Sosyal Medya ve Suskunluk Sarmalı Kuramı

Sosyal medya kullanan kişiler aynı zamanda sürekli kendi yaşamlarını, davranışlarını, toplumsal konumlarını sosyal medyadaki paylaşımlar aracılığıyla teyit etmektedir. Bu davranış ve statü doğrulaması toplumsal dönüşümün/değişimin üzerinde sosyal medyanın etkisini doğrulamaktadır.

Alman sosyolog Elisabeth Noelle-Neumann tarafından geliştirilen “Suskunluk Sarmalı” kuramı, sadece birbirini tanıyan grupların değil, toplumun ortak uzlaşmanın dışına çıkan bireyleri dışlamak ve toplumdan ihraç etmekle tehdit ettiği, öte yandan da bireylerin de genellikle bilinçsiz, muhtemelen genetik bir dışlanma korkusuna sahip olduklarını görüşünden hareket eder. Bu dışlanma korkusu, bireylerin çevrelerinde hangi düşünce ve davranışlarının onayladığını, hangilerinin kınandığını öğrenmek amacıyla, sürekli olarak insanları ve olayları gözlemlemesinine neden olur. Bu kuram da gündem kurma ve kamuoyu oluşturma sorunuyla yakından ilgilidir. Suskunluk Sarmalı kuramı beş temel varsayıma dayanır:

  1. Sapkın bireyler, toplum tarafından dışlanmakla tehdit edilir.
  2. Bireyler sürekli olarak dışlanma korkusu duyarlar.
  3. Bu korku bireyin içinde bulunduğu fikir ortamını değerlendirmesine yol açar.
  4. Bu değerlendirme sonucunda fikrini ya açıklar ya da gizler.
  5. Bu dört varsayıma bir arada ele alındığında bunlar kamoyununu oluşmasında, sürdürülmesinde ve değişmesinde etkilidir.

Yukarıda bahsedilen aşamaların oluşmasında medya da hesaba katılmak durumundadır. Buna göre, toplumdaki çoğunluğun görüşü, güçlü medya tarafından desteklenirse bunlar azınlığa göre daha güçlü bir duruma geçeceklerdir. Eğer medya azınlıktaki görüşün yanında yer alırsa çoğunluk kampı toplumdaki sessiz çoğunluğu oluşturacaktır. Azınlık, medyadan karşı tepki görürse sessiz kalır. Azınlık medyadan destek görürse durum tam tersine çevrilir. Suskunluk sarmalında kitle iletişim araçları önemli rol oynar. Çünkü bireyler kamoyununu nasıl dağıldığını, hangi fikirlerin temsil edildiğini, desteklediğini kitle iletişim araçlarına bakarak öğrenirler. Öte yandan, bu model, iletişimin iletişimsizliğe yol açan etkisini dile getirmektedir, çünkü burada kitle iletişiminin kişiler arasındaki iletişimi özendirmek yerine engellemeye yönelmesi söz konusudur. Ayrıca bu model kitle iletişim araçlarının kamoyu üzerinde güçlü etkileri olduğunu, ancak bu etkilerin araştırma kısıtlamaları yüzünden geçmişte kestirilemediğini öne sürer.

Gelişen teknoloji ile birlikte kitle iletişim araçlarının kullanımı insan iletişimini ortaya çıkarmaktadır. Kitle iletişim araçlarına bilgisayar teknolojilerinin eklenmesiyle kullanımı daha yaygın bir hâle gelmiştir. İletişim teknolojilerindeki ilerlemeler sayesinde dünyada olup bitenlerden aynı anda haberdar olma olanaklarına sahibiz. Gerek duyduğumuz pek çok bilgiye bir kaç tuşa dokunarak ulaşabiliyoruz. İletişim teknolojilerindeki bu ilerleme sayesinde insanlar, dostlarını, arkadaşlarını, yakınlarını anılarında değil yaşamlarında tutma olanağına sahiptirler. İnternet teknolojisinin kitle iletişim araçlarına girmesiyle birlikte geleneksel medya değişmeye başlamış ve sosyal medya oluşmuştur.

İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, hayatın her alanında önemli değişimlerin yaşanmasına sebep olmaktadır. Web 2.0 teknolojisinin gelişmesiyle birlikte 21. yüzyılın en dikkat çeken teknolojilerinden biri olan çevrim içi sosyal ağlar, bireyin çevresiyle ve dünya ile kurduğu iletişimin sosyalleşme biçimlerinde köklü değişimler meydana getirmektedir. Sosyal paylaşım ağları bireyin toplum içinde kendini tanımlamasına yeni bir ortam sunmuştur. İletişim teknolojilerindeki gelişmeler neticesinde sosyalleşme, eğlenme, kaynaşma, gündemi takip etme, bilgi alışverişi gibi toplumsal ihtiyaçlar sosyal ağlar üzerinden gerçekleştirilmektedir. Akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlar gibi cihazların kullanımının artması ile birlikte, bilginin hızlı dolaşımı, zamansal ve mekansal anlamda birçok zorluğu ortadan kaldıran internet, insanların hayatında önemli bir yer tutmaya başlamıştır. İnternet başında geçirilen sürelerin giderek artması ve en çok ziyaret edilen sitelerin sosyal medya siteleri olması bu gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzde birçok insan, sosyal ağ sitelerinde profil sahibi olmakta, medya paylaşım sitelerinde video paylaşmakta, sahip olduğu bloglarda içerikler oluşturmaktadır. Bu bağlamda kullanımlar ve doyumlar kuramı gereksinimlerin doyumuna odaklanır. İnsanların çeşitli sosyal ve psikolojik gereksinimleri olduğu kabul edilir. Somut bir örnekle açıklayacak olursak yemek yeme edinimi açlığımızı gidermemizi sağlarken, yediğimiz yemek beklentilerimizle örtüşürse, aynı zamanda gereksinim doyumunu da deneyimlemiş oluruz. Sosyal medya araçları, kullanıcılarına paylaşımlarda bulunma, diğer kullanıcılar ile bağlantıda kalma ve kendini ifade etme gibi olanaklar sunarak insanların gereksinimlerine odaklanır. Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımının en önemli unsuru izleyiciyi aktif olarak kabul etmesidir. Bireylerin internet aracılığı ile sosyal iletişim ağlarına katılması, bireyler arasındaki, zamana ve mekana bağlı her türlü sınırlılıkları kaldırarak, onların aynı mekanda buluşmasına izin vermektedir.

Sosyal Medya’dan Komik Mesajlar

Sosyal medya hesaplarında birbirinden komik mesajlar paylaşılıyor. Milyonlarca komik mesajdan yalnızca birkaçı.

Trabzonspor-Fenerbahçe (0-4) maçında sahaya atlayarak hakeme saldıran taraftarı savunmak için Akparti argümanları kullanılır:
Hakem akşamın o saatinde şortla orada ne arıyordu? Asıl sormamız gereken budur.

Entellektüel bir apaçinin tehditvari çıkışı:
Fikrine katılmıyorum. Ama onu özgürce ifade edebilmen için seni boş bir araziye götürebilirim.

Playstation tutkunu çiftin bir bebekleri olur:
Player 3 has entered the game.

Evlenemeyen gencin dramı:
Ne yazık ki evde kaldım. Size taktığım altınları geri alabilmek için ikinci kez sünnet olmaya karar verdim.

İade-i ziyaret yer bildirimi:
Ahmet Ertürk Suriye’de seyahat ediyor. Hep onlar mı gelecek?

Haklı:
Külot etiketlerini öyle uzun üretiyorlar ki az önce popom fax geliyor sandım.

Kulak mı kulaklık mı önemli?
Beyler 900 liraya aldığım kulaklığın sağ tarafı çalışmıyor. İnşallah sağ kulağım sağır olmuştur.

Hey maşallah!
Güçlü kadın olayım derken pehlivan olmuşum :/

Güvendiğim dağlara kar yağdı. Sıkıntı yok! Biz de kayarız.

Kilis’te yüz kişiyle yapılan ankette “Suriyelilerden memnun musunuz?” diye sorulmuş. %97’si çok memnunuz diye yanıt vermiş. Evet 97 kişi Suriyeliymiş.

Çirkin kadın yoktur. Az Retrica vardır.

Senin adını şifre yapsam yetersiz karakter diye hata verir be!

Beyler icradan 450 lira haciz geldi. Bunu hapse nasıl çeviririm?

Bugüne kadar tek bir erkeğin arkasından koştum. Oğlum yürümeyi öğrenirken düşmesin diye.

Hac kurasında yıllardır sıra bekliyorum. Atanamayan öğretmen gibi atanamayan mümin olduk.

Manav değiliz ama biz de halden anlarız.

Mezun olduğumda diplomanın yarısına babam sağolsun diğer yarısına baba parası değil alın teri yazacağım. %50 burslu okuyorum.

Hamile kalsa acaba kimden diye düşünen hatunlar makarnanın sosunu tutturunca evlenilecek kızım diyor.

Bir ayda beş kilo verdim. Facebook’ta o kadar tatlı insanlar var ki bir ay Face’e girmemek yetti.

Ahmet Kaya’yı sevmem ama şarkılarını dinlerim diyen arkadaş; biz sanki sakallarını emmek istiyoruz!

Annemin bana bulduğu kız benden yakışıklı ben ondan güzelim. Varın siz düşünün.

İzel-Çelik-Ercan konseri 70 lira; Çelik konseri 90 lira. Takım bozulunca daha pahalıya geliyor demek ki…

Sana seks ve seyahat içeren bir teklifim var Buseciğim: S*ktir git!

Boşanmaların tek nedeni evliliktir.

Aşk körebe oynamak gibidir. Kör olursun ancak sonunda ebeni görürsün.

Anadolu mimarisi genel anlamda üç dönemde incelenir: 1. Selçuklu mimarisi 2. Osmanlı mimarisi 3. Toki

Dün börek, bugün makarna, yarın poğaça var. Ayşegülle mi evliyim Hammurabi’yle mi anlamadım!

Sevgilim telefonla oynamama sinir oluyor. Satmayı düşünüyorum. Ciddi alıcılar lütfen ulaşsın. 30 yaşında, 1.70 boy, 80 kilo, işsiz.

Kadın ve erkek eşitmiş. Peh! Öyle olsa Pinokyo odundan, prenses pamuktan olmazdı.

Bere takınca yakışıklı bir erkek oluyorsan gay’sindir. Tinerciye benziyorsan adamsındır.

Ah be güzelim ölmene ne gerek vardı? Yanıma gelsen mekanın cennet olurdu.

Bakarak hatun tavlansa öküz trene makinist olurdu.

Işık sesten yavaştır. Öyle olmasa trafikte yeşili görmeden korna sesi duymazdık.

Lisedeyken gözlüklü bir kıza teklif etmiştim. Gözlük takıyoruz ama kör değiliz diye reddetmişti.

Star Wars Güç Uyanıyor’muş. Ben de güç uyanıyorum ama film çekmiyorum. Erken yatsın madem. Hiç.

Senin aşkın gerçekten yalanmış be güzelim. Bana yalanmamışı lazım.

Kel bir arkadaşın isyanı:
Az önce berbere 70 lira verdim. Gelinbaşı yaptı galiba.

Sosyal Medya’da Mizah

Mizah, dijitalleşme ile birlikte boyut değiştirmiş ve sosyal medyada, internette daha etkin bir anlatım ve iletişim dili olarak temsil edilmeye başlanmıştır. Sosyal paylaşım ağları, paylaşma, duygusal destek ve sosyal bağlantı gibi gerek çevrimiçi gerekse çevrim dışı birçok fonksiyon sunmaktadır. Bu ağlar aracılığı ile bireyler birbirleri ile bağlantı halinde kalabilir, diğerlerini sorgulayabilir, içerik araştırabilir ve kendilerine ait güncellemeler yapabilmektedirler. Zaman ve mekandan bağımsız sınırlandırmalar olmaksızın kişiler yeni bağlantılar kurarken sosyal ağlar çoklu toplulukların daha önce olmadığı kadar kaynaşmasına yardımcı olur.

Sosyal medya geleneksel medyadan farklıdır. Bunun en büyük nedeni halkın medyası olması, üretenlerin ve tüketenlerin aynı kişiler olması ve bireylerin kendini ifade etme aracı olmasıdır. Televizyonun çıkış amacı da eğlence olarak bilinmektedir. Toplum, medyayı gülmek, eğlenmek, güzel vakit geçirmek amacıyla takip etmektedir daha çok. Kitle iletişim araçlarının kullanılmasındaki en büyük neden budur. Sosyal medyada yazılı olmayan toplumsal bir sözleşme vardır. Bu sözleşme ile sosyal medya kullanıcılarından oluşan internet, halkı doğaya, yeşile, kutsala, kamuya, insana zarar verenlerle, adaletsiz ve haksız olanlarla dalga geçer. Sosyal medya kullanıcısının en büyük gücü mizahtır ve bu güç ile karşısındakileri gülünç duruma sokarak cezalandırır.

Günümüzde sosyal medyaya bakıldığında, insanların onu bu denli benimsemesi, takip etmesi ve genel olarak kabul etmesi sosyal medyanın eğlendiren, güldüren özelliği ile kullanıcıların daha önce görmedikleri, duymadıkları yeni mizahi unsurları keşfetmesinden kaynaklanır.

Feldman çalışmasında, genç yetişkinlerin çoğu kez mizah şeklinde ortaya çıkan eğlence tarzları ile yeni haber ve bilgi kaynaklarını keşfetme eğiliminde olduğunu bulgulamıştır. Benzer şekilde Calavita, gençlerin sosyal kabul görme, rahatlama ve bağlantı halinde kalma gibi nedenlerden dolayı bugünün ve yarının en büyük bilgi ve haber tüketicileri olduğunu vurgulamıştır. Cameron ve diğerleri zor şartlara rağmen ruhen gayet iyi görünen 15 yaş kız ve 14 yaş erkek denekler ile yaptıkları çalışmada, mizahın karmaşık sosyal ve hassas konuları ve durumları yönetmede ve arkadaş ve aile ilişkileri kolaylaştırmada önemli bir sosyo-duygusal rol oynadığını tespit etmişlerdir.

Holton ve Lewis (2011) yaptıkları araştırmalarda, mizahın haber tüketimin artırdığını belirtmiştir. Bunun örnekleri daha çok geleneksel medya aracı olarak televizyon üzerinden verilmiştir. Aynı çalışmada insanların sosyal medya siteleri aracılığı ile bağlantı ve ilişkiler kurma eğilimde olduğu saptanmıştır. Çalışma en çok takip edilen 430 kadar gazetecinin Twitter üzerinde mizahı ne kadar ve ne ölçüde kullandıklarını ve böyle bir kullanımın Twitter’daki diğer eylemler ile nasıl ilişkilendirildiğini bulmayı hedeflemiştir. Araştırmanın bulguları gazetecilerin mizah kullanımının onların paylaşma seçenekleri ve kişisel yaşam ayrıntıları ile yakından ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Buna ek olarak mizah kullanımının bir gazetecinin Twitter üzerindeki eylemsellik seviyesi ile olumlu bir ilişkili içinde olduğu bulunmuştur. Bu da böyle bir sosyal alana daha çok aşina olan gazetecilerin daha rahat bir dil ve daha çok mizah unsuru kullandığını göstermiştir.

Sosyal Medyada Mizah Taşıyıcı Alan ve Unsurlar

Geleneksel medyada mizahın ne kadar anlaşıldığı ve kabul gördüğünü ölçmek ve değerlendirmek oldukça zordu. Oysa yeni medya ile birlikte “ komik” bulunan unsurlar daha “fazla paylaşılma (share)”, “beğeni alma (like)”, “tekrar postalama (repost) veya “tekrar tweet’lenme (retweet)”, trend olan konular, (trend topic) ve konu etiketi (#hashtag) gibi eylemler ve bunların sıklığı ile anlaşılmakta ve ölçülebilmektedir. Kısaca “internet dünyasının komik bulduğu aynı zamanda komik olandır” gibi bir algı yönetimi kendini göstermektedir. Buna ek olarak geleneksel medyada mizahi bir unsur, bir imge “meme” hâline dönüşerek yayılırken aynı zamanda teknik (dijital) araçlar ile dönüştürülme ve değiştirilmeye maruz kalarak farklı mizah anlayışları ile zenginleştirilebilmektedirler.

Konu Etiketi (#Hashtag) Örneği

Sosyal medya araçlarının önemli uygulamalarından biri konu etiketidir (hashtag’dir) Konu etiketleri, “#” sembolü ile ifade edilen sözcükler veya söz öbeğidir. Facebook, Pinterest, Tumblr, Instagram, Google+ ve Vine gibi sosyal medya kanallarında etkin bir iletişim sağlamak için sosyal medya iletişiminin vazgeçilmez bir parçası hâline gelen bu etiketler, anlık bilgileri kategorize etmeye ve kitlelere ulaştırmaya yardımcı olur ve yalnızca belirli bir ortama bağlıdır; resim ve video dosyalarının içerisinden bağlantı veremezler. Bir konu etiketi tüm bir cümle ya da cümle içinde birkaç kelimeyi vurgulayabilmektedir.

Genel olarak mizah, insanlara duygu ve bilgiyi aktarmada yardımcı olarak onlar arasındaki bağlantıları güçlendirme gibi sosyal bir ihtiyaç boşluğunu doldurur. Bununla birlikte, sosyal medyada mizah içeriği daha karmaşık ve çok yönlü unsur ve araçlar ile aktarılmaktadır. Geleneksel mizah anlatımında yazı ve karikatür ağırlıklı ifade edilen mizah içeriği sosyal medyada manipülasyona açıktır. Sosyal medyada kimin neye güldüğü daha fazla tıklanma, olumlu ikonlar, beğenilme, retweet’lenme ile belirginleşirken bunu tam tersi kabul görmeyen mizahi unsurlar, benzer eylemler ile olumsuz yönde geri bildirim alarak kenara itilmektedir.

Sonuç

Soyut ve göreceli bir kavram olan mizahın sosyal medya üzerinde takibi, adlandırılması, nitelendirilmesi ve tanınması için uygulanan yöntemlerden biri de konu etiketlemesi #hashtag’dir. Tabii ki biri için komik olan veya komik olarak etiketlenmiş bir içeriğin yüksek oranda mizah unsuru içerdiği söylenemez her zaman. İletişim yaklaşımı açısından mizah ile ilgili mesajlar bahsi geçen ve paylaşılan konu hakkında bireylerin biraz da olsa bilgisinin olmasını gerektirmektedir. Böylece bu tür mesajların anlamları paylaşılan bilgi ve duygusal yapıya sahip kullanıcılar tarafından daha kolay deşifre edilmektedir. Herhangi bir ön bilgiye sahip olmayan ya da bağlamdan kopuk mizah, alakasız, incitici ve nezaketsiz olarak algılanabilir. Mizah, kimlikleri bu şekilde yapılandırmaya veya parçalamaya yardımcı olurken, birleştirici olmakla beraber ayrıştırıcı da olabilmektedir.

Bu bağlamda sosyal medya tüketicileri mizahı kullanırken bu ikileme bilinçli ya da bilinçsiz olarak düşebilmektedirler. Mizah dolu mesajlar ciddi olanlara göre daha iyi karşılanmakta ve kabul görmektedir. Mizah ve ona yakın anlamlar ile etiketlenmiş (güçlendirilmiş) mesajlar tutumları değiştirme kapasitesine sahiptir ve önemli bir algı yönetimi aracı olarak görev yapabilmektedir. Geleneksel medyada kişiler, mizah kaynaklarını kendi görüşlerine göre seçebilirken şaşkınlığa uğramadan gülme, rahatlama, dalga geçme gibi zihinsel ve psikolojik doyumlara ulaşabilmekteydi. Oysa artık dijital medyanın manipülatif gerçekliği hiçbir içeriğin ne şekilde etiketlendirilmiş olursa olsun red ya da kabul göreceği garantisini taşımayacağını ortaya koyar.

Örneklerle Sosyal Medya Yalanları

Aslında başlık Sosyal Medya Yalanları yerine Sosyal Medya Ahmaklıkları olabilirdi. Çünkü bu paylaşımlar, insanın aklından ne kadar feragat edebileceğinin göstergesi. Üstelik Facebook, Twitter gibi ortamlarda bunları paylaşanların, beğenenlerin neredeyse yarısı 30 yaşın üstünde olanlar. Internet’in yaygınlaşmaya başladığı yıllarda scam adı verilen aldatmaca içerikler e-maillerimize, irc odalarına, Msn ve Icq’ya düşmeye başlamıştı. Kimi bir çıkar elde etmek için kimi eğlenmek için garip ve saçma içerikleri gözümüze sokuyordu. Yıllar geçti, sosyal medya yaygınlaştı. Ancak ahmaklık baki kaldı. Hiç sorgulamadan, düşünmeden bir tıklamayla paylaşmak ne kadar kolay değil mi?

Kur’an’ı Yırtan Kız

Yahut annesi Kur’an okurken müziğin sesini açıp isyan eden cahil kızın ibretlik sonu… İnsanları korkutma mı yoksa merak uyandırıp Kur’an yakmaya/yırtmaya teşvik amaçlı mı çıkarıldığı bilinmeyen saçmalık. Bu konu yıllardır Google’da en çok arananlar listesinde. Balmumu heykeli, ibretlik bir son gibi yutturmaya çalışanlar başarılı olmuşa benziyor.

Kuran Yırtan Kız

Dev İskelet

Tam da masalların gerçekliğine dair yemin eden ebeveyinlerin yetiştirdiği neslin inanacağı gibi. Bir kazı yapılır ve dev iskeletleri bulunur. Dede, nine, hoca anlatılarıyla örtüşen bu kanıt efsane bir belgedir. Bu kocaman evrende o kadar küçük ve çaresiziz ki bu tür efsanelere hemen kucak açabiliyoruz. İnanacaklar için hemen belirtelim. Aşağıdaki fotoğraflar Photoshop çalışmalarından ibarettir.

Dev İskelet

 

Gerçek Cin Fotoğrafı

Vahşi hayvan ve örümcek korkusu evrimsel bir korku süreğenliğine ve efsanevi inanışlara neden olmasa cinlerin (pardon üç harflilerin) ters ayaklarla halay çektiğine ve poz verdiğine inanabilirdik. Bazı medya organlarında bile yer alan bu efsane yalan neyse ki kısa sürede aydınlatıldı. Fotoğraftaki cin arkadaş bir mağaradaki heykel. Diğerleri ise Photoshop ve video montajı…

Gerçek Cin Fotoğrafı

 

Kabir Azabı

Öldükten sonra insan bedenine neler olduğundan habersiz kitle, kabir azabına kanıt olarak aşağıdaki fotoğrafları göstermiş. Bu fotoğraflar için basitçe şunu söyleyebiliriz: İnsan ölünce çürür.

Kabir Azabı

Öldükten sonra neler oluyor?’u merak edenler için;

Mustafa Kemal Atatürk Düşmanlığı

Günümüz Türkiyesinde aklı evvel saldırganları için bulunmaz nimet. Değerlere saldırmanın dayanılmazlığı bir toplumun nasıl aptallaştırıldığının kanıtı olsa gerek. Atatürk’ün “Türk duruşu” nu Masonlukla ilişkilendirenlerden tutun, onlarca uydurma belgeyle Google Play’de binlerce sayfalık kitap yayınlayanlara kadar her çeşit zerzevatı Internet’te bulmak olanaklı. Kadir Mısıroğlu’nu tarihçi sayanların, Derin Tarih dergisine abone olanların ilk hedefi elbette Türkiye’yi İngiliz mandasına ve cani şeyhlere bırakmayan Atatürk olacaktı.

Mason Liderler Komedyası

Aşağıdaki kartın hemen her lider için kopyası var. Elbette bunu paylaşan on binlerce kişi de…

Erdoğan Mason

Mont, Kitap ve Ayakkabı Dilenenler

Bu tip onlarca e-mail aldım. Üstelik farklı sitelerimin e-mailine aynı içerikle… Büyük sözlük sitelerinde bile bu tip dilencilere inananlara rastlamak olanaklı. Elbette bu kişiler gönderdiğiniz yardımları ikinci el olarak satıyor.

Libya’ya Pirince Gidiyoruz

Birkaç gün önce Libya’dan 57 milyon $ çıkarmak isteyen ve yardımımıza ihtiyaç duyan iyi kalpli birinden e-mail aldım. Detaylar için kendisine ulaşacakmışım.

Scam Mail

 

Ara Beni Boya Beni 0038

0033 gibi rakamlarla başlayan numaraları pervasızca dağıtan hanım ablalarımız bu işten oldukça iyi kazanıyor olmalı. Yüksek faturalarla karşılaşmak istiyorsanız tabi ki arayabilirsiniz.

Lozan 2023’te Bitiyor

Tarihi yalanlara sadece bir örnek. Siyasete meraklı akıllılarımız(!) için bulunmaz bir paylaşım. Güya 100 yıllık ömrü olan Lozan bittiğinde neler olacakmış neler…

Sayfamız Şikayet Alıyor

Beş beğeni veya bir paylaşım üç şikayet siliyor (muş). Matematik dehası Facebook sayfa sahiplerinin 150 IQ’lu abonelerine seslenişi…

Kandırmanın, hırsızlığın, ahlaksızlığın, “çalıyor ama çalışıyor”culuğun, “benim memurum işini bilir”ciliğin doğal karşılandığı bugünün Türkiye’sinde elbette bu durumu kullanacak akıllılar olacaktır. Sosyal medya da bu kepazeliğin araçlarından biri oluyor. İnsan hem kızıyor hem üzülüyor…

Çağan Irmak ve Sosyal Medya

Türk sinemasının genç kuşak yönetmenlerinden Çağan Irmak, daha önce yönettiği ve geniş kitlelere ulaşan “Babam ve Oğlum” (2005) ve “Issız Adam” (2008) gibi filmlerle kendine has bir sinema dilini oluşturarak takip edilen bir yönetmen haline gelmiştir. Çağan Irmak ve filmi hakkındaki yorumlarda geçmişte yönettiği filmlere gönderme yapılması bu savı desteklemektedir.

Diğer sosyal ağların takibinde rastlandığı üzere, aynı yorumların, bazen de filmle alakasız yorumların defalarca yer almasından dolayı, 5-30 Kasım arasında Facebook’ta yönetmene değin yapılan birbirinden farklı bazı yorumlara aşağıda yer verilmiştir (yorumlarda yazım düzeltmesi yapılmamıştır):

  • Çağan Irmak var dediler geldik
  • İzlemenizi tavsiye ederim başarılı
  • Ben kendi adıma hiç beğenmedim.
  • Benim Kuşağım bu filmi izlemeli, Çağan bu işi biliyor.
  • Çağan Irmak Türk sinemasının NBC’dan sonra en iyi hikaye anlatıcısı.
  • İzlediğim ender filmlerden biri. Güzel değil çok güzeldi
  • itiraf ediyorum ya neden şu türk filmleri adıyaman sinemasına geç geliyor anlamıyorum bir türlü deliha dün vizyona girdi deliha yı izlemek için gittim gelmemiş henüz onun yerine bugün unutursam fısıldaya gittim çağan ırmak ellerine sağlık döktürmüşsün yine filmi izlerken şiir yazmakta başka oluyor…
  • Arkadaşlar hangisine gittiniz? Olur olur.. Unutursam fısılda..Deliha… Yorumları bekliyorum.

Facebook’ta yönetmene ve filme dair yapılan yorumlar, filmin genel olarak beğenildiğini gösterirken Adıyaman’dan gelen yorum sayesinde Türkiye’deki film dağıtımı hakkında da bilgi sahibi olunmaktadır. Ayrıca belli bir kuşağın Çağan Irmak’ı takip ettiği ve yönetmenin film seçimlerinde aranır ve tercih edilir bir kişi hâline geldiği anlaşılmaktadır.

Twitter’da Çağan Irmak’a dair bazı tweet (yorum) ve retweet (R’)’ler aşağıdaki gibidir (yorumlarda yazım düzeltmesi yapılmamıştır):

  • Çağan Irmak sineması Yeşilçam sinemasının ruhunu yansıtan duygu yoğunluklu bir sinemadır
  • Çağan Irmak sinemada müziği en iyi kullanan yönetmenlerden biri.
  • Hümeyra döktürmüş, Farah Zeynep parlamış, Çağan Irmak yapmış olmuş.
  • Ben Çağan ırmak’la sinemada Babam ve Oğlum’la tanıştım: Filmi izlemeye yaklaşık 30 kişi gitmiştik..
  • Bir yönetmenin ismini filmlerinden çok biliyorsanız bu sinematografik başarısıyla ters orantılıdır.
  • Çağan ırmak / Unutursam Fısılda furyası bittikten sonra Christopher Nolan / Interstellar’a da bakmanızı öneririm..
  • Çağan Irmak sinemamızın en iyi filmlerinden birini yapmış
  • Unutursam Fısılda sanki tüm Çağan Irmak filmleri gibi. Yeni bir şey yok…
  • Sineması olmayan illerden Iğdır’da yıllar sonra bugün sinema açıldı.İlk film Çağan Irmak’tan Unutursam Fısılda oldu.
  • Çağan ırmak filmlerinden müziği çıkar geriye bi şey kalmaz.
  • Unutursam fisilda filmin yarisindayim ve film bence konu olarak,cast olarak,cekim kalitesi olarak cok iyi bir film tam bir Çağan Irmak filmi
  • Ayrıca Çağan Irmak,filmlerinde bol bol gizli odaları ve kapalı kapıları kullanıyor.Bunu da bu filmde görmüş oldu’k’.
  • Çağan Irmak sayesinde hâlâ sinemaya gitme istegim var, o adamin filmeri iyi ki var
  • Çağan Irmak’ın bugüne kadar çektiği en yüksek bütçeli film, 50’den fazla mekân, 70›li yılların büyülü havasında…
  • Elitislerin eleştirilerine rağmen, Çağan Irmak›ın filmlerindeki aynı çizgiden sıkılmış değilim. Duyguyu ajite etmeden geçiren bir yönetmen.
  • Çağan Irmak’ın Türk sinemasına çok sey kattığı bir gerçek. İyi senaryo, 70›li yılların müzikleri ve kıyafetleri ayrı bir hoş olmuş.
  • Çağan ırmak sever; aile de hasta bir birey, Ege şivesi, nostaljik şarkılar ve bir nostaljik şarkılar ve bir aşk hikayesi.
  • Efsane kadro, efsane bir konu! Bir Çağan ırmak efsanesi daha. Unutursam Fısılda!

Twitter’da yönetmene değin yorumlardan Iğdır’da yıllar sonra açılan bir sinema salonu haberinin yanı sıra seyircisinin bilinçli, bilgili ve sinema terimlerine hakim bir kitle olduğu öne sürülebilir. Filmin senaryosuna, oyuncu kadrosuna ve sanat yönetimine dair yorumlar bu savımızı güçlendirmektedir.

Çağan Irmak’ın sinema çizgisinden ve çoğu filminin senaryosunu kendisinin yazmasından yola çıkılarak, onu “auteur” yönetmen olarak nitelendirebiliriz. Nezih Erdoğan, “Seyirci ve Sinema” adlı kitabında auteur kuramına değinirken, auteur’le seyirci ilişkisini de ele almaktadır. Erdoğan’a göre, auteur kuramı uyarınca yapılan çözümlemeler, filmlerde bir yaratıcının izini sürmeyi amaçlar ve yalnızca yönetmenin kendisine ait bir “ses” aranır ve o sesi diğerlerinden ayıran özellikler incelenir. Yazara göre, bir filmin hem tasarım hem yapım aşamalarında yönetmen ve yapımcıların zihninde kurmaca bir seyirci varsa aynı şekilde seyircinin de anlamlama sürecinde, zihninde kurmaca bir kaynak vardır. Bu bağlamda seyirci yani sinemanın asıl hedef kitlesi, auteur’ün önceden izlediği filmlerinden edindiği birikimle, alımlama sırasında süreklilik ve tutarlılık taşıyan (örneğin biçimsel, izleksel) özellikleri kullanır. Erdoğan ayrıca, tür ve yıldız örneklerinde de görüldüğü gibi, “auteur” ekseninin de, seyircinin zihnindeki bu kurmaca kişilik yoluyla beklenti ve varsayımlarının biçimlenip, yönlenmesine ön ayak olduğunu belirtmektedir.  Bu bağlamda Nezih Erdoğan’ın, seyircinin, auteur’e ait süreklilik ve tutarlılık konusundaki reflekslerine dair görüşleriyle, Twitter’da Çağan Irmak’a ait yorumlardaki ifadeler birbiriyle örtüşmektedir.

Günümüzde Çağan Irmak sosyal medya araçlarının gücüyle entellektüel bir kitlenin ifade araçlarından, argümanlarından biri haline gelmiştir. Olsa da izlesek…

Mobil Fotoğrafçılık Nedir?

Mobil fotoğrafçılık, kullanıcıya kendi görsel hikayelerini yaratma ve başkalarıyla rahatça paylaşma olanağı veren güncel bir uğraş alanıdır. Mobil fotoğraf pratiği, her ne kadar fotoğrafı çekilen kişilerin kişisel hak ve özgürlükleriyle ilgili, özellikle de özel hayatın gizliliği hususunda tartışmalara yol açsa da kişilerin kendi özel hayatlarını belgeleme ve istediği gibi yansıtma olanağı sağlaması bakımından özgürleştirici ve olumlu bir gelişmedir. Mobil fotoğrafçılık, tıpkı dijital fotoğrafın ilk ortaya çıktığı dönemde olduğu gibi profesyonel fotoğrafçılar tarafından eleştirilmesine ve küçük görülmesine rağmen günümüzün en önemli görsel üretim cihazıdır. Dijital fotoğrafın yaygınlaşması ve pek çok amatör fotoğrafçı tarafından da kullanılır olması fotoğrafı özgürleştirdiği gibi, mobil fotoğrafçılık da her an paylaşıma olanak sağlaması ve kullanım kolaylığı gibi birçok sebepten ötürü fotoğrafın demokratikleşmesine katkıda bulunmuştur.

Dijital fotoğrafın yükselişi, fotoğrafın doğasını tümden değiştirmiş, statik ve katı hâlden akışkan bir hâle dönüştürmüştür. Bugün fotoğraf çekmek, bir duruma şahit olmayı belgelemenin ve bir nevi kanıt oluşturmanın ötesinde, o anı deneyimlemek ve paylaşmak üzerinedir. Bireysel deneyimlerin toplumsal tarihten daha fazla düşünülür ve öne çıkan bir olgu olması, bireylerin kendi tarihlerini oluşturma arzusuyla birleşmiş ve dijital fotoğraf bu arzuyu gerçekleştirmekte vazgeçilmez bir araca dönüşmüştür. Dijital fotoğrafçılığın analog fotoğrafın yerini alması, hem kolaylığı ve hızı hem de ulaşılabilir ve görece ucuz olması sebebiyle kaçınılmaz olmuştur. Anı yaşamayı ve biricik anı yakalayıp, anında paylaşmayı mümkün kılan mobil cihazların, görece daha büyük ve daha az fonksiyona sahip kompakt dijital fotoğraf makinelerinin yerini alması da öngörülebilir bir durumdur. Günlük hayatta cep telefonları haberleşmek için kullanılan zaruri bir aygıttır ve en az cüzdan kadar hayatidir. Bu küçük ekran tüm dünyayla bağlantı kurabildiğimiz, başımıza gelebilecek aksilik ve felaketlerden çıkış kapımız, sağ elimiz, sekreterimiz ve pek tabi nasıl ve nerede olduğumuzu, ne hissettiğimizi ve ne düşündüğümüzü sosyal medya sayesinde kayıt altına alıp, tüm dünya ile aynı anda paylaşabildiğimiz görsel günlüğümüzdür. Daha da önemlisi, arkasında bulunan küçük bir lens yardımıyla çekilen tüm bu görüntüler hala “yaşadığımızı” ve deneyimlediğimizi ispatladığımız bir “kendi kendini tatmin” aracıdır.

Mobil fotoğrafların kimi zaman kullanılan aracın doğası gereği (mobil telefonların her an her yerde fotoğraf paylaşımına olanak tanıması) kimi zaman da Instagram ve Hipstamatic gibi fotoğraf çekiminde beraberinde kullanılan aplikasyonların etkisiyle içerik ve estetik bakımından geleneksel fotoğraflardan bazı noktalarda ayrıştığı düşünülebilir. Bu yeni estetik arayışlar ve içerik farklılıklar geleneksel fotoğrafçılığın yapısını değiştirmekte ve fotoğraf kültürüne ve estetiğine yenilikler getirmektedir. Fotoğraf çekmek artık bir hobiden çok, gündelik hayatın parçası olmuştur. Her an imgelerle yaşanılan deneyimler sayesinde, sadece fotoğrafı çeken değil, fotoğrafa bakan ve inceleyen göz de sürekli değişim halindedir. Bununla beraber Instagram fotoğrafları da özünde fotoğrafın temelde taşıdığı nitelikleri taşımaktadır. Instagram’da paylaşılan mobil fotoğraflarda, fotoğraf tarihinde ve görsel sanatlarda uzun süredir devinimini sürdüren postmodernitenin yansımalarını görmek mümkündür. Her gün paylaşılan bu imgeler, fotoğraf sanatındaki yeni estetik arayışlarla da paralel bir değişim göstermektedir. Instagram kullanımını ilginç kılan, postmodern bireyin kişiliğinin oluşumuna ve hayat algısına dair ipuçları taşıması ve devamlı değişim halindeki toplumun ihtiyaçları ve arzuları konusunda verimli bir tartışma platformu yaratmasıdır.

Behance Nedir? Behance.net Ne İşe Yarar?

Behance, içeriğine istenilen sayıda proje yüklenilmesine imkan veren ücretsiz çevrimiçi bir dijital porftolyo paylaşım sitesidir. Behance aracılığıyla üretilen çalışmalar geri bildirim almak üzere geniş kitlelere etkili bir şekilde ulaşabilmektedir. Bu platform içerisinde kişi araması yapılarak alanlara ilişkin yaratıcı üretimler keşfedilebilmektedir. Platform, içeriğe yüklenen çalışmaları beğenenlerin, projelerin görüntülenme sayısının, yorumların ve portfolyoya ilişkin benzeri istatistiklerin takip edilmesine olanak sağlamaktadır. Behance uygulamasının ayrıca akıllı telefonlar için aplikasyonu da bulunmaktadır. Bu aplikasyon sayesinde portfolyo istenilen zamanda ve mekânda internet bağlantısı olmaksızın sergilenebilmektedir. Creative Cloud veya Photoshop’ta sürdürülen çalışmalar, Behance uygulamasında süren iş olarak paylaşılabilmektedir. Behance Sanal Topluluğu, dünya genelinde 1,4 milyonun üzerinde yaratıcı kullanıcıyı bir araya getirmektedir.

Creative Cloud masaüstü uygulamasıyla, yaratıcı çalışmaların tamamı masaüstü, web sitesi ve mobil cihazda senkronize edilerek düzenlenebilmektedir. Kullanıcı Behance ağı üzerinde çalışmasıyla bağlantısını sürdürebilir, görüş alabilir, yeni uygulama ve güncellemeleri yükleyip yönetebilir.

Yeni güncelleme, masaüstü, bulut ve mobil cihazlar arasında her türlü dosya ve özellik paylaşımına olanak sağlamaktadır. Tasarımcı fotoğraf çekebilir, hareket halindeyken fotoğraf üzerinde rötuş yapabilir, ardından bulut (Creative Cloud) üzerinden dosyaya erişerek Photoshop CC aracılığı ile fotoğraf üzerinde daha fazla düzeltme yapabilir. Tasarımcılar görüntülemek, yüklemek veya yorum paylaşımı için dosya gönderimi yapabilmektedir.

Behance’in en önemli özelliklerinden birisi de tasarımcıların, sanatçıların çalışmalarının oluşum süreçleri ve yaratıcıları hakkındaki birçok bilgi edinilebilmesidir. O nedenle Behance ortamında yer alan profesyonel işlerden ve isimlerden fikir ve ilham alınması oldukça yarar sağlayan bir durumdur.

Behance.net’e Git.

Behance’de En Popüler Tasarımları Görün.

Sosyal Medyanın Kısa Tarihi

Yaşamımızda önemli bir yer tutan sosyal medyanın kısa tarihinde bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Sosyal medyanın 10 yıllık macerasında neler olmuş hep birlikte inceleyelim.

2004 The Facebook

2004 yılından önce birkaç tane sosyal medya sitesi olmasına karşın, 2004’te the Facebook’un öne çıktığı görülmektedir. Fotoğraf, video ve müzik paylaşımına olanak sağlayan MySpace de aynı yıl tanıtılmış ve çok kısa sürede bir milyon kullanıcıya ulaşmıştır. Aynı yıl Digg, insanların internette bulduğu haberleri paylaşması amacıyla sosyal haber sitesi olarak kurulmuştur. Flickr ise imajlara ev sahipliği yapan bir site olarak tanıtılmıştır. LinkedIn de profesyoneller için kurulan bir sosyal ağ olarak bir önceki sene kurulmuştur.

2005 Youtube’un İlk Videosu

2005 yılına gelindiğinde the Facebook, Facebook olarak anılmaya başlanmıştır ve site, limitlerini kaldırarak bazı büyük şirketlerin çalışanlarına üyelik vermiştir. Aynı yıl Şubat ayında YouTube.com aktif hale getirilmiştir ve (Ben, hayvanat bahçesindeyken) 23 Nisan tarihinde ilk video olarak siteye yüklenmiştir. Yine aynı sene Reddit de kullanıcıların kayıt olarak içerik ve paylaşımda bulunabileceği bir sosyal medya ve haber sitesi olarak tanıtılmıştır.

2006 Twitter ve Myspace

2006 yılında ise 140 karakter limiti ile Twitter tanıtılmıştır. MySpace en çok ziyaret edilen site olmuştur. Ancak 13 yaş ve üstü herkesin geçerli bir e-posta adresi ile üye olabildiği Facebook kısa süre içinde zirveye oturmuştur.

2007 Tumblr ile Tanışmamız

2007’de Tumblr bir mikroblog sitesi olarak tanıtılmış ve iki hafta içinde 75.000 kullanıcıya ulaşmıştır.

2008 Facebook Krallığı

2008’de Facebook MySpace’i geçerek en çok ziyaret edilen site olmaya devam etmiştir. Site, sosyal medya başkanlık seçimlerinde önemli rol oynamıştır.

2009 Merhaba Pinterest ve Foursquare

2009 yılında Pinterest kurulmuş fakat 2010 yılına kadar resmi olarak tanıtılmamıştır. Facebook “Beğen” butonunu kullanmaya başlamış ve içeriğin değerine karar veren bir ölçütü devreye sokmuştur. Aynı yıl Foursquare, konum temelli bir sosyal ağ sitesi olarak kurulmuştur.

2010 Instagram ve Buzz

2010’da Instagram Pinterest ile birlikte ortaya çıkmıştır. Google, Gmail ile entegre çalışan bir sosyal ağ sitesi olan Buzz’ı tanıtmıştır. Foursquare ise tüm konumlardan check-in yapmayı mümkün kılan değişiklikler yapmıştır.

2011 Bye Buzz, Hoş Geldin Google+

2011’de Google+’a yoğunlaşılması için Buzz’dan vazgeçilmiş, Google+ yalnızca davet yoluyla tanıtılmıştır. Pinterest gördüğü ilgiyi daha da arttırmıştır. Sitenin trafiği 2011 yılında %429 artış göstermiştir. Google+ herkese açılmış, davet koşulu ortadan kaldırılmıştır. Snapchat ise belli bir süre limiti dahilinde görülmek üzere kullanıcıların arkadaşları ile fotoğraf ve video paylaşmasına olanak sağlayan bir site olarak tanıtılmıştır.

2012 Vine’ın Başlangıcı

2012’de Vine, video paylaşım servisi kurulmuş ve Twitter tarafından tanıtılmıştır. Facebook bir milyar kullanıcıya ulaşmıştır. Sulia belli konulara abone olmayı ve bağlanmayı sağlayan bir sosyal ağ olarak tanıtılmıştır. Thumb ise kitle kaynaklı fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayan bir sosyal medya ağı olarak ortaya çıkmıştır.

2013 Medium ve Kleek

2013 yılında Medium bir blog platformu olarak tanıtılmıştır. Kleek, Facebook içerisinde yakın arkadaşlarla özel bir ağ oluşturulması amaçlı bir sosyal ağ olarak ortaya çıkmıştır.

2014 Atmospheir ve Learnist

2014’te bir sosyal medya bağlantı yöneticisi olarak Atmospheir kurulmuştur. Learnist ise video, makale ve imaj ulaşımına yarayan, Pinterest’in çok içerik tipli versiyonu olarak ortaya çıkmıştır.

Küreselleşmenin de desteklemiş olduğu bu durum, kilometrelerce uzağından bilgi erişimi ve etkileşimi sağlayan ağ aracılığıyla zaman kavramını hızlandırmış, mekan algısını da ortadan kaldırmıştır. Yeni medyanın ve internet toplumunun sağlamış olduğu yenilikler ise toplumun, bilimin, sanatın, tasarımın daha pek çok alanın gelişimlerine paralel olarak yeni paylaşım ihtiyaçları doğurmuştur. Bu paylaşım ihtiyaçlarının dönüşümü yukarıda belirtildiği gibi, sosyal medya ağlarını ortaya çıkarmıştır. Bu ağlar birçok alanda ve disiplinde çeşitlilik göstererek gün geçtikçe daha da yaygınlaşmıştır.

Sosyal paylaşım siteleri yalnızca facebook, twitter, instagram gibi popüler ağlarla sınırlı değildir. Günümüz teknoloji çağına paralel olarak sosyal paylaşım sitelerinin türleri ve içerikleri hızla artmıştır. Örneğin, Flicker, Fotolog, Gravator, Panaramio, Foodspotting, Instagram, Dailybooth gibi fotoğraf paylaşım siteleri; Slideshare, Scribf, Tutorial9 gibi dosya paylaşım siteleri; Foursquare, TripIt gibi yer bildirim siteleri ve Behance, Pinterest, Deviantart, Designmoo, DesignFloat, Dribbble, Forrst gibi tasarım/portfolyo paylaşım siteleri yaygın ve tercih edilen sosyal medya ağları arasındadır. Bunların en önemli ve yaygın olanlarından biri, çalışma alanımızın da konusunu oluşturan sanatın ve tasarımın birçok alanında imaj ve gösterge paylaşımlarına imkan veren portfolyo paylaşım siteleri ve  “Behance.net” portfolyo/tasarım paylaşım sitesidir.