Tarihi perspektifte Hindistan ve Pakistan’ın ortaya çıkışı, iki ülkenin ilişkileri, Keşmir sorunu, Sindh ve Pencap kışkırtmaları hakkında.

14-15 Ağustos 1947
“Keşmir meselesi zaten Keşmir halkı tarafından çözümlenmiştir. Bu halk kendisini Hindistan Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçası olarak telakki ediyor. Sovyet hükümeti Keşmir meselesinde Hindistan’ın politikasını desteklemektedir.”
Kruşçev (Sovyet Lideri/1955)

Hint alt kıtası tarihi boyunca pek çok işgalciye boyun eğmişti. Gazneliler ve Babürlülerin ardından 18. yüzyıldan itibaren İngilizler ve Fransızlar, bu bölgeye çöreklenmek için kıyasıya bir mücadeleye girişmiş, muzaffer çıkan İngilizler olmuştu. 1858’de doğrudan İngiliz tahtına bağlanan topraklar, ancak 1947’de kendini majestelerinin denetiminden kurtarabilecekti. Hinduların çoğunlukta olduğu bölgede Hindistan, Müslümanların çoğunlukta olduğu batı topraklarındaysa Pakistan kurulmuş ve işte asıl film de iki ülkenin birbirine ‘elveda’ dediği 14-15 Ağustos 1947’de başlamıştı…

Bugünün en keskin etnik ve dinî çekişmelerinden biri, her ikisi de nükleer güç olan Hindistan ve Pakistan arasında süregeliyor. Üstelik tüm bu hikâyenin başlangıç noktası, 1900’lü yılların başında Hint milliyetçi hareketinin İngilizlere karşı çıkarken ülkedeki Müslümanların haklarına karşı duyarsız kaldığı günlere dek uzanıyor. Müslümanların Hindu çoğunluk tarafından yönetilecek olmaktan dolayı duydukları haklı korku, iki ulusun da, İngilizlerin çekilmesinin ardından, aynı toprakları paylaşmasını zorlaştırmıştı. Buna rağmen İngiliz sömürgesi olan Hint alt kıtasının Pakistan ve Hindistan arasında bölünmüş olması da sorunu çözmedi. İki ulus halen birbirlerinin ensesinde. İhtilafın merkezindeyse tartışmalı sınırlarıyla Keşmir bölgesi yatıyor.

Bölünmeye giden yol bir grup Hint milliyetçisinin 1885’te Kongre Partisi’ni kurmasıyla başlamıştı. İlk etapta bir lobi grubunu andıran hareket, 1900’lerden itibaren içinden daha radikal bir grup çıkardı. Bu arada kongredeki Müslümanlar, giderek artan Hindu milliyetçiliğinden rahatsız olmaya başlamışlardı. Nihayetinde 1906’da kongreden koparak, Muhammed Ali Cinnah liderliğinde kendi örgütleri olan İslam Ligi’ni kurdular. Artık Hindistan’ın bağımsızlığı için çalışan iki çatı vardı.

Ve 1915’te Gandhi Hindistan’a geldi. Sivil itaatsizlik politikasıyla İngiliz sömürge idaresine kök söktürmeye başladı. Bununla birlikte ülkenin idaresi halen Londra’nın ellerindeydi. Ne Hindular ne de Müslümanlar bu durumdan hoşnuttu. Ülkedeki tansiyonu düşürmek isteyen İngilizler, savunma ve dışişleri hariç, ülkenin kaderini yerli halka bırakma kararı aldı. Sınırlı yetkiye sahip bir hükümet kuruldu. Lakin Müslümanlar burada hakkıyla temsil edilmiyordu. Her ne kadar Gandhi’nin uzlaştırıcı çabaları söz konusu olsa da, bağımsızlık hareketini sürükleyen birçok Hindu açısından Müslümanların temel hak ve hürriyetleri pek de önemli mevzular değildi. Bu sınırlı bağımsızlığın hayata geçirilme şekli Müslümanlar açısından hiç de iyi sinyaller vermiyor; söz gelimi yeni cami yapmalarına izin verilmiyordu. O andan itibaren Hindularla birlikte olamayacaklarına karar verdiler ve İngilizlerle yapılan görüşmeler tamamen bağımsız bir Müslüman devlet isteği üzerinde yoğunlaştı. İkinci Dünya Savaşı patlak verince İngilizlerle müzakereler donduruldu. İngilizler, Hindulara ya da Müslümanlara danışmadan, imparatorluğun parçası olan Hindistan’ın da savaşa girdiğini duyurdu. Hindular, buna tepki olarak hükümetten çekildi ve savaşı da bahane ederek tam bağımsızlık taleplerine hız verdi. Buna mukabil İngilizler, “Tamam önce şu savaşı aradan çıkaralım, sonra istediğiniz olacak” yaklaşımını benimseyince, savaş boyunca sadakatle kraliçe adına cepheye gittiler. Muhtemelen İngiltere’nin savaşı kaybetmesi durumunda işlerin kendileri açısından daha kötü olacağını düşünüyorlardı ki gerçekten de 1940’ta müttefiklerin cephedeki durumu pek de parlak görünmüyordu. Nihayet savaşın bitmesinden sonra her iki tarafın da istediği oldu. İngiliz Hinti’nden; İngilizlerin deyimiyle ‘taçtaki mücevherden’, iki bağımsız devlet doğdu: 14 Ağustos 1947’de Pakistan, bir gün sonra da Hindistan dünya siyaset sahnesine çıktı. Bu çifte doğum, bölgeyi bir mayın tarlasına dönüştürecekti…

Kendini bir anda yanlış tarafta bulan milyonlarca Hindu ve Müslüman, karşılıklı ve zorlu bir göçe girişti. Her iki tarafın fanatiklerinin saldırılarıyla çok kan döküldü. Ayrılığın ardından bir zamanlar aynı toprakları paylaşan bu iki milletin arasındaki yüksek gerilim hattının merkeziyse Keşmir oldu. Hindistan ayrılık anlaşmasına aykırı olarak nüfusunun çoğu Müslüman olan Keşmir’i Pakistan’a bırakmaya yanaşmadı. Bunun üzerine bölgedeki Müslümanlar ayaklandı. Bağımsızlıklarının üzerinden bir yıl geçmemişti ki, iki ülke Keşmir yüzünden savaşa tutuştu. Bu ilk savaştan bir sonuç çıkmadı. Sadece her iki tarafın da kini ve bölgeye yaptığı yığınak artmıştı. Nitekim aynı meseleden dolayı iki kez daha karşı karşıya geleceklerdi.

Bu topraklardaki sorun iki ülke arasındaki gerilimle sınırlı değildi. Pakistan da kendi içinde bölünmüştü. Batısıyla doğusu arasındaki tek ortak bağ İslam’dı ama bu onları bir arada tutmaya yetmeyecekti. Her iki taraf arasındaki sosyal, etnik ve ekonomik farkların üzerine merkezî hükümetin doğuda yaşanan afetlere zamanında tepki verememesi üzerine Doğu Pakistan, 1971’de bağımsızlığını ilan ederek Bangladeş adıyla haritadaki yerini aldı. Lakin henüz bağımsızlık ilanının dumanı üzerinde tüterken iç savaş başladı. Müslüman, Müslüman’ın boğazına sarılmış, bu sırada Hint birlikleri de Bangladeş safında Pakistan’a karşı verilen mücadeleye dâhil olmuştu. Hint alt kıtasında göz gözü görmüyordu. 1974’te Hindistan’ın nükleer kulübe girmesiyle sorun daha da çetrefilli hale geldi. Pakistan geride kalacak değildi ya; o da bir süre sonra nükleer silah sahibi seçkinlerin safına katıldı.

Hindistan-Pakistan ayrışması, bölgedeki ikili ilişkileri tümden değiştirdi. Hindistan, Sovyet saflarına yaklaştı. Silahlarını Ruslardan aldı, Çin’le ikili ilişkilerini geliştirdi. Pakistan’sa buna karşılık Amerika’yı kendine müttefik edindi. Özellikle Afganistan’daki Sovyet işgali sırasında Amerika, Pakistan üzerinden Afganistan’daki işgalci Kızıl Ordu’yla mücadele etti. 1989’da Soğuk Savaş’ın bitmesiyle bölgedeki ilişkiler demeti yeniden şekillendi. Amerika her iki ülkeye yaptığı yardımı kesti ve özellikle 1998’de yaptıkları nükleer denemelerin ardından ikisine de yaptırım uygulamaya başladı. Lakin 11 Eylül 2001 saldırılarıyla kartlar yeniden dağıtıldı. Pakistan bir kez daha Amerika’nın sıkı müttefiki oldu ve Amerika’nın Afganistan’ı işgal etmesinde merkezî bir rol üstlendi. Terörle Savaş stratejisi çerçevesinde bölgedeki önemi giderek arttı.

Kuruldukları günden bu yana her iki ülke de birbirlerini, kendi topraklarındaki radikal unsurları beslemek ve kışkırtmakla suçluyor. Taraflara göre Hindistan, Pakistan’daki Sindh bölgesini kaşıyor; Pakistan’sa Hindistan’ın Pencap eyaletindeki bağımsızlık yanlısı Sih milisleri el altından destekliyor.
Keşmir sorununa gelince… Modern çağların en uzun soluklu ihtilaflarından biri olan Keşmir, şu an resmen kilitlenmiş durumda. Hindistan, BM kararlarına rağmen bölge halkının kendi tercihini (plesibit) yapmasına yanaşmıyor. Her ikisinin de nükleer silah sahibi olması, tarafları topyekün bir saldırıdan caydırmış gibi görünüyor. Bununla birlikte her iki taraftaki radikaller, sık sık etnik ve dinî motifli saldırılar gerçekleştirerek bölgedeki tansiyonu yüksek tutmaya devam ediyor.

  • Hindistan ve Pakistan, Keşmir sorunundan dolayı 1948, 1965 ve 1971 yıllarında savaştı.
  • İki ülke arasında bugüne dek yaşanan çatışmalarda 1 milyon civarında kişi hayatını kaybetti.
  • Keşmir meselesi, Soğuk Savaş boyunca Sovyetler, Çin ve Rusya arasında adeta bir bilardo topuna döndü. Taraflar, söz konusu dengelere göre meseleye dönük tutumlarını değiştirip durdu.
  • İki ülke arasındaki milliyetçi kargaşa ortamının kurbanlarından biri bizzat Hindistan’ın doğmasına ebelik edenlerin başında gelen Mahatma Gandhi oldu. Müslümanlara dönük barış ve uzlaşı politikalarına diş bileyen Hindu fanatiklerden birinin düzenlediği suikastla hayatını kaybetti.
  • Hindistan Başbakanı Indira Gandhi, 1984’te iki ayrılıkçı Sih militanı tarafından öldürüldü.

 

Hindistan ve Pakistan’ın askeri güç karşılaştırması.

 

keşmir hindistan pakistan

Keşmir Hindistan Pakistan Haritası