Muzaffer ŞERİF

Muzaffer ŞERİF (Başoğlu) (1906-1988), Türk asıllı Amerikalı psikolog; sosyal psikolojinin kurucularından.

Şerif, İzmir’in Ödemiş ilçesinde varlıklı bir ailenin beş çocuğundan ikincisi olarak dünyaya geldi. Ortaöğrenimini İzmir, Amerikan Koleji’nde; yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde tamamladı. 1929’da İzmir Erkek Öğretmen Okulu’nda felsefe; 1932’de Ankara Gazi Terbiye Enstitüsü’nde psikoloji öğretmenliğine getirildi. Aynı yıl, lisansüstü öğrenimi için ABD’ye gönderildi. Orada Harward Üniversitesi’nden aynı yıl, yüksek lisans derecesini aldı. 1935’te Columbia Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Algıdaki Bazı Toplumsal Etkenler konulu teziyle doktorasını aldı. 1937’de Türkiye’ye döndüğünde Gazi Terbiye Enstitüsü’ndeki görevine ek olarak, 1939’dan sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde psikoloji doçenti olarak ders vermeye başladı. 1940-1944 arasında Muzaffer Şerif Başoğlu imzasıyla Yurt ve Dünya, Adımlar ve İnsan dergileriyle Tan gazetesine, başta ırkçılık olmak üzere dönemin ülke sorunlarını konu alan makaleler yazdı. 1943’te yayımladığı Irk Psikolojisi adlı kitabında üstün ırk kuramını ve ırkçı-Turancı düşünceleri eleştirdi. 1944’te derslerinde siyasal propaganda yaptığı gerekçe gösterilerek tutuklandı. Serbest bırakıldıktan sonra üniversitedeki görevinden ayrıldı. 1945’te Princeton Üniversitesi’nin, hapiste iken kendisine yaptığı çağrıyı kabul ederek ABD’ye gitti. 1946’da Yale Üniversitesi’ne geçti. Bir süre sonra Oklahama Üniversitesi’nde, ileride sosyal psikoloji alanında birçok deneyin yapılacağı ünlü Grup İlişkileri Enstitüsü’nü kurdu. 1980’lerin başında Pennsylvania Park Üniversitesi’nden emekli oldu.

Şerif’in (Sherif’in) temel hedefi, sosyal bilimler içinde bir antropolojinin kurulmasına yardımcı olmaktı. Ona göre, davranışın toplumsal-kültürel çevrede bilimsel olarak incelenmesi demek olan sosyal psikoloji, böyle bir bilimin oluşturulmasında önemli bir katkı yapma olanağına sahiptir. Bireyler, yalnızca içine doğdukları ve içinde büyüdükleri, yer aldıkları grupların toplumsal-kültürel özelliklerinden etkilenmiyorlar; aynı zamanda savaş, barış, devrim gibi tarihsel olaylarla kültürü de yaratıyorlar. O nedenle insani olayları anlamak için bireylerin tüm çevreye; özellikle de toplumsal-kültürel çevreye karşı tepki süreçlerini ve bunun özelliklerini anlamak gerekiyor.

Şerif, bilimsel çalışmalarına, psikologların laboratuvar araştırmalarıyla sosyologların ve kültürel antropologların ilgilendikleri konular arasındaki boşluğun nasıl doldurulabileceği sorusunun öne çıktığı 1930’lu yıllarda başladı. ABD’li psikolog Gardner Murphy’yle birlikte, söz konusu boşluğun, toplumsal kuralların (normların) algılama, yargılama ve anımsama gibi temel psikolojik süreçlere etkilerinin laboratuvar deneyleri yoluyla incelenerek doldurulabileceğini savundu. Şerif, belirsizliği en aza indirme psikolojik eğilimine sahip olan bireylerin, iletişimde birbirini etkileme ve bir kural geliştirme durumunda kaldıkları, kuralın sonradan tek tek bireylerin davranışlarını etkilediği varsayımını doğrulamak için deneyinde otokinetik etki olarak bilinen bir görsel algı yanılgısından yararlandı. Bunun sonuçlarını Sosyal Kuralların Psikolojisi’nde ele aldığı bu deneyi ile, kendi başlarına iken birer yargı sıtandardı geliştirmiş olan bireylerin, grupta iken ortak bir standart yargıya yöneldiklerini; böylece birey olarak geliştirilen öznel gerçeğin yerini, grubun geliştirdiği toplumsal gerçeğin aldığını gösterdi. Aynı deneyle, başlangıçta grup içinde var olmayan; ancak, bir kez oluştuktan sonra grubu oluşturan bireylerce benimsenen kuralın gerçeği yansıttığı inancının oluştuğunu, grubun büyüklüğünün, söz birliği etmiş olmanın, grup üyelerinin ya da iktidar kaynağının bireylerin gözündeki saygınlığının, bu kurala uyma davranışını olumlu olarak etkilediğini kanıtladı. Sonraki çalışmalarında Şerif, gruplar arası çatışma üzerine eğildi. Bu çatışmanın, grupların, karşıt gruplara ilişkin olarak üyelerine, açıklamadan verdikleri ve aralarındaki çatışmayı yansıtan tutumlar olarak tanımladığı kalıplaşmış tutum ya da yargıların sonucunda ortaya çıktığını savundu. Bu yaklaşımla grupların kendi çıkarlarını sürdürmek için kalıp tutumlarını pek değiştirmediklerini vurguladı; ancak, herkesin istediği; ama herhangi bir grubun kendi kaynakları ve iktidarıyla gerçekleştiremeyeceği amaçların, gruplar arası çatışmayı azaltacağını belirtti. Tutum oluşumu ve değişim konularına da önemli katkılarda bulunan Şerif, ergenlik çağını ele aldı ve Batı toplumlarında bu çağdaki bireyin benimseme gruplarının ortasında tam bir belirsizlik ve çatışma durumunda kalmasının benlik tutumlarını nasıl etkilediğini ortaya koydu. Sosyal psikolojinin kurucular kuşağında yer alan Şerif, bu bilim dalını sistemleştirme çabalarıyla ve bireysel davranışların toplumsal durumlar ve kültürel yapılar içinde kavranmasında deneysel psikoloji yöntemlerini kullanmadaki başarısıyla bu bilim dalının en önde gelen birkaç kişisinden biri oldu. Ayrıca İbrahim Yasa, Mümtaz Turhan, Mübeccel Kıray, Fatma Başaran ve Çiğdem Kâğıtçıbaşı gibi Türk bilim insanları, toplumsal değişimle ilgili köy araştırmalarında Şerif’in Türkiye’de iken gerçekleştirdiği ve 1948’de Sosyal Psikolojinin Anahatları adıyla yayımladığı araştırmasında kullandığı temel psikoloji kavramlarından yararlandılar.

Başlıca eserleri:

Sosyal Kuralların Psikolojisi (1985), Irk Psikolojis 1943), Değişen Dünya (1945), Sosyal Psikolojinin Anahatları (C. W. Sherif ile birlikte) (1948), Uyum ve Gerilim İçinde Gruplar (C. W. Sherif ile birlikte) (1953), Toplumsal Yargı: İletişimde ve Tutum Değişikliğinde Özümseme ve Konstrat Etkileri (C. I Hovland ile birlikte) (1961), Özümleme Kümeleri: Ergenlerin Uyum ve Çatışmasının Açığa çıkarılması (C. W. Sherij ile birlikte) (1964), Grup Çatışması ve İşbirliğinin Sosyal Psikolojisi (1966).