Aruba Vps Hizmeti 1 Euro

Aruba’nın 1 Euro’lık Vps hizmeti hakkında ayrıntılı değerlendirme. Servis kalitesi, teknik veriler, Digitalocean, Linode ve Aruba karşılaştırması hakkında bir yazı yazmaya karar verdim. Çünkü 1 €/ay,  vps için oldukça düşük bir fiyatlandırma.

Aruba Nerede?

Aruba, İtalya merkezli bir servis sağlayıcı. Datacenterları ise Avrupa’nın çeşitli yerlerine dağılmış vaziyette. Bunlar; İtalya, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, Almanya, Fransa merkezli. Avrupa’nın beş ülkesinde (2017) 6 datacenterları var. 10.000 m2 DC alanı, 140 GB üzerinde bağlantı hızıyla Avrupa’nın büyük sağlayıcılarından biri.

1 Euro’luk VPS Hizmeti

Test için aldığım Vps İtalya merkezliydi. Tüm kayıt ve hizmetin açılışı 5-10 dakika sürdü. Panelleri birbirinden farklı. Sunucu yönetimlerinin yapıldığı panelle kişisel panelinize farklı adreslerden, farklı şifre ve kullanıcı adıyla login oluyorsunuz. Siparişten sonra 6 lokasyon emrinize amade.

Aruba

Sanallaştırmayı VMWare ile yapıyorlar. Windows ve birçok Linux sürümünü seçip sunucunuzu kurabiliyorsunuz. Eğer Windows seçerseniz 6.50 €’luk hizmeti almanız gerekiyor. Windows Vps/Vds seçeneğinin olması Digitalocaen, Linode gibi servislerin boşluğunu doldurmuş.

Aruba VPS Testim

1 Cpu, 1 GB ram, 20 GB SSD alan ile gelen 1 Euroluk sunucuya test amaçlı gerçek bir deneyimleme verisi yükleyerek, kurulumları yaptım. Centos 6.7 Final sürümü, Mysql, Php, Apache, Nginx, Centos Web Panel… Bunun yanında 55.000 kayıtlı bir Mysql verisi ekleyerek site oluşturdum.

İşlemci Intel Xeon E5 2650 L v.4 olarak tanımlanmış. 1700 Mhz. Bu Digitalocean ve Linode’den düşük. DO ve Linode’de 2500 Mhz’ye yakın işlemci size ayrılabiliyor. Ancak elbette 4’te bir fiyata göre gayet makul bir işlemci.

Sistemin Mysql ile arası pek yok. Bunun temel nedeni işlemcinin performansı olabilir. Php ile Mysql’e yaptığım 3 bağlantı ve sorgulama, tatmin edici performansı vermedi. İlgili sayfa ortalama 10 saniyede açılabildi. Google Pagespeed ile sorguladığımda da uyarılarda sunucu yanıt süresini azaltmam gerektiğine dair (10 sn.) bir belirteç vardı. 10 saniye bir sunucunun yanıt vermesi için çok uzun bir süre. Bu anlamda eğer statik dosyalarla çalışmayacaksanız bir üst paket daha uygun olabilir. WordPress konusunda da vasat bir performansı olacağını düşünüyorum.

Sunucunun ping süresi 72 ms.’ydi. İtalya lokasyonu seçtiğim için böyle olması normal. Fransa seçmiş olsaydım ortalama 50 ms.’yi görebilirdim.

Paranız azsa ve statik (html vb.) dosyalarla oluşturduğunuz bir siteniz varsa 1 Euroluk Aruba Vps’si işinizi görecektir. Ancak WordPress, Joomla gibi yoğun Mysql kullanan sistemler için bu Vps yetersiz kalır.

Aruba’nın VPS paketlerini inceleyebilirsiniz: https://www.arubacloud.com/vps/virtual-private-server-range.aspx

 

02129393907 Numaralı Telefon

0212 939 39 07 numaralı telefon kime ait öğrenmek ister misiniz? Bu telefon sizi sıkça arıyor; zaman zaman açsanız bile ses gelmiyor veya kapanıyor olabilir. Eğer Türkiye İŞ Bankası’na gecikmiş kredi veya kredi kartı borcunuz varsa bu numaradan aranabiliyorsunuz. Ancak 212 939 39 07 no’lu telefonu açtığınızda sistemsel bir hatadan olsa gerek ya ses gelmiyor ya da karşı taraf telefonu kapatıyor. Yine de müşteri temsilcisiyle konuşabilirseniz Türkiye İŞ Bankası’ndan aradıklarını söyleyip bilgilerinizi teyit için soru soruyorlar (Örneğin babanınız adının ilk ve beşinci harfi, anne kızlık soyadının üçüncü harfi gibi).

Bankaların Kredi Kartı Borç Tahsil Süreci Şöyle İşliyor:

2 veya 3 dönem asgarisini ödemediğiniz kartınız kullanıma kapatılır. Bankamatikte kullanmaya kalkarsanız ATM kartı yutar.

3. dönemin sonunda banka sizi arayarak borç yapılandırması teklif edebilir. Bunu siz de teklif edebilirsiniz. 36 aya (yeni yasayla 72 ay) kadar taksitlendirme yapılıyor.

Taksitlerden birinin asgarisini ödemezseniz. Toplam borcunuzdan faiz işletiliyor.

Yapılandırma yapmazsanız veya yapılandırma borcunu (1-3 ay – bankadan bankaya değişir) ödeyemezseniz konu banka avukatlarına gidiyor. Borcunuza avukat masrafları ekleniyor.

Avukat, borcu ödemeniz için sizi sürekli rahatsız edip; haciz ile tehdit edebiliyor. İkametiniz belliyse hacze gelebiliyorlar. Burada taahütname imzalatmaya çalışırlarsa imzalamamanız gerekiyor. Çünkü bu taahhütnameye uymanın hapis cezası var. Diğer koşullarda kredi kartı borcunuz için sizi hapsedemiyorlar. Ancak mal varlığı bildirmemişseniz mal varlığınızı bildirdiğiniz anda serbest kalmak üzere zorlama hapsine gerek duyulabilir.

Avukat, borcu tahsil edemezse borcunuz bir varlık yönetim şirketine devrediliyor. Bu şirketlerin çoğu mafya gibi çalışıyor. Silahlı tehdit, yakınlarla tehdit gibi yollara başvurabiliyorlar. Kanıtlamanız zor olduğundan yasalar da size yardımcı olmuyor.

Kredi Kartı Borcundan / Hacizden Nasıl Kaçılır?

İkamet ve telefon değiştirerek, yeni ikametinizi bildirmeyerek avukat, haciz takibi ve varlık yönetim kurumlarından kaçabilirsiniz. Yeni ikameti bildirmenin cezası 50 TL. Ancak üzerinize elektrik, su almanız gerektiğinde muhtarlığa ikamet bildirmeniz gerektiğini de hatırlatmakta fayda var.

İkamet değiştiremiyorsanız evdeki değerli ve çift olan eşyaları ve değerli takıları, senetleri, çekleri evinizde bulundurmamalısınız. Bunları güvenilir ve uzak bir yerde saklamak değerli eşyalarınızın haczedilmesini önler. Yakınlarınızı yeni ikametinizi vermemeleri yönünde uyarmalı, gizli kalmalısınız.

Durumunuz varsa elbette borcunuzu ödemelisiniz. Ancak paranız yoksa bu şekilde kaçmaktan başka şansınız yok. Bu borç yıllar yılı peşinizden gelecek.

Geçmiş olsun.

DigitalOcean Harikadır

DigitalOcean nasıldır? diye merak ediyorsanız bu harika yazı size çok doğru ipuçları verecek. Sizlere azıcık geçmişten çokça bugünden bahsedeceğim. Normalde böyle yazılar yazmam. Ancak DigitalOcean’ın bugünkü meramıma yanıtı, sorunuma çözümü müthişti. Ve takdiri hak ettiler.

Daha önce iweb, hostgator, Ovh, Fdcservers gibi şirketlerle 15 yıla yakın sunucu bağlamında çalışmıştım. Son olarak OVH’nin yüksek maliyetleri nedeniyle oradan çıkıp DigitalOcean’a geçtim. 20$’lık sunucusunu 6 aydır kullanıyorum.

Bazı sıkıntılar nedeniyle kredi kartlarımla önümüzdeki 4-5 ay ödeme yapmam olanaksız hale geldi. Hesabımdaki 35 $ (10$’ı kupon), ancak 1.5 ay daha sunucuyu idare edebilecekti. Harika bir sözlük projesi bitirmek üzereydim. Hal böyle olunca kara kara düşünmeye başladım. Bedava hostinglere, sponsorlara baktığımda genel anlamda ihtiyaçlarımı karşılamayacağını gördüm. Üstelik paylaşımlı bir hosting kullanmak istemiyordum.

Yaklaşık 2 haftadır bunun sıkıntısını yaşarken ve sona doğru yaklaşırken, bir destek bileti açmayı akıl ettim. Durumu, sıkışık olduğumu Dylan adlı DigitalOcean yetkilisine ayrıntılarıyla anlattım. Kazançlarımın tekrar düzeleceğine ancak 4-5 aylık ekstra bir zamana ihtiyacım olduğunu belirttim. Doğruları ve durumu açıkça söyledim.

1 saat içinde hiçbir karşılık beklemeden, 6 aylık müşterilerine, 4 aylık sunucu bedeli olan 80$’ı kredi olarak ekleyiverdiler. Ovh’nin 3 yıllık müşterisi olmama rağmen (ayda 180$ sunucu ödemesiyle) böyle bir esneklik göstermemişlerdi.

Buradan DigitalOcean’a tekrar teşekkür ediyorum. Hatları, sistemleri tatmin edici. 6 aylık kullanımda sunucu kesintisine hiç tanık olmadım. Ubuntu altında Nginx kullanıyorum.

İyi bir firmanın yeni sayılabilecek bir müşterisine bile böyle nazik ve bonkör davranışta bulunması gerçekten takdire şayan.

DigitalOcean’ı hizmet kalitesi ve müşteriye yaklaşımı nedeniyle canı gönülden tavsiye ediyorum.

DigitalOcean ve sunucularıyla ilgili her türlü sorunuzu bu başlık altına yazabilirsiniz. Bazı sistem sorunları dahil sorularınıza yanıt; gerekirse ve yeni bir sunucu aldıysanız ücretsiz destek vereceğim.

https://www.digitalocean.com/

Youtube Kanal Sahipleri Artık Vergi Ödeyecek

Maliye Bakanlığı, Youtube kanal sahiplerinin artık vergi ödeyeceğini belirtti. Posta’da yer alan habere göre yıllık 7 milyon TL. gelire sahip birçok büyük kanal yapılacak yeni düzenlemeyle vergiye tabi olacak. Buna göre kanal sahipleri eğer kazançları yıllık 12.600 TL’ye kadarsa %15, 30.000 TL. ise yaklaşık %20, 69.000 TL. ise %27, 69.000 TL.’den fazla ise %35 gelir vergisi ödemek zorunda kalacaklar (2016 verilerine göre).

Gelir Vergisi dilimleri 2016
Gelir Vergisi dilimleri 2016

Kaynak: http://www.gib.gov.tr/yardim-ve-kaynaklar/yararli-bilgiler/gelir-vergisi-tarifesi

Posta’nın haber metni şöyle:

Maliye Bakanlığı tarafından yapılan açıklama kapsamında, video izleme platformları üzerinden gelir elde eden ve herhangi bir şirket altında olmaksızın son derece ciddi miktarlarda paraların kazanıldığı, bu kapsamda da bu kazançların vergiye tabi tutulması gerektiği aktarıldı.

Yapılacak düzenleme ile beraber, belirli bir limitin üzerinde kazanç sağlayan Youtube kanalları, vergi mükafiyeti altına girecekler. Durumdan kaçınmak için bir çok Youtube kanalı sahibinin hesaplarını K.K.T.C ye taşıması sorusunun sorulması üzerine de, bu kazançlarından vergi ödemek zorunda olan herkes için geniş çaplı bir çalışmanın başlatıldığı bilgisi paylaşıldı.

Üstelik ülkemizde Youtube kanallarıyla ciddi paralar kazanan; Burak Oyunda, Cem Yılmaz, Ruhi Çenet Videoları ve diğer bilimum büyük kitleli kanalların yıllık gelirinin 7 Milyon TL üzerinde olduğu bilgisi de aktarıldı. Eğer devlet bu kanallar üzerinden vergi almış olsaydı, kasasına tam 2 Milyon TL bir nakit girdisi sağlayacaktı.

Yapılacak olan düzenleme kapsamında, Youtube kanalları da vergi ödeyecekler ve devlet buradan alınması gerekli gördüğü vergiyi almış olacak.

http://www.posta.com.tr/Default.aspx?aType=SecureHaberDetay&CatID=10&ArticleID=350214&PAGE=1&NewID=15ed553d-75c6-4097-8d00-2524ed97a3ea

 

Tam Buğday Unlu Mercimek Çorbası Tarifi

Blogun hakkında bölümünde yazdığının aksine bu yazımda şefin spesyali olabilecek mercimek çorbası tarifimi paylaşacağım. Ömrümce yediğimin en iyisi olan bu harika çorbayı birkaç basit malzeme ve işlemle hazırlayıp; çorbayı içeceklerin kalbini, böbreğini, karaciğerini kazanmanız mümkün (organ mafyası okuyucularımız için bunun bir mubalağa olduğunu belirtelim.). Neden bu kadar güzel olduğunu anlamasam da böyle bir tarif konusunu burada açtırdığı için lezzetinden emin olabilirsiniz.

Malzemeler:

  • 2 su bardağı kırmızı mercimek
  • 1 orta boy soğan
  • 1 adet küçük havuç
  • 1 su bardağı tam buğday unu (belki normal un da işe yarayabilir)
  • Soğanları kavurmaya yetecek kadar ayçiçek yağı
  • 7 su bardağı soğuk su
  • Karabiber, kırmızı pul biber, 7-8 adet limon tuzu tanesi,tuz
  • 1 adet el blenderı

Gördüğünüz üzere hemen her evde olan basit malzemelerle bir lezzet şelalesine doğru yola çıkıyoruz. Normalde kendi yaptığım yemekleri lezzetsiz bulurken; bu sıradan ama damak şenlendiren tarifi icat ettikten sonra aşçılık kariyerimi bir kez daha gözden geçirmeye karar verdim.

Soğanları ince ince kıyıp tencerede kızgın yağa atıyoruz. Pembeleşmesini beklemeden dilimlediğimiz havucu ekliyoruz. Soğanları havuçla harmanlayıp soğanlar pembeleşmeye yüz tuttuğunda 1 bardak tam buğday ununu karışıma ekliyoruz. Biraz daha karıştırıp bu karışımın üzerine iyice yıkayıp süzdüğümüz kırmızı mercimekleri ekliyoruz. Tekrar karıştırıp harmanladıktan sonra 7 bardak soğuk suyu bu karışımın üzerine ekliyoruz. Ara ara karıştırarak mercimek ve havuçlar tam olarak yumuşayana kadar kaynatıyoruz. Bu sırada baharatları ve tuzu ilave ediyoruz.

Mercimek ve havuçlar yumuşayınca ocağın altını söndürüyoruz. Sıra geldi bu harika tabloyu blenderla coşturmaya. Belki şuracıkta bir mercimek tanesi daha vardır diyerek blenderı tencereye daldırıyoruz. Blender tabana iyice temas etsin ki çorba sağa sola sıçramasın. Elimizden geldiğince çorbanın mercimek ve havuçlarını tam bir karışım olacak biçimde blenderı dairesel hareketler yaparak da kullanıyoruz. Blenderdan sonra çorbanız bir süzgeçten geçebilecek kadar homojen olmalı.

Tam Buğday Unlu Mercimek Çorbası
Tam Buğday Unlu Mercimek Çorbası

Kocanızı, ev arkadaşınızı, çocuğunuzu çağırıp 1 tabak sihirli çorbanın yanına 2 ekmek veriyoruz. Sonra  onların yıllarca sürecek takdirine ve “mercimek çorbası olsa da içsek.” iç geçirmelerine -beybut’u da anımsayarak- maruz kalıyoruz. Ellerimize sağlık.

Çorbanın kıvamını anlayabilmeniz için biraz düşük çözünürlükte de olsa bir video ve birkaç resim ekledim.

 

mercimek-corbasi2

Tablet ve Telefonlarda Ekranda Çıkan Çizgiler

Tablet ve telefonlarda ekranda çıkan bir veya birden çok beyaz, yeşil çizgilerin nedenleri ve kolay çözüm yolu hakkında. Geçen gün Inca Enjoy tabletim çok yüksek olmayan bir yerden yere düştü. Kısa bir süre sonra ekranda bolca beyaz enine çizgiler oluştu. Sorunun çözümünü Google’da ararken birçok yerde servise gönderilmesi, Android tablete/telefona format atılması gibi aynı önerilerle karşılaştım. Tabletin garanti süresi dolduğundan ve sorunu çözmek için şansım olduğunu düşündüğümden bu önerileri göz ardı ettim. Şikayetlerin çoğu bir yerden düşme sonucu ekranda oluşan kimi yeşil kimi beyaz çizgiler kimi de yeşil noktalardan oluşuyordu. Tabi bu noktada aşağıdaki çözüm yolunun ölü pixelleri kapsamayacağını belirtmekte fayda var.

Araçlarımızı Temin Edelim

Telefonun veya tabletin arka kapağını çıkarmak yeterli olacağından; bu küçük vidaları sökmek aşağıdaki gibi saatçilerin kullandığı ince uçlu tornavidalar işimizi görecektir.

Hatırlatma: Söktüğünüz vidaları nereden çıkardığınızı unutmayın. Bazı vidalar plastik bazıları ise metal olabilir. Metal vidaların elektronik aksam üzerine takılması küçük kısa devrelere neden olabilir.

İşleme başlamadan önce telefonun veya tabletin tüm elektrik bağlantılarını, şarj kablosunu, prizden çekin.

Küçük Tornavidalar, Saatçilerin Kullandığından
Küçük Tornavidalar, Saatçilerin Kullandığından

 

Aletinizin arka kapağındaki vidaları çıkarıp kapağı açın. Kapaktaki tüm vidaları çıkardığınıza emin olduktan sonra biraz güç uygulayarak veya ince uçlu bir alet yardımıyla kapağı kaldırabilirsiniz. Göreceğiniz manzara aşağıdakine benzer olmalıdır. Aşağıdaki resimde bir tabletin içini görüyorsunuz. Eğer bu telefonsa daha küçük parçalarla karşılaşırsınız.

Tabletin içi
Tabletin içi

Operasyona Başlayalım

Buraya kadar her şey yolundaysa sonraki fotoğrafta gördüğünüz siyah klipsi tırnağınızla, çok zorlamadan yukarı kaldırın. Eğer sizin klipsiniz geçmeliyse; hafifçe çekerek bağlı olduğu aksamı çıkarın. Bu noktada, ilgili yeri çıkarmak için zorlamaya gitmeyin. Biraz yakından bakarak nasıl çıkarabileceğinizi çözebilirsiniz. Bu bölüm lehimlenmişse yahut yapıştırıcıyla tutturulmuşsa tekrar bağlamak için lehime veya bir yapıştırıcıya ihtiyaç duyabilirsiniz.

Görüntüyle ilişkili bölüm
Görüntüyle ilişkili bölüm

Eğer cihazınızdaki görüntü aktarım biriminin hangisi olduğuna emin olamadıysanız çıkarılabilir birimleri dikkatlice çıkarıp takarak deneme yanılma yoluyla bu birimi bulabilirsiniz.

Benim tabletimdeki görüntü aktarım birimi altın sarısı şeridin, siyah çubuk klipsle/kıskaçla bağlı olduğu bölüm. Düşme, sarsılma gibi durumlarda bu birim gevşeyip çıkabiliyor. Böyle olunca da ekranda çizgilenme, noktalanma meydana gelebiliyor.

Görüntü bağlantısını çıkarıp uç bölümüne bakın. Buranın ıslak olmadığına, oksitlenmediğine emin olduktan sonra (eğer yeşillenme varsa kuru bir bezle bu bölümü örselemeden temizleyin.) görüntü birimini tam olarak yerine yerleştirin. Tam yerleşme olmazsa sorunların tekrar edeceğini unutmayın. Yerleştirme bitince kıskacı tekrar kapatın.

 

Ekranda çizgiler
Ekranda çizgiler

Bu bağlantı birimini tabletiniz, telefonunuz açıkken hafifçe hareket ettirirseniz yukarıdakine benzer çizgilerin oluştuğunu görebilirsiniz. Bu çizgiler görüntü aktarım biriminin devrelerinin temasına göre yeşil çizgiler veya noktalar biçimini alabilir. Kabloyu çıkardığınızda ekran ışık varsa beyaz ışık yoksa siyah olur.

Düşme, sarsılma gibi durumlarda bu bağlantı birimi gevşeyebiliyor. Gevşeme, oksitlenme gibi bir durumda ekran görüntüsünde çizgilenme, noktalanma sorunları oluşuyor. Birimi yukarıda anlatıldığı biçimde tekrar yerine oturtursanız; birkaç yüz liralık servis masrafından ve belki günlerce beklemekten kolayca kurtulabilirsiniz.

Dünyanın En Hızlı Arabaları Top 10

Dünyanın en hızlı 10 arabası, 2016 model araçların da dahil olduğu listede kıyasıya yarışıyor. SSC Ultimate Aero TT, Bugatti Veyron, Oldsmobile Aerotech, Koenigsegg CCX, Saleen S7 araçlar listenin başında yer alıyor. Fabrika verilerinin kullanıldığı bu rekabette 1930’lu yıllardan 2016’ya kadar üretilmiş en hızlı 10 marka ve model sizlerle. Liste, bir markanın en hızlı alt modeli bir defa yer almak üzere düzenlenmiştir.

1. SSC Ultimate Aero TT

2007 yılında piyasaya sürülen yeryüzünün en hızlı arabası SSC Ultimate Aero TT 437 km/s hızı ile ikinci sıradaki Bugatti Veyron’a 22 km/s fark atıyor. 0’dan 100 kilometreye 2.8 saniyede hızlanabilen otomobil 1287 beygir gücünde. 8 silindirli Ultimate Aero TT, 6350 CC ve 6075 RPM dönüş hızına sahip bir motorla asfaltın tozunu attırıyor. 1250 kg. ağırlığıyla gündelik sedan otomobillerin ağırlığına yakın bu araç listemizin en hızlısı. (2007 – Amerika)

 

SSC Ultimate Aero

 

SSC Ultimate Aero TT
SSC Ultimate Aero TT

2. Bugatti Veyron 16.4 Super Sport

Eğer en hızlı arabalar listesi 0-100 km hızlanma kriteriyle yapılsaydı Bugatti Veyron, 2.5 saniye ile birinci olurdu. 415 km/saat maksimum hıza ulaşabilen Veyron, 16 silindirli, 1200 beygir gücünde bir canavar. Otomatik vitesli araç 7993 CC, 6000 RPM motora sahip. Neredeyse 2 ton (1887 kg) olan 16.4 Super Sport hayran kitlesi ve bilinirliğiyle de listemize 2. en hızlı otomobil olarak giriş yapıyor. (2011 – Fransa)

 

Bugatti Veyron

 

Bugatti Veyron 16.4 Super Sport
Bugatti Veyron 16.4 Super Sport

 

3. Oldsmobile Aerotech

1987 model Oldsmobile Aerotech zamanının en hızlı arabasıydı. 30 yıl sonra bile en hızlı 3. araba olduğunu düşünürsek 80 ve 90’lı yıllarda nasıl bir süksesi olduğunu anlayabiliriz. Bu yarış aracı 412 km hıza ulaşabiliyor. 1000 beygir gücünde 4 silindirli motoru 2000 CC. 726 kg ağırlığındaki manual vitesli Aerotech, yollarda olmasa da otomobil müzelerinin en seçkin yerinde ve listemizin üçüncü sırasında yerini alıyor. (1987 – Amerika)

 

Oldsmobile Aerotech

 

Oldsmobile Aerotech
Oldsmobile Aerotech

4. Koenigsegg CCX

İsveç’in gururu Koenigsegg CCX, 400 km/saat hızıyla en hızlı arabalar arasında dördüncü oluyor. Bu silah gibi, 0-100’e 3.2 saniyede hızlanan araba, 8 silindir, 4719 CC, 6900 RPM motora sahip. 1180 Kg’lık İsveç aygırı, manual vites ve harika tasarımıyla en hızlı arabalar listesine 4. sıradan giriyor. (2006 – İsveç)

Koenigsegg CCX

 

Koenigsegg CCX
Koenigsegg CCX

5. Saleen S7

Amerikan spor araba üreticisi Saleen’den S7 modeli en hızlılar arasında 5. sırada. 399 km/saat (neden 400 değil?) hızıyla ve 760 beygir gücüyle diğer dördünden biraz geri kalsa da tasarımıyla oyuncak araba yapımcılarının ve filmlerin gözdesi. Saleen S7, 100 km hıza yalnızca 2.8 saniyede çıkabiliyor. 1247 kg’lık araç 8 silindirli, 7000 CC ve 6300 RPM motorla geliyor. (2005 – Amerika)

Saleen S7

 

Saleen S7
Saleen S7

6. Koenigsegg CCR

1180 kg’lık araç, 394 km/saat hıza sahip ve listemizdeki ikinci Koenigsegg modeli. 827 beygir ve 0-100 3.2 saniye hızlanmayla 6. sırada.

Koenigsegg CCR
Koenigsegg CCR

7. Chevrolet Corvette ZR1

384 km/saat hızıyla Türkiye yollarında da görebildiğimiz Corvette’in en hızlı modeli 1997 yılında üretilmiş. 1187 kg ağırlığındaki Corvette, zamanının en gözde araçlarından.

Chevrolet Corvette ZR1
Chevrolet Corvette ZR1

8. Dodge Viper GT2

378 km/saat maksimum hıza sahip Viper GT 2, bu hıza 678 beygir güçle erişebiliyor. 1999 model, 10 silindirli bu aracın silindir sayısı diğer hızlılar arasında tek. Viper GT2, 1440 kg’lık bir otomobil.

Dodge Viper GT2
Dodge Viper GT2

9. Ferrari F50 GT1

760 beygirin gücüyle saatte 376 kilometre hız yapabilen F 50 modeli 1996 yılının en ses getirmiş İtalyan üretimlerinden biri. 970 kg’lık bu aracı yarış pistlerinden sıkça hatırlıyoruz.

Ferrari F50 GT1
Ferrari F50 GT1

10. Zenvo ST1

Son sırada, adını sıkça duymadığımız Zenvo marka ST1 model bir araç var. 2009 üretimi bu araç 375 km/s hıza sahip. 0-100 hızlanması ise 3 saniye. ST1 modeli 1376 kg ağırlıkta.

Zenvo ST1
Zenvo ST1

 

Kant’ın Yaşamı ve Felsefesi

KANT, Emanuel (Immanuel) (1724-1804) bilginin deney ve deney öncesi olarak iki kaynaktan geldiğini; deney bilgisinin de önsel kurallarının bulunduğu görüşünü içeren bir öğreti geliştirmiş olan düşünür.

Kant
Kant

Kant, Könisgberg’de doğdu. Çocukluk yıllarında geleneklere, inançlara aşırı bağlı olan ailesinden etkilendi. 1732’de verildiği Collegium Friedericianum’da dinsel ilkelere dayalı bir öğrenim gördü. 1740’ta Könisberg Üniversitesi’ne girdi; felsefe ve doğa bilimleri okudu. Orada Wolff’un izleyicilerinden Knutzen’in öğrencisi oldu. Canlı Güçlerin Doğru Değerlendirilmesi Üstüne Düşünceler konulu çalışmasıyla üniversiteyi tamamladı. Bir süre özel öğretmen olarak çalıştıktan sonra 1755’te Könisgberg Üniversitesi’nde aylığı öğrencilerce ödenen öğretim üyeliğine başladı. O yıl Genel Doğa Tarihi ve Gök Kuramı adlı çalışmalarını yayımladı. Çalışmalarının ilkinde Descartes ve Leibniz’in görüşlerini inceleyerek fizik güçlerin matemetik ilkelerine göre anlatımı konusundaki kendi görüşlerini ortaya koydu. İkincisinde ise evrenin oluşumunu mekanik kurallara bağlayarak Laplace’ın geliştireceği kuramın temelini atmış oldu. 1770’te Duyu Dünyası ile Düşünce Dünyasının Formu ve İlkeleri Üzerine adlı yapıtı ile çalıştığı üniversitede matematik ve mantık ordinaryüs profesörlüğüne yükseldi. 1781’de Salt Aklın Eleştirisi‘ni; 1788’de Pratik Aklın Eleştirisi‘ni; 1790’da da Yargı Gücünün Eleştirisi‘ni yayımladı. Kant’ın düşünce yaşamı, bu çalışmalarına dayanılarak eleştiri öncesi ve eleştiri dönemi olarak ikiye ayrılıyor. Fizik, matemetik, gökbilim ve coğrafyaya eğilen; bunları tarihsel insan düşüncesinin gelişimi açısından açıklayan Kant’ın felsefesinde odak sorun; ahlak, estetik, varlıkbilim, psikoloji, insan, evren, özgürlük, ödev, mantık, metafizik gibi konulara ilişkin düşüncelerinin kaynağının bilgi; ölçüsünün ise akıl oluşudur. Kant bu konuda, İngiliz düşünürü D. Hume’dan esinlendiğini söylüyor. Onun yanı sıra Hutchesen, Shaftesbury ve J. J. Rousseau’dan da etkilenmiştir. Bilgi sorununa yöntem sorunuyla yaklaşmıştır.

Kant Ahlakı, Felsefesi, Düşünceleri

Onun eleştiri öncesi ile eleştiri dönemini birbirine bağlayan Duyu Dünyası ile Düşünce Dünyasının Formu ve İlkeleri Üzerine adlı yapıtında, duyulur bilgi ile düşüncede var olan bilgi arasındaki temel bağlantı üzerinde durmuştur. Bu bağlantı, duyularla ilgisiz “salt öğeler” sorununa dayanıyor. Kant’ın felsefeye getirdiği yenilik, bu öğelerin önsel olduğunu göstermiş olmasıdır. Kant’a göre duyu bilgisinin de uzay ve zaman denen önsel öğeleri vardır. Bunlar olmadan bir duyu bilgisi ortaya çıkmıyor. Ne ki uzay ve zaman, birer kavram değil; birer görüdür (anschaung’dur).Uzayla matematik; zamanla kuramsal mekanik ilgilidir. Deney, uzay ve zaman gibi iki önsel ilkeye dayandığından, bu iki bilim kesindir.

Kant’a göre “bütün bilgiler deneyle başlar”; ancak bu, bütün bilgilerin kaynağının deney olduğu anlamına gelmez. Deney verileri, uzay ve zaman denen iki koşulla biçimlenmelidir. Bilginin kavramlar, yargılar ve usavurmalar denilen üç ana öğesi ve duyarlık, anlık ve us denilen üç yetisi vardır. Yargılar, önsel ve deney sonrası olarak ikiye ayrılır. Önsel olanlar analitik; deney sonrası olanlarsa hem analitik hem de sentetiktir. Analitik yargılar, kavramları açıklamaya; onların tanımında saklı niteliği aydınlığa çıkarmaya yarıyor. Ancak, bu yargılar yeni bilgi vermiyor. Sentetik yargılar ise kavramın dışına çıkarak ona yeni bir nesne eklediği için yeni bilgi veriyor. Örneğin, “Nesneler yer kaplar.” yargısında “yer kaplama”, nesnenin tanımı içinde olduğundan, yer kaplamayan bir nesne olmadığı için analitiktir. Oysa “Nesne ağırdır.” yargısı, nesne kavramının dışına çıkıp onu ağırlıkla bağlantılandırdığı için yeni bilgi veriyor; bu nedenle sentetiktir. Kant, bilgi sorununun çözümünde yargıları inceleyerek kesin sunuca ulaşmak istiyor. Bunun için de matematik, fizik ve metafizik üzerinde duruyor.

Ona göre matematikteki tüm yargılar, yalnızca tanımlardan çıkarılamadığından sentetiktir. “Doğru, iki nokta arasındaki en kısa yoldur.” yargısı, yalnızca doğru kavramına dayanmıyor; onun dışında nokta ve yol kavramlarını da gerektiriyor. Tümel olan bu yargı, deneyle karşıtı saptanabilecek durumda değildir. Bu özelliklerinden ötürü de önsel sentetiktir. Bilginin gerçekleşmesinde yalnızca görüler, kavramlar, yargılar yeterli değildir; bunların aşılıp nesnelerle ilgi kurulması gerekir. Düşünce ve duyu verilerinin ötesinde bir öğe taşıdıkları için kimi sentetik yargılar önseldir. Deneyden gelmeyen bu bilgi öğesi, bütün deney bilgilerinin temelini kuruyor. Bilginin oluşmasında birlikte çalışması, aralarında uyum sağlası gereken iki yetiden biri, etkin olan zihin: öbürü ise edilgin olan duyarlıktır. Kavramın içeriğini, duyulur olanın oluşturması, doldurması gerekiyor. Duyu verileriyle dolmayan kavramlar, içi boş birer kabuk olmaktan öteye geçemiyor. Salt zihin, olayları kendi yasalarına uygun olarak biçimlendiriyor. Bunu yaparken, uzay ve zamandan başka, kimi önsel kurallara da dayanıyor. Bu kategoriler, deney verilerini dağınıklıktan kurtarıp birliğe kavuşturuyor ve düzenliyor; insanın anlayış yetisinde, düşünmenin özünde yer alıyor. On iki tane olan bu kategoriler, nicelik, nitelik, bağlantı ve kiplik olarak dört bölümde toplanıyor. Nicelikte birlik, çokluk, bütünlük; nitelikte gerçeklik, yadsıma, sınırlama; bağlantıda töz-ilinek, neden-etki, karşılıklı bağlılık; kiplikte ise olabilirlik, gerçeklik, gereklilik gibi kategoriler bulunuyor.

Kant’a göre, metafizik sorunlarında kesin sonuca varma olanağı yoktur. İnsan aklı, birtakım sorunlarla sürekli uğraşma gereğini duyar. Çözüme ulaştıramadığı sorunları bırakamaz. Akıl, aklın belli yöntemlere göre yaptığı çıkarsamalar ve metafizik üçlüsü arasında içten bir bağlantı vardır. Sağlıklı bilgi, deney verileriyle önsel öğelerin uzlaşmasından oluştuğu için, bunu metafizik alanda da aramak gerekiyor. Oysa metafiziğin tin, evren ve Tanrı gibi üç ana konusunu oluşturan bu idelere kesin bir açıklık getirilemiyor. İde, duyulur evrende karşılığı bulunmayan bir varlık olduğundan, bilginin kapsamına alınsa da çözümsüz kalıyor. Salt akıl kavramı olan ideyi anlamaya girişen her çaba, onunla sağlanacak bilgi, “boş görünüş” olmaktan öteye geçemiyor. Bu konuyu işleyen düşünme yetisi, deney alanının dışına çıkınca, birtakım çelişkilerle karşılaşıyor.

Evreni açıklama girişimi, antinomi sorununun kaynağını oluşturuyor. Kant, bu girişimin insanı ister istemez kimi çıkmazlarla karşı karşıya getireceğini ileri sürüyor. Ona göre insan aklı, çözemeyeceği birtakım sorularla yüklüdür. Böyle de olsa bunlardan kurtulamıyor. Çünkü bunlar, “aklın yapısının gereği”dir. Evren idesinden kaynaklanan bu antinomiler, bağlantı ve kiplik başlıkları altında toplanıyor. Bunlardan ilki evrenin başlangıcı, sonu, uzayda bir sınırı olup olmadığını içeriyor. Maddeyi oluşturan atomların sonsuzca bölünebileceği de bölünemeyeceği de düşünüldüğü için kesin sonuca varılamıyor. Üçüncü antinomi, özgürlüktür. Bu konuda birbirini izleyen nedenler dizisi düşünüldüğü zaman, nedenden bağımsız bir varlık bulunur mu, bulunmaz mı? Bu sorunun da kesin karşılığı bulunmuyor. Dördüncü antinomi ise nedensellik ya da Tanrı sorununu içeriyor. Evrenin nedeni olabilecek bir nesnenin varlığı ya da yokluğu, kesin bir sonuca ulaştırılamıyor; karşıt nitelikte kanıtlar ileri sürülebiliyor. Bu çelişmelerin ortaya çıkış nedeni, düşüncenin deneyi aşmaya kalkması, deneyin; görünmeyen varlık alanı ise bilinemeyen, yalnızca var olduğu üstüne çıkmasıdır (yükselmesidir).

Kant’a göre, biri görünen; öbürü görünmeyen iki varlık alanı vardır. Görünen varlık alanı bilinebilen; görünmeyen varlık alanı bilinemeyen; var olduğu düşünülebilendir. İnsan da bir yanıyla görünen varlık; öbür yanıyla da görünmeyen varlık alanına bağlıdır. Ancak, insan, öbür dirilere oranla “eksik bir varlık”tır. Doğa, ona öteki dirilere verdiği yaşam olanaklarını vermemiştir. İnsan, bu eksiğini yalnızca aklıyla giderebiliyor. Görünmeyen varlık alanı, kendi kendinde olandır; yalnızca tasarlanabildiğinden, bilginin sınırı durumundadır. İnsanın istenç özgürlüğü, bu alanda beliriyor. Bu özgürlük, duyarlığın egemenliğinden çıkmış olan insan özüne dayalı bir gereklilikten kaynaklanıyor. Bunun karşıtı da evrenin yapısıyla ilgili olan, evrendeki nedenler dizisini kendi kendine başlatan güçtür. Kişinin istenç özgürlüğü, ahlakla bağlantılıdır. Bu özgürlük, insanın ahlak yükümlülüğünün temelini oluşturuyor. Kant felsefesini oluşturan iki varlık alanı vardır. Bu varlık alanlarından biri, insanı kuşatan, her alanda bütünlüğü ile var olan doğadır. İkincisi de var olması geren alan, özgür davranışların oluşturduğu alandır. Ahlak, bu ikinci alanın bütününü içeriyor.

Ahlak alanında iki yöntem kullanılıyor. Bunlardan biri deney verilerinden yola çıkıp çözümlemeyle genel yargılara varma; öbürü, akıl kavramlarına dayanarak deney alanına, görünen varlıklara ulaşmadır. Ahlak sorunlarını açıklamada da yanılan ilke, önsel olandır. Ahlakta da bilgide olduğu gibi önsel öğeleri bulmak gerekir. Ahlak, bu öğelerle geçerlik taşıyan bir bilimdir. Ahlakın içgüdülerle, doğal eğilimlerle ilgisi yoktur. Ahlak, akılda bulunan bir yasaya, kesin buyruğa bağlıdır. Bu buyruklar da önseldir. Bu buyruğun özünü, tek salt değer olan iyi istenç oluşturuyor. Bu istenç, “başkalarında bir amaç olarak görecek gibi davran.”dır. Bu tümel yasa dışında ahlakın özerklik ve özgürlük gibi iki ilkesi daha vardır. Ahlak ilkeleri hukuk, tarih ve devlet için de geçerlidir. Yargı Gücünün Eleştirisi’nde estetikle ilgili görüşlerini ortaya koyan Kant’a göre doğa ile bilgi arasındaki uyumu kavramak önemlidir. Estetiğin kapsadığı sorunların kaynağını bu uyum oluşturuyor. Doğadaki genel uyumun kaynağını, nedenlerini bilme olanağı yoksa da doğada sağlam bir düzenin, genel uyumu yaratan bir yasanın bulunduğu sezilebiliyor. Bu sezgi, kişide doğayı yüce bir aklın, yüce bir zihnin düzenlediği, uyumlu kıldığı kanısını uyandırıyor. Özü bilinemeyen bu yasa ve uyumun sağladığı düzen karşısında kişide bir haz, bir beğeni oluşuyor. Doğadaki diri varlıklarla ilgili algılar da böyle bir düzenin ve uyumun bulunduğu görüşünü doğuruyor. Estetiğin ve dirileri konu edinen doğa biliminin kaynağı ise doğa ile bilgi iletisi arasındaki uyumdan doğan ve diri varlıkları düzenleyen üstün yasayı sezmedir. Estetiğin temelini güzel ve yüce kavramları kurmuştur.

Güzelin tanımı, beğeni temeline dayanıyor. Beğeni ise “bir nesne üzerine, bir karşılık beklemeden hoşlanma ve hoşlanmama ile yargıya varma yetisi’dir. Bu nitelikteki hoşlanmanın içeriğine güzel deniyor. Güzelden yararlı olma beklenmiyor. Yararlı olanda, bir nesneyi isteme, onu elde etme eğilimi bulunurken, güzel için böyle bir şey söz konusu değildir. Güzellik, “nesnenin amaca uygun gelmesinin biçimi” olarak da tanımlanıyor. Ancak, bu uygun gelme ile nesnenin bir amacı içerdiği tasarımı ileri sürülmüyor. Güzeli tanımlamak için yaygın olarak kullanılan “Beğeni tartışılmaz.” yargısı, güzeli oluşturan öğelerin tümelliği ve önselliği nedeniyle Kant için geçerli değildir. Duyuların sınırlarını aşan, bütün ölçülerin üstüne çıkan ve “biyolojik olan nesne” diye nitelenen yüce, estetiğin ikinci temel kavramıdır. Bu nesneye uzaktan bakılıyor; onun görkemi karşısında bir eziklik duyuluyor. Böylece geçilen ahlakla ilgili varlık alanında estetik duygu ile ahlak bilinci kaynaşıyor. Bu kaynaşma ile de kavranır idelerin duyulur varlık alanının ışığında, doğa ile sanattaki güzellik oluşuyor. Ahlaksal ödevlerin tanrısal bir buyruk niteliğinde anlaşılması demek olan din, başlıca sorun olarak, insan doğasındaki kötünün nereden kaynaklandığını ele alıyor. İnsanda bulunan kötüye karşı köklü eğilim ortadan kalkmıyor; ancak, akılla önlenebiliyor. Çünkü kötü, insanı yönlendiren itici güçlerin yer değiştirmesi, tersine dönmesidir. Oysa insan, yaşamına anlam kazandıran iyiyi gerçekleştirmek için vardır. Kant, tarihe doğa ile özgürlük; kılgısal aklın amaçlarıyla deneysel gerçekliğin nedenselliği arasındaki bağlantı nedeniyle yakınlık duyuyor. Kant’ın kuramı, uzay ve zaman sorunu geniş yorumlara neden olmuş; yeni Kantçılık denilen akımın doğmasına yol açmıştır.

0212 221 94 83 Numaralı Telefon

0212 221 94 83 numaralı telefon tıpkı 0216 217 07 09 gibi sizi sürekli arayarak rahatsız ediyorsa yine Yapı Kredi Bankası‘nın gecikmiş kredi veya kredi kartı borcuyla karşı karşıyasınız demektir. Daha önce bu yazıda belirttiğim arama çılgınlığı biraz boyut değiştirerek 02122219483 numarasından da devam ediyor. İdari takibe girersiniz, diğer bankalar için de kredi puanınız etkilenir, sonrasında adli/yasal takip başlar gibi birçok tehdidin ardından en sonunda 444 0 444’ü acil olarak aramanızı söylüyorlar. Diğeri gibi bu numarayı da aradığınızda, herhangi bir bilgi vermeden, “Müşteri temsilcisine bağlanıyorsunuz. Lütfen bekleyiniz.” deyip karşınıza bilgilerinizi teyit etmek için can atan bir temsilciyle baş başa kalıyorsunuz. Taciz edercesine, eğer birinin borcu varsa, onu günde üç dört defa aramak hakkımızdır anlayışıyla sizi rahatsız eden Yapı Kredi Bankası çağrı merkezi numaralarıyla yüz göz olmak istemiyorsanız bu bankayla çalışmamalı veya borçlarınızı düzenli ödemelisiniz. Aksi takdirde bilgi verdiğiniz halde ertesi gün yine arayan başka bir müşteri temsilcisine laf anlatmak zorunda kalacaksınız.

Banka kredi notlarınız, borcunuzun asgari tutarını ödemediğiniz 2. aydan itibaren (30 gün sonunda) etkilenmeye başlar. Bu süre sonunda idari takibe girmeniz olasıdır. 90 gündür kredi kartı borcunuzun asgari tutarını ödememişseniz adli süreç (avukat-icra) başlar. Bankalar tarafından kara listeye alınır ve 5 yıllık süre boyunca kredi kullanma olanaklarından mahrum kalırsınız. 90 gün sonunda artık avukat/hukuk bürosu ve icra dairesiyle muhatap olmak zorundasınızdır. Ödeme durumunuz yoksa belirttiğiniz adrese haciz gelebilir. Eğer haczedilebilecek mallar (araba, taşınmaz, eşyalar vb.) borcu karşılamazsa “aciz vesikası” adlı bir belge icra dairesi tarafından ücretsiz olarak verilir.

Paypal Türkiye Faaliyetlerini Durduruyor

Bugün (31.05.2016) gelen e-mailde Paypal, Türkiye’deki faaliyetlerini durduracağını söylüyor. Türkiye’de, bürokratik ve yasal engellere takıldığını belirten Paypal, ilerleyen günlerde Türkiye’deki online alışveriş işlemlerinde ve sitelerde kullanılamayacak. Paypal bu kararın gerekçesi olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na (BDDK) yaptığı lisans başvurusunun reddedilmesini gösterdi.

Kim bilir belki de BDDK’nın bu kararı, Amerika kaynaklı, Türkiye üzerinden her ay milyonlarca dolar para transferi, alış-veriş gerçekleştirilen Paypal’ı kısıtlama yolluyla Reza Zarrab’ın gözaltına alınmasına karşı verilmiştir.

E-mail’in orijinali şöyle:

PayPal olarak Türkiye’deki faaliyetlerimizi durdurduğumuzu üzülerek bildirmekteyiz.

6 Haziran 2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Türkiye’deki müşterilerimiz PayPal hesapları üzerinden para gönderme ve alma işlemi yapamayacaklardır.  Müşterilerimiz PayPal hesaplarına giriş yapabilir ve varsa hesaplarındaki bakiyeyi Türkiye’deki banka hesaplarına aktarabilirler.

Belirtmek isteriz ki, PayPal’ın önceliği her zaman müşterileri olmuştur. Ancak yerel düzenleyici kuruluşa yaptığımız lisans başvurusunun reddi ve ilgili kurumun Türkiye’deki faaliyetlerimizi durdurma talimatı doğrultusunda uygulamak durumunda olduğumuz bu karardan dolayı üzüntü duymaktayız.

Bakiyenizi çekmek için:

  1. Hesabınıza giriş yapın.
  2. Özet sayfasında yer alan PayPal Bakiyesi’nden “Para Çekin”i tıklayın.
  3. Çekmek istediğiniz tutarı girin, çekilen paranın iletileceği banka hesabını seçin ve “Devam”ı tıklayın.
  4. Onay sayfasını inceleyin ve ardından “Gönder”i tıklayın.

Bakiyenin banka hesabınıza gönderilmesi 5 – 7 gün arası sürebilmektedir.

Banka hesap detaylarınızın doğru olup olmadığını lütfen kontrol ediniz. Ayrıca PayPal hesabınızda yer alan ad ve soyadınızın, banka hesabınızdaki ad ve soyadınız ile birebir uyumlu olması gerektiğini hatırlatmak isteriz.

PayPal olarak tüm müşterilerimize bugüne kadar bizi tercih ettikleri için  teşekkürlerimizi iletmek isteriz. PayPal’a vermiş olduğunuz destek Türkiye’deki çalışanlarımız ve şirketimiz için her zaman önemli olmuştur.

Gelecekte Türkiye’deki müşterilerimize yeniden hizmet verebilmek için gerekli izinlerin alınması yönündeki çalışmalarımız devam edecektir.