İsmail Hakkı Tonguç’un Yaşamı ve Köy Enstitüleri

İsmail Hakkı Tonguç ve Köy Enstitüleri

İsmail Hakkı Tonguç’un yaşamı, eserleri ile Köy Enstitülerini kurması ve Türk eğitimine katkıları.

İsmail Hakkı Tonguç’un Yaşamı

ismail hakkı tonguçİsmail Hakkı Tonguç (1897-1960), Silistre ilinin Totrakan sancağına bağlı Tataratmaca köyünde doğdu; Ankara’da öldü. İlkokulu köyünde, rüştüyeyi Silistre’de bitirdikten sonra okumak için İstanbul’a gitti. Maarif Nazırı Şükrü Bey’e ulaşarak okumak istediğini iletti. Kendisine parasız yatılı Kastamonu Öğretmen Okulu’nun kapısı böyle açıldı. Daha sonra nakledildiği İstanbul Öğretmen Okulu’nu 1918’de bitirdi. 20 arkadaşıyla birlikte ileri öğrenim için Almanya’ya gönderildi. Kurtuluş Savaşı nedeniyle öğrenimi sık sık kesintiye uğradı. Bu nedenle orada ancak resim, el işi, beden eğitimi ve iş eğitimi konularında kısa süreli kurs ve seminerlere katılabildi. Dönüşte 1925’e dek Eskişehir, Konya, Adana ve Ankara öğretmen okullarında resim-elişleri ve beden eğitimi öğretmenliği yaptı. 1926’da atandığı Levazım ve Ders Araçları Genel Müdürlüğü görevini 1932’de Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-Elişleri Bölümü’nü kurma görevi verilene dek sürdürdü. 1935 yılına dek bu bölümün yöneticiliğini yaptı. 3 Ağustos 1935’te İlköğretim Genel Müdürlüğü görevine getirildi. Bu görevi 21 Eylül 1946’ya dek yürüttü. O tarihten 2 Nisan 1949’a dek Talim Terbiye Kurulu üyeliği yaptı. Buradan Ankara Atatürk Lisesi resim öğretmenliği görevine atandı. 11 Eylül 1950’de Bakanlık emrine alındı. Uzun süreli davalar sonunda Danıştay, Bakanlık emri kararını kaldırdı ve Tonguç, 27 Şubat 1954’te emekli oldu.

İsmail Hakkı Tonguç ailesi

İsmail Hakkı Tonguç ve Ailesi (Engin, Yalım, Nafia)

İsmail Hakkı Tonguç ve Köy Enstitüleri

Ülkemizde ve dünyada öğretmenlik, okul ve eğitim yöneticiliği ve yazarlığından çok, Köy Enstitüleri’nin kurucusu ve yaşatıcısı olarak tanınan bir kişi oldu. 1930’larda özellikle köy çocuklarının ilköğretimden geçirilmesi gibi önemli bir sorun, hâlâ etkili bir çözüm bekliyordu. Köylerimizin yüzde 80’i okuldan ve öğretmenden yoksundu. Var olanların sayısı da istifa gibi nedenlerle daha da azalıyordu. Oysa köye eğitimi götürmedikçe Atatürk devrimlerini kentin ötesine geçirmek olanaksızdı. Köye dayanmayan hiçbir örgüt ya da hareket verimli sonuç alamazdı. Tonguç, İlköğretim Genel Müdürü olarak, kısa bir sürede 40-50 bin öğretmen yetiştirebilecek bir plan yaptı. Bu planın uygulanmasıyla 20 Köy Enstitüsü kuruldu. Tonguç, Pestalozzi, Kerschensteiner ve Dewey gibi ünlü eğitimcilerden derinden etkilenmiş, onlar gibi iş eğitiminin önemine inanmıştı. Ona göre

“Uygulanmayan bilgi, boş ve gereksiz bilgidir. Bilmek demek, yapmak demektir.”

O nedenle kurduğu köy enstitülerinde eğitim, işe, beceriye, üretime dayandırıldı. Derslerin yarısı genel konulara, yarısı da tarım ve teknik öğretim uygulamalarına ayrıldı. Enstitülerde yetişen öğretmenler, köye bilginin yanı sıra becerilerle de donatılmış olarak dönüyor; köyün her açıdan kalkınmasına önderlik ve rehberlik ediyorlardı. Öğretmen köyde örnek tarım ve hayvancılık yapıyor, kooperatif açıyor, demircilik, yapıcılık, dülgerlik atelyeleri açarak bunları köylüye öğretiyordu. Bu niteliği ile köy enstitüleri gerçekte birer iş okuluydu; köy gençlerini iş içinde iş yaparak iş için eğitmek üzere kurulmuştu. Devletin güçsüz, karanlığın yaygın olduğu; önemli dünya ve yurt olaylarının yaşandığı 1940’lı yıllarda çok kısa sürede, ulusal bütçeye fazla yük olmadan 20 köy enstitüsünün; bir de Yüksek Köy Enstitüsü’nün kurulması, o yılların kahramanlık öyküsü, görkemli bir eğitim savaşımıdır. Tarihimizde ilk kez köylerimiz, kendi öğretmenleri yanında sağlık memuruna ve ebeye kavuşacaktı. Bilgisizliğin karanlığı dağıtılacak, köy insanı sağlığına kavuşacak ve her yönden canlanacaktı. Bu amaçla Tonguç, okul yöneticileri ve öğretmenleriyle ve karşılaşılan sorunlarla ayrı ayrı ilgileniyor ve birlikte çözüm arıyordu. İsmail Hakkı Tonguç’un bu başarısında,

“İlköğretim davası, insan olma, millet olma davasıdır.”

diyen, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile onu sonuna dek destekleyen Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in payı elbette büyüktür. Dünyanın hayranlıkla izlediği bu özgün eğitim deneyimi, ülkemizde 1945’ten sonraki siyasal gelişmelerden yararlanan çıkarcı çevrelerce, önce Tonguç görevden alınarak; Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ayırılarak kısa sürede sona erdirilmiştir. 17 Nisan 1940’ta 3803 sayılı yasayla kurulan köy enstütüleri, 1947’de yapılan değişikliklerle özünü yitirmiş; 1953-1954 öğretim yılında da İlköğretmen okuluna dönüştürülerek tümüyle kapatılmıştır. Öyle de bu çağdaş eğitim hareketi Türk eğitim sistemini, işi ve üretkenliği sokarak; devleti ilk kez köye götürmeyi başararak; tarihte ilk kez kız ve erkek köy çocuklarına ilköğretimden sonraki eğitim kurumlarının kapılaranı açarak izi silinemeyecek güçlü bie etkide bulunmuştur. Bu kurumlar, köylerimiz için 17373 öğretmen, 1248 sağlık memuru yetiştirmiştir.

Başlıca eserleri: Köyde Eğitim, 1938; Canlandırılacak Köy, 1939; Köy Enstitülerimizde Eğitim Öğretim İlkeleri, 1943; İlköğretim Kavramı,1946.

Hasan Ali Yücel de Beybut.com’da

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir