdır. Normal çocukların hareketleri, belli bir amaca yöneliktir. Örneğin, atak çocuklar da aşırı etkin görünüyorlar; ancak onlar, hiperaktif diye nitelendirilemezler. Eğer çocuk, aşırı etkin görünmesine karşın, gereken yerlerde hareketlerini durdurabiliyorsa; örneğin, yemek başında, TV izlerken kıvranıp mırıldanmadan rahat ve huzurlu oturabiliyorsa, o çocuk aşırı etkin değildir. Dikkat bozukluğu, “algılanan materyali seçme ve düzenleme yeteneği”, “istencin, algının, bilişin ve güdülenmenin payı olan, sorun çözmede anlamlı ve etkin bir yol”, “organizmanın çevreden bilgi toplamak için kullandığı strateji” olarak tanımlanan ve dikkat adı verilen etkin sürecin azlığını ya da yokluğunu anlatıyor.

İnsanda bir sürekli dikkat, bir de seçici dikkat bulunuyor. Aşırı etkin çocuklardan kimileri sınıfta birkaç dakikadan fazla ders dinleyemezken, sevdikleri bir işe, uzun süre kendilerini verebiliyorlar. Bu örnek, seçici dikkatin önemini ortaya koyuyor. Bir başka önemli konu da dikkat süresidir. Sınırlı bilgilere dayansa da okul öncesi dönemde bulunan çocuklarda dikkat süresi, 30 dakika olarak belirlenmiştir. Dikkat süresi en çok, 4-5 yaşlar arasında uzuyor. 5 yaşın altındaki çocukların dikkatini değerlendirmede bunun da göz önünde tutulması gerekiyor. İlköğretim çağındaki çocukların dikkatleri konusunda bir yargıya varabilmek için de onların okul ödevlerindeki üretkenlikleri, dersi dinleme, evde ödev başında oturma süreleri incelenmelidir. Laboratuvar ortamında olmanın sakıncalarını taşısa da psikolojik testler, çocuğun dikkat süresine ilişkin bilgi veriyor. Bu testler, normal çocukların dikkat sürelerinin, aşırı etkin çocuklarınkinden daha uzun olduğunu gösteriyor.Türkiye’de ilköğretim 1. kademe öğrencilerinin, erkeklerde kızlardan daha fazla olmak üzere, yüzde 5’inin aşırı etkin olduğu saptanmıştır.

Hiperaktivitenin Nedenleri

Bu bozuklukta, genetik geçiş, önemli bir etken olarak görülüyor. Bu bozukluk belirtilerine, söz konusu çocukların birinci dereceden akrabalarında da rastlanmıştır. Aşırı etkinlik ve dikkat eksikliği, son yıllardaki araştırmalarda, yargılama, karar verme, planlama, toplumsal davranım gibi üst düzey işlevlerin yürütücüsü olan frontal lopla ilişkilendirilmiştir. Bu lopun işlevlerini inceleyen nöropsikolojik testler, aşırı etkin çocuklarda dikkati sürdürememe, kısa süreli ve tek denemeli işitsel ve sözel bellekte bozukluk olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu konudaki son görüşler ise, bu bozukluğu, bir “çalışma belleği, duygulanım-uyarılma düzenlemesi, dilin içselleştirilmesi ve davranış analizi-sentezi” gibi dört temel yürütücü işlevin bozukluğu olarak belirliyor. Kalabalık aile ortamı, alt toplumsal-ekonomik düzey gibi olumsuz toplumsal-ruhsal etkenler, aşırı etkinlik ve dikkat eksikliğini yaratmamakla birlikte, yatkınlığı olanlardaki belirtilerin şiddeti ve süresi üzerinde etken oluyor. Bu bozukluk, ergenlik ve erişkinlikte, toplumdışı kişilik bozukluğu ile ilgili özelliklere madde kullanımının da eklenmesiyle sürüyor.

Hiperaktivite Tedavisi, Çözüm Önerileri

Başka bir ruhsal bozukluk eşlik etmiyorsa, bu bozuklukta temel tedavi, ilaçla yapılıyor ve bu tedaviden yüksek oranda olumlu sonuçlar alınıyor. Bunun yanı sıra, eğitici ve davranışı değiştirici ruhsal tedavi yöntemlerinden de yararlanılıyor. İlaç kullanımı ile ilgili standart bir süre bulunmuyor; ancak, ilaç kullanımının uzun sürmesi söz konusudur. İlaç kullanımı, hekim denetiminde okul bitimine doğru azaltılıp okul tatile girdiğinde kesilebiliyor; öğretim yılı başında çocuk izlenerek, ilaç kullanımına başlanıp başlanmayacağına yeniden karar veriliyor.