Nesnelerin Interneti

Nesnelerin Interneti

Nesnelerin interneti kavramı, ilk kez Procter Gamble şirketine RFID teknolojisinin faydalarına dayalı sunum yapan Kevin Ashton tarafından kullanılmıştır. Nesnelerin interneti; farklı protokoller sayesinde nesnelerin birbirleri ile bağlanarak haberleşmesi ve paylaşılan bilgilerle akıllı bir ağ oluşturmuş cihazlar sistemidir. Buradaki temel üç prensip bulunmaktadır. Bağlantılı olan her nesnenin her zaman, her yerden kontrol edilebilir olması zorunludur. Burada her şeyi kontrol edebilen görebilen bir makineden söz edebiliriz. Ana makineyle başlayan süreç, bilgisayarlarla, sonrasında akıllı mobil cihazlar ve akıllı nesnelerle devam eder. Nesnelerin internetinde, RFID (radio frequency identification) teknolojisi kullanılmaktadır. Nesnenin etiketlenmesiyle birlikte başlayan üretim süreci tüketimi de kapsayacak şekilde tüm kronolojik bilgileri veri tabanına aktarmaktadır. Nesnelerin interneti olgusuyla akıllı nesneler de (düşünen, hisseden, konuşan) gelişecektir. 2014 yılının sonlarında 25 milyar nesnenin birbiriyle bağlı olduğu tahmin edilmektedir. 2020 yılında ise 50 milyar nesnenin birbiriyle bağlı olacağı öngörülmektedir.

Günümüzde en önemli güç bilgidir. Sanayi toplumunda ekonomi nasıl sanayiye bağlıysa, bilişim toplumunda da ekonomi bilgiye dayalıdır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan bilgi patlaması ve buna paralel olarak artan yayın sayısı, toplumlarda bilgiye olan bağımlılığın artması, bilgisayar ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim bilişim toplumunu ortaya çıkarmaktadır. Bilişim toplumu birbirine yakın başlıklarda da kullanılmaktadır. Bunlar; bilgi toplumu, enformasyon toplumu, teknoloji toplumu, ağ toplumu v.b. kavramlar ele alınarak irdelenmektedir. Erol Mutlu İletişim Sözlüğü adlı kitabında enformasyon toplumunu “Bilginin en değerli kaynak, üretim aracı, aynı zamanda da temel ürün olduğu, öyle ki işgücünün çoğunluğunun enformasyon endüstrisinin isçilerinden oluştuğu ve enformasyonun diğer göstergelere göre ekonomik ve toplumsal olarak da baskın olacağı bir toplum” olarak tanımlamaktadır.

Bilgi kaynağıyla dönüşen ekonomiler, eğitimden siyasete, siyasetten eğlenceye birçok alanda yenileşme içine girmektedir. Sanayi toplumu olarak adlandırılan ikinci dalganın yerini bilginin alacağını vurgulayan Alvin Tofler The Third Wave [Üçüncü Dalga] adlı yapıtında bilgiyi merkez noktaya yerleştirerek gücün kaynağı olduğunu vurgulamaktadır. Sanayi toplumu, sessiz ve derinden gizli bir düzenin varlığından habersiz yaşarken, dünyanın işleyişini değiştirecek bir araç olarak bilgi, kendi otoyololarını, altyapılarını oluşturarak yaşamın içine sızmaktadır. Standartlaştırılmış ve büyük miktarlarda üretilen mal gibi bilgi de standart bir biçime sokularak birkaç imaj ya da görsel fabrikasından çıkarak milyonlarca tüketiciye dağıtılmaktadır. Ekonominin yeni biriminin yeni teknolojiler ve bilgisayarlar olacağını vurgulayan Tofler, bilgisayar çevresinde kümelenmiş bir sürü insan olacağını da belirtmiştir.

Bilişim toplumu, bilginin insan, örgüt ve toplum yaşamında temel güç ve ana sermaye hâlini aldığı, bilgi üretiminde çalışanların çoğaldığı, yaşam boyu öğrenme alışkanlığının yerleştiği, öğrenen birey, öğrenen örgüt ve öğrenen toplum bağının kurulduğu toplumsal yaşam biçimini anlatmaktadır. Öğrenen birey bilgi insanını, bu bireylerin çalıştıkları örgütler öğrenen örgütü, öğrenen toplum bilişim toplumunu oluşturmaktadır. Dilmen bilişim toplumunu toplulukta her türlü bilgiyi üreten, bilgi ağlarına bağlanan, hazır bilgilere erişen, erişilmiş bilgileri kolaylıkla yayabilen ve bilgileri her sektörde kullanan toplum olarak tanımlamaktadır. Yaşadığımız çağın simgesi olan bilgiye erişmek, erişilmiş bilgileri kullanmak, yaymak ve bunlardan teknoloji üretmek amacıyla ortamlar oluşturulmuştur. Bu yeni ortam karşımıza üçüncü devrim olarak kabul edilen “internet” olarak çıkmaktadır.

Nesnelerin Interneti için yaşama dair şu örnekleri verebiliriz:

Doorbot: Evininizin kapısını siz evde yokken de açabildiğiniz bir dünya istemez miydiniz? Doorbot tam da bunu yapıyor. Akıllı telefonunuzla ev diafonunun iletişimi ile geliştirilen Doorbot nesnelerin internetinin bilinen örneklerindendir. 1 milyon $ yatırım yapılan girişimin temel çalışma prensibi kablosuz internet üzerinden iletişim kurması üzerine kuruludur.

PowerUp: Bluetooth üzerinden akıllı telefon ile bağlantı kuran PowerUp ile yaptığınız kâğıt uçaklarınızı çok kolay bir şekilde uçurabiliyorsunuz. Kickstarter’da 50.000 $ toplama hedefi olan girişim şu ana kadar 900.000 $’a yakın bir fon toplamış durumda.

iKettle: Sabah uyandığınızda mutfağa gidip, su ısıtıcısının düğmesine basmadan akıllı telefonunuzdan kontrol edebileceğiniz bir su ısıtıcınız olsun istemez miydiniz? iKettle ile suyunuzun sıcaklığını uzaktan da ayarlayabiliyorsunuz. Nesnelerin interneti bu gibi ufak dokunuşlarla hayatımızı her şekilde kolaylaştırıyor.

Nest: Dünyada “nesnelerin interneti” denilince akla gelen ilk girişimlerden olan Nest akıllı ev sistemleri üzerine çalışmaktadır. 2013 başında 80 milyon $ yatırım yapılan girişim, daha öncesinde de akıllı termostatı duyurmuştu. İkinci olarak da duman dedektörünü duyurdu. Akıllı telefon ile iletişim hâlinde çalışan duman dedektörü telefon üzerinden acil durumlarda uyarı veriyor.

Birdi: Geçtiğimiz günlerde de Nest’in aynı alanda bir rakibi, IndieGogo’da kampanya başlattı. Hava kirliliği, nem ve sıcaklığı da ölçen Birdi şu anda 50.000$’lık hedefinin yarısına ulaşmış durumda.

Revolv: Amerika merkezli girişim olan Revolv akıllı ev sistemleri üzerine geliştirilmiş en güzel nesnelerin interneti örneklerindendir. Evinizdeki müzik sistemi, akıllı ampüller, elektrik prizleri gibi akıllı cihazları Revolv ile yönetebiliyorsunuz. Daha fazla cihazı desteklemesi ise çok zaman almayacak gibi görünüyor.

SmartThings: Nest gibi adını çokça duyduğumuz SmartThings yine Kickstarter projelerinden biridir. 250 bin $ toplamayı hedeflerken 1,2 milyon $ toplayarak hedef rekorunu çokça aşmış olan SmartThings, dünyanınızı daha akıllı hâle getirmek için çalışıyor. SmartThings akıllı telefonunuzla evinizdeki sistemleri kontrol edebilmenizi sağlıyor.

Pebble: Nesnelerin internetinin ilk örneklerinden olan Pebble, Kickstarter’da başlattığı kampanyada 10 milyon $ toplayarak çok büyük bir başarı yakaladı. Hatta Pebble’ın yaratıcısı Eric Migicovsky’i 2012 yılında Webrazzi Summit’te dinlemiştik. Akıllı telefonunuz ile iletişim hâlinde olan akıllı saat Pebble en son Mercedes-Benz ile anlaşarak olayı bir adım ileri götürüp araç bilgilerini kontrol edebilmeyi sağlayacak.

Günümüzde yaklaşık 7 milyar nüfuslu dünyamızda 25 milyar bağlantılı nesne bulunuyor. 4 bağlantılı nesne bir birey tarafından kullanılıyor. 2020 yılında ise bu durum yerini yaklaşık 7 bağlantılı nesneye bırakacak. Nesnelerin internetiyle birlikte dünya, Castells’in belirttiği “ağ toplumu” oluşumunu bire bir yaşamaktadır. Yukarıda belirttiğimiz her bir uygulama ya da teknoloji tek bir makineye bağlanmakta ve görülebilmektedir. Ekonominin temelini oluşturan bilgiyle birlikte makine daha da önem kazanmıştır. Bu bağlamda bilişim sektörünün devlerinden IBM, nesnelerin interneti pazarına yönelik en büyük yatırımı yaptı. Bu konuyla ilgili iş birimi kurmayı planlayan IBM, 4 yıl için 3 milyar dolar kaynak ayırdığını belirtmiştir. IBM dışında Cisco ve Apple firmaları da bu alanda yatırımlarına hızla devam etmektedir. 623 milyar dolar değeri olan nesnelerin interneti, geleceğin ekonomik belirleyici kaynağı olacaktır.

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir