Oksijen Ozon Tedavisi ve Kanser

Oksijen Ozon Tedavisi ve Kanser

Oksijen ve ozon tedavisinin kanser üzerindeki etkileri ve önemli uyarılar hakkında.

Hastaların en azından kanser tedavisi altındayken oksijen tedavisi almamaları gereklidir. Oksijen tedavisinin en sık yapılan çeşitleri ozon tedavisi ve hidrojen peroksit tedavisidir.

Ozon tedavisi; kanser, astım, amfizem, AIDS, artrit, kalp-damar hastalığı ve Alzheimer hastalığı gibi birçok hastalığın tedavisinde etkili olduğu ileri sürülen bir alternatif tedavi yöntemidir. Bu görüşü savunanlara göre kansere neden olan mikroorganizmalar ve kanser hücreleri düşük oksijenli ortamları sevmekte; vücuda oksijen eklendiğinde kanser hücreleri yaşamını sürdürememektedir. Oksijen veya ozon tedavisinin vücudun hücrelerinin etkinliğini artırdığı ve kanser hücrelerini öldürdüğü, enerji üretimini artırdığı, bağışıklık sistemini uyardığı ve antioksidan üretimini artırdığı ileri sürülmüştür. Bu bulgulardan bazıları doğru, bazıları yanlıştır.

Ozon gazı deri yüzeyine, kas içine, makata veya hastadan alınan kanın işlem sonrası hastaya geri verilmesi ile uygulanmaktadır. Oksijen tedavisinin bir diğer yöntemi de hidrojen peroksitin ağızdan, makattan, kas içine veya damar içine uygulanması ile yapılmaktadır.

Kanserin birçok nedeni olduğu, tek bir faktöre bağlı olmadığı günümüzde iyi bilinmektedir. Oksijen oranı düşük çevrede kanserin daha iyi geliştiği gibi bir görüş doğruyu yansıtmamaktadır. Günümüzde kanserin en çok görüldüğü organ akciğerdir ki; akciğerler vücudun oksijenden en zengin organıdır. Kıkırdak ise damardan ve dolayısı ile oksijenden en fakir dokulardan birisidir; böyle olmasına rağmen kanserin en nadir olduğu bölgeler arasında gelmektedir. Demek ki kanserin gelişiminde farklı mekanizmalar rol oynamaktadır.

Dominik Cumhuriyeti’nden bir araştırmacı ozon tedavisi ile 13 kanserli hastayı başarılı bir şekilde tedavi ettiğini ileri sürmesi nedeni ile konu araştırılmıştır. Araştırmada 2 hastanın kanser nedeni ile öldüğü, üç hastanın bulunamadığı, iki hastanın araştırmacı tarafından geri çekildiği, üç hastanın sağ olmasına rağmen kanserlerinin devam ettiği, üç hastada ise kanser tanısının kesin olmadığı saptanmıştır. Bu tablo sadece alternatif tedavi yöntemi uygulayarak kesin başarı elde ettiğini söyleyenler araştırıldığında ortaya çıkan fiyaskoyu özetlemektedir. Ozon tedavisinin gerçek anlamda yararlı olabileceği sahalar bulunmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalar ozon tedavisinin cilt hastalıkları (yaşlanma), yara iyileşmesi, yaşa bağlı maküler hasarlanma, otoimmun hastalıklar (lupus, romatoid artrit), süreğen mikrobik hastalıklar, kanser tedavisi bittikten sonra yorgunluk yakınmasının azaltılmasında, çevresel arter tıkanıklığı hastalığı, kalp damarı tıkanıklığı, organ iskemisi ve kolesterol embolisinde yararlı olabileceğini düşündürmektedir.

Ozon tedavisi, bizim ‘invaziv’ olarak isimlendirdiğimiz girişimsel tedavi yöntemlerinden biri olup ölümlere neden olabilmektedir. Fakat günümüzde Ozon tedavisinde yeni kullanıma giren cihazların ozon gazı düzeylerini doğru ayarlamaları, uygun sterilizasyon şartlarını sağlamaları ve teknik üstünlükleri bu tür yan etkilerin görülme riskini neredeyse sıfıra indirmiştir.

Sonuç olarak ozon tedavisi bazı sağlık sorunlarında yararlı olabilmekte ve Avrupa ile ABD’de sağlık kliniklerinin çoğunda yasal olarak uygulanabilmektedir.

Ozon veya oksijen tedavisi yapılacak olan kanser hastalarının, daha önceden bleomisin gibi akciğer fibrozisi yapıcı etkisi olan ilaçları almamış olmalarına dikkat edilmelidir. Çünkü bleomisin alan hastalarda yıllar sonra bile ozon veya oksijen tedavisi uygulanırsa ölümcül olabilecek akciğer fibrozisi geliştiği bildirilmiştir.

Hidrojen peroksit tedavisi toplardamar içi uygulama, kalınbağırsaklara uygulama, ağız yolu ile alma ve bölgesel uygulama şeklinde yapılmaktadır. Ağız yolu ile hidrojen peroksit alınması ile veya lavman yapılması ile öldürücü gaz embolileri, bağırsak iltihabına bağlı şiddetli enfeksiyon ve kangren gelişimine neden olabilirken, hidrojen peroksit’in damar içi uygulamasına bağlı akut hemolitik kriz olarak isimlendirilen alyuvarların yıkımına ve ölüme neden olabildiği bildirilmiştir.

Ayrıca ozon tedavisi esnasında hepatit C ve AIDS gibi kan ürünleri ile geçen viral hastalıkların bulaşma riskinin olduğu unutulmamalıdır.

Günümüzde Amerikan Kanser Cemiyeti kanser hastalarına oksijen tedavisi almamaları konusunda tavsiyede bulunmaktadır. Ülkemizde de giderek sayıları artan şekilde ozon tedavi kliniklerinin kurulması ve bu kliniklerin özellikle kanser hastalarını hedef kitlelerden birisi olarak belirlemesi nedeni ile hastaların en azından kanser tedavisi altındayken oksijen tedavisi almamaları gereklidir.

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir