Nelson Mandela’nın Öyküsü

Nelson Mandela

Nelson Mendala‘nın yaşam öyküsü Güney Afrika’nın ırkçı yapılanmadan kurtulmasının ve bir özgürlük hareketinin de ifadesidir.

“Ben beyazların tahakkümüne karşı savaştım, siyahların tahakkümüne karşı savaştım, demokratik ve özgür toplum fikrini öğütledim, bunun için ve bunu başarmak için yaşadım; bunun için ölmeye de hazırım.”

11 Şubat 1990 Nelson Mandela

Açık kahverengi takım elbise giyen adam, eşinin elini sıkı sıkıya kavramıştı. Kendisini bekleyen coşkulu kalabalığa gülümsedi. Mütevazı bir yüz ifadesiyle yumruğunu havaya kaldırdı. Bu yumruk için 27 yıl beklemişti…
Güney Afrika’daki ırk ayrımcılığını bitirme hedefiyle ortaya çıkan hareketin lideri olan Nelson Mandela, 27 yıl önce girdiği hapisten 11 Şubat 1990’da çıktığında, Afrika’nın güneyindeki tarih de yeniden yazılmaya başlıyordu. 1944’te henüz genç bir avukatken siyah hakları savunucusu Afrika Ulusal Kongresi’ne katılan Mandela kısa zamanda sivrilmişti. 1950’lerde önemli bir figür olarak sıyrıldığı partide, Gandhi’den ilham alarak, ırk ayrımcılığına ve beyazların üstünlüğüne dayanan sisteme şiddet içermeyen yollarla başkaldırılması gerektiğini savunmaya başladı. Lakin ırkçı beyaz yönetim, böylesi naif gösterilere bile pabuç bırakmaya niyetli değildi. Siyah göstericilerin bir olayda katledilmesi üzerine Mandela ve arkadaşları kongrenin silahlı kolunu kurdular.

Gökyüzünün rengini dahi unutacak kadar uzun bir süre hücrede kalmış ama asla pes etmemişti. Yıllar sonra özgür bir adam olarak ilk adımlarını attığında, gururla yumruğunu havaya kaldırmış ve “İşimiz daha yeni başlıyor” demişti…

“Sadece beyazları temsil eden ve onlardan oluşan parlamentonun kararlarına uymak zorunda değiliz” diyorlardı. Artık faşist ırkçı ve beyaz azınlık idaresine karşı gerilla mücadelesi vereceklerdi. Yakayı ele vermeleri uzun sürmedi. Irkçı rejim, bir dizi uyduruk suçlamayla Mandela ve arkadaşlarını 1964’te ömür boyu hapse mahkûm etti.

Mandela 27 yıllık mahkûmiyet hayatının 18 yılını Robben Adası’ndaki berbat bir hapishanenin berbat bir hücresinde geçirdi. Yatak bile verilmemişti bu idealist adama. Ağır işlerde çalışıyor ve altı ayda bir sadece bir mektup yazmasına ve almasına izin veriliyordu. Ve yine yılda bir kez bir ziyaretçiyle sadece 30 dakika görüşmesine izin veriliyordu. Normal şartlar altında insanın kolaylıkla delirebileceği bir ortamda, iradesini arkadaş edinen bu insan hakları savunucusu adam direndi. Hatta öyle bir direndi ki, bir şekilde direniş hareketini hücresinden yürütmeyi bile başardı. Nihayetinde pes eden idare, hem Robben Adası’ndaki koşulları iyileştirmek hem de Mandela’yı ev hapsine nakletmek zorunda kaldı.
Güney Afrika Devlet Başkanı olan de Klerk 1989’da ırkçı rejimin son durağa geldiğini fark ederek sistemin vidalarını gevşetmeye koyuldu. Bunda uluslararası toplumun ülkesine uyguladığı yaptırımların ve tabiri caizse Güney Afrika rejimine lanetli muamelesi yapmasının da payı büyüktü. De Klerk kongrenin yasağını kaldırdı, idamları askıya aldı ve 1990 Şubatı’nda Mandela’nın serbest bırakılması emrini verdi. 11 Şubat 1990’da, uzun bir aradan sonra ilk kez özgür bir insan olarak yürüyen bu çilekeş ama bir o kadar da büyük insan hakları savunucusu, kendisini karşılayanlara itidal tavsiye ediyor ve intikam peşinde olmadığını haykırıyordu. Mesajı gayet netti: “Şimdi mücadeleyi tüm cephelerde yoğunlaştırma zamanı. Şimdi gevşemek, gelecek nesillerin asla affetmeyeceği bir hata olacaktır.”

Mandela hapisten çıkar çıkmaz Afrika Ulusal Kongresi’nin başına geçerek azınlık iktidarıyla, ayrımcı rejimin sona erdirilmesi için görüşmelere başladı. Amaç çok kültürlü bir rejimin kurulmasıydı. Kuruldu da. 1993’te Mandela ve Klerk, Nobel Barış Ödülü’nü paylaştı. Bundan bir yıl sonra Afrika Ulusal Kongresi ülkedeki ilk serbest seçimleri kazandı ve Mandela devlet başkanı seçildi. Dünya üzerindeki son ırkçı rejim de tarihe karışıp gitti.

Akılda Kalanlar

– Güney Afrika’daki ırkçı rejimi tarif etmek için kullanılan “apartheid” kelimesi, Hollanda dilinde “ayrımcılık” manasına geliyor. Güney Afrika’daki ırkçı rejimin köklerini, ülkeyi uzun zaman yöneten Hollandalılar atmıştı.
– Irkçılıktan vazgeçmediği için Güney Afrika Cumhuriyeti 1961’de İngiliz Uluslar Topluluğu’ndan çıkartıldı. Birleşmiş Milletler’in çağrısı üzerine Güney Afrika’nın ekonomisini çökerten ve yaptırımlar şeklinde somutlaşan dış baskılar, rejimi pes ettiği noktaya kadar rahat bırakmadı.
– Beyaz azınlığın hâkimiyetine dayalı utanç rejimi, 1948’den 1994’e kadar devam etti.
– 1950 tarihinde çıkarılan ve Güney Afrika vatandaşlarını Bantu (bütün zenciler), Renkliler (melezler) ve Beyazlar şeklinde üçe ayıran Nüfus Kayıt Yasası 1991’de kaldırıldı.
– Güney Afrika’daki ilk siyahi avukat olan Mandela, hapisten çıktıktan sonra Türkiye’nin kendisine vermek istediği Atatürk Barış Ödülü’nü almayı reddetti. Gerekçe olarak Türkiye’deki yoğun insan hakları ihlallerini göstermişti.

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir