Titanic’in Batışı, Arabistan’da Petrolün Bulunması, Che Guevara’nın Öldürülmesi

Tarih serimizde, Titanic’in batış öyküsü, Arabistan’ın kaderinin petrolle değişmesi ve Che Guevera’nın öldürülmesi konularını işledik.

Titanic Batıyor – 15 Nisan 1912

Titanic batıyor

2 bin 340 yolcusuyla ilk yolculuğuna çıkan Titanic transatlantiği, New Foundland’ın güneyinde bir buzdağına çarparak battı, 1513 kişi Kuzey Atlantik’in buzlu sularına gömülerek hayatını kaybetti. Zamanının en büyük buharlı yolcu gemisiydi ve ne olursa olsun batmayacağına inanılıyordu. Oysaki daha ilk seferinde battı. Kaza, dünya savaşları dışındaki en büyük deniz felaketlerinden biri olarak tarihe geçti. Titanic dünyanın en güvenilir gemisiydi. Üstelik dünyanın en kaliteli çeliği bu gemi için kullanılmıştı. Batmaz denilen gemi 3 saat gibi kısa bir sürede Grönland açıklarında okyanusun soğuk sularına gömüldü. 1985 yılında bir ünlü su altı araştırmacısı Bob Ballard, Titanic’in enkazını 12 bin 612 feet derinlikte bulmayı başardı. İlk araştırma ekibi 1991 yılında Titanic’e ulaştı. Kazada ölenlere saygı göstermek amacıyla hiçbir kişisel eşya enkazdan yukarı çıkarılmadı. Sadece araştırmalar için gemi enkazından metal parçalar toplandı. Toplanan parçalar ve enkazın deniz dibindeki görüntüsü Titanic’in nasıl battığını gözler önüne seriyordu. Buna göre gemi baştan ve sondan darbe alacak şekilde tasarlanmış ve birbirinden bağımsız su almaz kompartımanlardan oluşacak şekilde inşa edilmişti. Ama kaza sırasında beklenmedik şekilde buz dağı geminin yan tarafını baştan sona bir bıçak gibi kesmiş ve tek bir kompartıman yerine bütün kompartımanlar suyla dolmuştu. Böylelikle batış kaçınılmaz oldu.

Suudi Arabistan’da Petrol Bulundu – 3 Mart 1938

Suudi Kralı Abdülaziz İbni Suud, Basra Körfezi’ni çevreleyen ve sadece birkaç palmiye ağacının göze çarptığı uçsuz bucaksız çölde araştırma yapmaları için Amerikalı mühendislerden oluşan bir ekibi görevlendirmişti. Süvarilerinin atlarının ve develerinin nefeslenebileceği yeni su vahalarının bulunmasını ümit ediyordu. Lakin California merkezli Standart Oil’den gelen ekibin niyeti, kralın beklentisinin çok ama çok ötesindeydi. Bölgedeki diğer ülkelerde petrol keşfedilmişti ama mühendisler Arabistan’da daha fazla bulunabileceğini hesaplıyorlardı. Buna karşın birkaç yıldır açtıkları kuyular, kendilerini hayal kırıklığına uğratmıştı. Neredeyse pes etme noktasına gelmişlerdi ki 7 numaralı kuyuda daha da derine inmeye karar verdiler. 1440 metreye ulaştıklarında buldukları şey su değil, bölgenin kaderini sonsuza dek değiştirecek bir hazineydi: Dünyanın en zengin petrol rezervlerine ulaşmışlardı.

Kral, başlangıçta Amerikalıların sevincini tam olarak paylaşmakta güçlük çekti. Keşiften bir yıl sonra mahiyeti ile birlikte geldiği Ras Tanura petrol istasyonunda, Suudi petrolü ile limandan ayrılan ilk tankeri gördüğünde bambaşka bir dönemin başladığını anlamıştı. O andan itibaren Kral’ın, İslam’ın kutsal şehri Mekke’ye hac görevini ifa etmeye gelen Müslümanların bıraktığı paraya ihtiyacı kalmamıştı. Suudi Krallığı, artık Ortadoğu politikalarının vazgeçilmez aktörüydü. O, artık dünya enerji pazarının sözü en çok dinlenilen abisi olacaktı.

Che Guevara Öldürüldü – 9 Kasım 1967

Che Guevara öldürüldü, Che cesedi

Marksist devrimci Ernesto ‘Che’ Guevara, Bolivya ormanlarında gerillalarla askerler arasında yaşanan çatışmada öldürüldü. Küba Başbakanı Fidel Castro’nun sağ kolu olan Guevara, bir süre önce ortadan kaybolmuş ve o zamandan beri nerede olduğu hep tartışma konusu olmuştu. Arjantin doğumlu gerilla lideri, 1959’da Küba’da iktidarı ele geçiren Fidel Castro’nun yoldaşlarından biriydi. Devrimin ardından ulusal bankanın başına getirilmiş, ardından da Sanayi Bakanı olmuştu. Birçok kişi onu Castro hükümetinin entelektüel gücü olarak görüyordu. İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın 1967’de yayımladığı ‘Küba’nın Önde Gelen Kişileri’ adlı raporda ismi geçen 61 kişi arasında Che Guevara da bulunuyordu. Söz konusu rapora göre Che, Castro’nun yakın çevresi içindekilerin belki de en akıllısı ve çalışkanıydı. Kimi zaman sosyal çevresinde genel kültürünü gösterirken, kimi zaman da çevresindekileri hor görebiliyordu. Raporda Che Guevara’yla ilgili şu yoruma yer verilmişti: “Bu bıyıklı Arjantinli, İrlandalılara benzer soğukkanlılığı ve giydiği askerî üniformayla, çok sayıda kadın ve erkek arasında hayranlık uyandırmıştı.” Raporda ayrıca Küba lideri Fidel Castro’nun, Guevara’nın, ülkesindeki devrimi Latin Amerika’ya yayma gibi fikirlerine pek sıcak bakmadığı belirtiliyordu. Ölümünün ardından Üçüncü Dünya sosyalist devrim hareketlerinin sembol kahramanı oldu. Efsaneleştirilerek romantik bir figür olarak günümüze kadar geldi.