Çağan Irmak ve Sosyal Medya

Türk sinemasının genç kuşak yönetmenlerinden Çağan Irmak, daha önce yönettiği ve geniş kitlelere ulaşan “Babam ve Oğlum” (2005) ve “Issız Adam” (2008) gibi filmlerle kendine has bir sinema dilini oluşturarak takip edilen bir yönetmen haline gelmiştir. Çağan Irmak ve filmi hakkındaki yorumlarda geçmişte yönettiği filmlere gönderme yapılması bu savı desteklemektedir.

Diğer sosyal ağların takibinde rastlandığı üzere, aynı yorumların, bazen de filmle alakasız yorumların defalarca yer almasından dolayı, 5-30 Kasım arasında Facebook’ta yönetmene değin yapılan birbirinden farklı bazı yorumlara aşağıda yer verilmiştir (yorumlarda yazım düzeltmesi yapılmamıştır):

  • Çağan Irmak var dediler geldik
  • İzlemenizi tavsiye ederim başarılı
  • Ben kendi adıma hiç beğenmedim.
  • Benim Kuşağım bu filmi izlemeli, Çağan bu işi biliyor.
  • Çağan Irmak Türk sinemasının NBC’dan sonra en iyi hikaye anlatıcısı.
  • İzlediğim ender filmlerden biri. Güzel değil çok güzeldi
  • itiraf ediyorum ya neden şu türk filmleri adıyaman sinemasına geç geliyor anlamıyorum bir türlü deliha dün vizyona girdi deliha yı izlemek için gittim gelmemiş henüz onun yerine bugün unutursam fısıldaya gittim çağan ırmak ellerine sağlık döktürmüşsün yine filmi izlerken şiir yazmakta başka oluyor…
  • Arkadaşlar hangisine gittiniz? Olur olur.. Unutursam fısılda..Deliha… Yorumları bekliyorum.

Facebook’ta yönetmene ve filme dair yapılan yorumlar, filmin genel olarak beğenildiğini gösterirken Adıyaman’dan gelen yorum sayesinde Türkiye’deki film dağıtımı hakkında da bilgi sahibi olunmaktadır. Ayrıca belli bir kuşağın Çağan Irmak’ı takip ettiği ve yönetmenin film seçimlerinde aranır ve tercih edilir bir kişi hâline geldiği anlaşılmaktadır.

Twitter’da Çağan Irmak’a dair bazı tweet (yorum) ve retweet (R’)’ler aşağıdaki gibidir (yorumlarda yazım düzeltmesi yapılmamıştır):

  • Çağan Irmak sineması Yeşilçam sinemasının ruhunu yansıtan duygu yoğunluklu bir sinemadır
  • Çağan Irmak sinemada müziği en iyi kullanan yönetmenlerden biri.
  • Hümeyra döktürmüş, Farah Zeynep parlamış, Çağan Irmak yapmış olmuş.
  • Ben Çağan ırmak’la sinemada Babam ve Oğlum’la tanıştım: Filmi izlemeye yaklaşık 30 kişi gitmiştik..
  • Bir yönetmenin ismini filmlerinden çok biliyorsanız bu sinematografik başarısıyla ters orantılıdır.
  • Çağan ırmak / Unutursam Fısılda furyası bittikten sonra Christopher Nolan / Interstellar’a da bakmanızı öneririm..
  • Çağan Irmak sinemamızın en iyi filmlerinden birini yapmış
  • Unutursam Fısılda sanki tüm Çağan Irmak filmleri gibi. Yeni bir şey yok…
  • Sineması olmayan illerden Iğdır’da yıllar sonra bugün sinema açıldı.İlk film Çağan Irmak’tan Unutursam Fısılda oldu.
  • Çağan ırmak filmlerinden müziği çıkar geriye bi şey kalmaz.
  • Unutursam fisilda filmin yarisindayim ve film bence konu olarak,cast olarak,cekim kalitesi olarak cok iyi bir film tam bir Çağan Irmak filmi
  • Ayrıca Çağan Irmak,filmlerinde bol bol gizli odaları ve kapalı kapıları kullanıyor.Bunu da bu filmde görmüş oldu’k’.
  • Çağan Irmak sayesinde hâlâ sinemaya gitme istegim var, o adamin filmeri iyi ki var
  • Çağan Irmak’ın bugüne kadar çektiği en yüksek bütçeli film, 50’den fazla mekân, 70›li yılların büyülü havasında…
  • Elitislerin eleştirilerine rağmen, Çağan Irmak›ın filmlerindeki aynı çizgiden sıkılmış değilim. Duyguyu ajite etmeden geçiren bir yönetmen.
  • Çağan Irmak’ın Türk sinemasına çok sey kattığı bir gerçek. İyi senaryo, 70›li yılların müzikleri ve kıyafetleri ayrı bir hoş olmuş.
  • Çağan ırmak sever; aile de hasta bir birey, Ege şivesi, nostaljik şarkılar ve bir nostaljik şarkılar ve bir aşk hikayesi.
  • Efsane kadro, efsane bir konu! Bir Çağan ırmak efsanesi daha. Unutursam Fısılda!

Twitter’da yönetmene değin yorumlardan Iğdır’da yıllar sonra açılan bir sinema salonu haberinin yanı sıra seyircisinin bilinçli, bilgili ve sinema terimlerine hakim bir kitle olduğu öne sürülebilir. Filmin senaryosuna, oyuncu kadrosuna ve sanat yönetimine dair yorumlar bu savımızı güçlendirmektedir.

Çağan Irmak’ın sinema çizgisinden ve çoğu filminin senaryosunu kendisinin yazmasından yola çıkılarak, onu “auteur” yönetmen olarak nitelendirebiliriz. Nezih Erdoğan, “Seyirci ve Sinema” adlı kitabında auteur kuramına değinirken, auteur’le seyirci ilişkisini de ele almaktadır. Erdoğan’a göre, auteur kuramı uyarınca yapılan çözümlemeler, filmlerde bir yaratıcının izini sürmeyi amaçlar ve yalnızca yönetmenin kendisine ait bir “ses” aranır ve o sesi diğerlerinden ayıran özellikler incelenir. Yazara göre, bir filmin hem tasarım hem yapım aşamalarında yönetmen ve yapımcıların zihninde kurmaca bir seyirci varsa aynı şekilde seyircinin de anlamlama sürecinde, zihninde kurmaca bir kaynak vardır. Bu bağlamda seyirci yani sinemanın asıl hedef kitlesi, auteur’ün önceden izlediği filmlerinden edindiği birikimle, alımlama sırasında süreklilik ve tutarlılık taşıyan (örneğin biçimsel, izleksel) özellikleri kullanır. Erdoğan ayrıca, tür ve yıldız örneklerinde de görüldüğü gibi, “auteur” ekseninin de, seyircinin zihnindeki bu kurmaca kişilik yoluyla beklenti ve varsayımlarının biçimlenip, yönlenmesine ön ayak olduğunu belirtmektedir.  Bu bağlamda Nezih Erdoğan’ın, seyircinin, auteur’e ait süreklilik ve tutarlılık konusundaki reflekslerine dair görüşleriyle, Twitter’da Çağan Irmak’a ait yorumlardaki ifadeler birbiriyle örtüşmektedir.

Günümüzde Çağan Irmak sosyal medya araçlarının gücüyle entellektüel bir kitlenin ifade araçlarından, argümanlarından biri haline gelmiştir. Olsa da izlesek…

2016 Temel Seo İpuçları

Google ne kadar güncelleme yaparsa yapsın Seo açısından önem arz eden bazı şeylerin değişmediğini biliyoruz. Bu yazımda temel düzeyde değişmeyenlere değinecek; özellikle yeni başlangıç yapacaklar için hızlı indexlenme, indexlendikten sonra daha üst sıralardan giriş yapma, bazı alanlarda yazılım seçimi gibi ipuçlarına yer vereceğim.

SEO için İyi Bir Başlangıç: Alan Adı

Seo alan adının tesciliyle başlar. İfadesi günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bu bölümde, artık alan adı tescilinden önce linkleme/duyurma/marka oluşturma çalışmaları yapıldığına tanık olsak bile (genellikle siyah şapka uygulamalarında), kalite yönergelerine ve insanoğlunun sırasal ve nedensel düşünme içgüdüsüne uygun olarak standart bir yol izleyeceğiz. Bu bağlamda alan adınızın belirlenmesi marka bir site mi niche bir site mi oluşturacağınızla ilgili. Eğer marka site açma hedefi güdüyorsanız alan adınızı oldukça kısa tutmakta yarar var. 5-8 harfli, dile göre okunuşu uygun, akılda kalması olası bir alan adı belirlemeniz doğru olacaktır. Eğer niche çalışması yapacaksanız alan adınızın niche söz grubunuzla örtüşmesi gerekir. Niche alan adlarında, “Bebek yelekleri” için bebekyelekleri.com veya bebek-yelekleri.com gibi bir tercihte bulunabilirsiniz. Açacağınız site ister bir marka ister bir niche olsun önceliği .com uzantısına vermek mantıklı olacaktır. Ancak com.tr, gen.tr, .co, .net uzantılarının da başarıyı yakalayabileceğini biliyoruz.

Registrar seçimi alan adları için Seo açısından küçük bir miktar etkili. Google ile işbirliği içerisinde bulunan, örneğin Adwords kuponu dağıtan bir Registrar, Çin merkezli ve kendi yağında kavrulan bir registrardan güvenilirlik ve işbirliği açısından azıcık önde olabilir. Bu durum çok önemli olmasa da eğer mükemmelliyetçi bir yapıdaysanız dikkate almanız gereken bir noktadır.

Alan adının kayıt süresi, alan adı için seo açısından en önemli unsurdur. 1 yıllık kayıttan sonra her yıl yenileyeceğiniz bir alan adı yerine, alan adınızı en az 5 yıllığına kaydedin. En azından insan diliyle Google’a, “benim işim uzun, spam amaçlı, gelip geçici bir site açmıyorum.” mesajı vermiş olursunuz. Alan adınız için Seo’nun, kayıt süresiyle birebir ilişkili olduğunu unutmayın.

Gizli veya açık Whois bilgileri konusu halen tartışılan bir konu. Alan adının kayıt bilgilerini gizlemek Seo için absürd bir durum değil. Çünkü özellikle e-mail spamı yapanlar whois bilgilerinden eriştikleri e-mail adreslerinize istenmeyen, zararlı iletiler gönderebiliyorlar. Google, Whois bilginiz gizli diye sizi bir alt sıraya yerleştirmeyecektir.

Özel DNS oluşturmak, özellikle de bir sunucu ip adresine sahipseniz faydalı olabilir.

Yukarıdaki dört adımı tavsiye edildiği biçimde gerçekleştirirseniz, doğru bir başlangıç yapmışsınız demektir.

Seo İçin Hosting Seçimi

Seo için hosting seçiminde söylenebilecek iki temel unsur hız ve sürekliliktir. Sunucu yanıt süresi düşük olan bir sunucu eğer sürekliliği de varsa (uptime oranı yüksekse) sitenizi birkaç sıra yukarıya taşıyabilir. Bu anlamda doğru yapılandırılmış Linux sunucuların Windows’a göre daha başarılı olduğunu söyleyebilirim. Sunucu lokasyonu seçerken – siteniz Türkçeyse –  Türkiye ve Amerika’ya yakın lokasyonlar tercih etmeniz doğru olacaktır. Başka bir ifadeyle Avrupa’dan bir hosting edinmeniz mantıklıdır. Bulut sunucularla ziyaretçiye en yakın lokasyondan yayın yapma seçiminde de bulunabilirsiniz. Ancak bulut ağları halen, özellikle yazılımsal anlamda bazı sorunlara sahip.

Eğer ciddi bir projeye başlayacaksanız paylaşımlı bir hosting yerine, başarılı bir verimerkezinden kiraladığınız Vps veya dedicated sunucuyla yola çıkmanız çok daha mantıklı olur. Günümüzde aylık 20$ gibi bedellerle sunucu sahibi olabiliyorsunuz. Tabi sunucu sahibi olmak kurulumlar, ayarlar gibi ek işleri de beraberinde getirecektir. Bu konuda Beybut’tan profesyonel destek alabileceğinizi unutmayın.

2016’da da Seo’nun iki temel başlangıç unsuru alan adı ve hostingdir. 2017’de de bu böyle olacak.

Seo İçin Web Yazılımı Seçimi

İç Seo’nun yaşam bulacağı üçüncü alan yazılım seçimidir. Sitenizin içeriğine uygun, planlarınızı rahatça gerçekleştirebileceğiniz, az kodla çok iş yapan bir web yazılımı seçmek siteniz için yaşamsal önemdedir. Bu bağlamda yakın zamanda deneyimlediğim iki yazılımdan bahsetmek istiyorum.

WordPress: Popüler, esnek, ücretsiz, hemen her konuya yatkın bir bloglama aracıdır. Eklentileriyle ve tema desteğiyle devasa bir kitleye sahiptir. Doğru tema seçimi ve Seo eklentileri ile kolayca sıralama alabilirsiniz.

Xenforo: Forum açmayı düşünenler için 2016’daki en iyi seçim olduğunu söyleyebilirim. Mikro data kullanımı harika. Görseller açısından alt. metin gibi sıkıntıları saymazsak etkileşimli web sitelerinin gözde web yazılımı olabilir.

İç Seo’da Önemli Noktalar

Hangi yazılımı kullanacak olursanız olun aşağıdaki bilindik maddelere mutlaka dikkat edin.

  • Urlleri anlamlandırın veya kısa urller kullanın. “Ateş yiyen Dilaver Paşa” konusu için “ates-yiyen-dilaver-pasa/” veya “k5” gibi bir url yapısı kullanın.
  • Site başlığında (Title) konu başlığınızı kullanın.
  • Description’ı eğer doğru kullanabilecekseniz tercih edin. Aksi halde description metası kullanmayın.
  • Temanızın temiz (clean) kodlanmış ve responsive (mobil aygıtlarla uyumlu) olmasına mutlaka dikkat edin. Site teması, Seo puanlamasında 10 üzerinden 1-3 puan gücündedir.
  • Hergün içerik ekleyin. Yeni algoritmada güncellik Seo sinyalleri açısından önemli. Güncellenmeyen, taze içerik girilmeyen siteler sıralamadan düşüyor. Google hangi akla hizmet etti bilmiyorum ama bu çok absürd bir durum.
  • Sosyal medyayla paslaşın. İçeriklerinizi Facebook, G+, Twitter gibi mecralarda paylaşın. İçeriğinize sosyal medya butonları (özellikle paylaş, tavsiye et butonları) ekleyin.
  • Yalnızca web yazılımınıza bağlı kalmayın. Örneğin subdomainler oluşturarak özgün içerikler ekleyin. Yazılım ve içerik çeşitliliği oluşturun.
  • İçeriklerinizde mutlaka bir görsel kullanın. Gerekliyse video ve birden çok görsel kullanmayı ihmal etmeyin.
  • Kopya ve spam içerikten uzak durun. Günümüzde bu tür siteler uzun süre ayakta kalamıyor.
  • Arama motorlarının webmaster araçları bölümünü kullanın. Site haritası oluşturarak buraya haritalarınızı ekleyin.
  • Çok kısa veya çok uzun yazmayın. Yazılarınızda gerekiyorsa teknik terimleri kullanın.

Hızlı İndex

2016’nın Şubat-Mart ayında en hızlı index alma aracı Google Submit Url görülüyor. Diğer yöntemler backlink kaliteniz, sosyal medya paylaşımlarınızla ve daha uzun bir süreçle ilişkili.  Yazınızın saniyeler içinde index alıp sıralamaya girmesi için yukarıdaki aracı kullanabilirsiniz.

Seo bir deniz. Yapılabilecek, anlatılacak çok fazla konu var. Başlangıç açısından günümüzün algısıyla temel Seo ipuçlarına değindim. Beybut’un Seo bölümünde hiç duymadığınız ve çok işlevsel içeriklerle de karşılaşacaksınız. Şimdilik esen kalın.

Mobil Fotoğrafçılık Nedir?

Mobil fotoğrafçılık, kullanıcıya kendi görsel hikayelerini yaratma ve başkalarıyla rahatça paylaşma olanağı veren güncel bir uğraş alanıdır. Mobil fotoğraf pratiği, her ne kadar fotoğrafı çekilen kişilerin kişisel hak ve özgürlükleriyle ilgili, özellikle de özel hayatın gizliliği hususunda tartışmalara yol açsa da kişilerin kendi özel hayatlarını belgeleme ve istediği gibi yansıtma olanağı sağlaması bakımından özgürleştirici ve olumlu bir gelişmedir. Mobil fotoğrafçılık, tıpkı dijital fotoğrafın ilk ortaya çıktığı dönemde olduğu gibi profesyonel fotoğrafçılar tarafından eleştirilmesine ve küçük görülmesine rağmen günümüzün en önemli görsel üretim cihazıdır. Dijital fotoğrafın yaygınlaşması ve pek çok amatör fotoğrafçı tarafından da kullanılır olması fotoğrafı özgürleştirdiği gibi, mobil fotoğrafçılık da her an paylaşıma olanak sağlaması ve kullanım kolaylığı gibi birçok sebepten ötürü fotoğrafın demokratikleşmesine katkıda bulunmuştur.

Dijital fotoğrafın yükselişi, fotoğrafın doğasını tümden değiştirmiş, statik ve katı hâlden akışkan bir hâle dönüştürmüştür. Bugün fotoğraf çekmek, bir duruma şahit olmayı belgelemenin ve bir nevi kanıt oluşturmanın ötesinde, o anı deneyimlemek ve paylaşmak üzerinedir. Bireysel deneyimlerin toplumsal tarihten daha fazla düşünülür ve öne çıkan bir olgu olması, bireylerin kendi tarihlerini oluşturma arzusuyla birleşmiş ve dijital fotoğraf bu arzuyu gerçekleştirmekte vazgeçilmez bir araca dönüşmüştür. Dijital fotoğrafçılığın analog fotoğrafın yerini alması, hem kolaylığı ve hızı hem de ulaşılabilir ve görece ucuz olması sebebiyle kaçınılmaz olmuştur. Anı yaşamayı ve biricik anı yakalayıp, anında paylaşmayı mümkün kılan mobil cihazların, görece daha büyük ve daha az fonksiyona sahip kompakt dijital fotoğraf makinelerinin yerini alması da öngörülebilir bir durumdur. Günlük hayatta cep telefonları haberleşmek için kullanılan zaruri bir aygıttır ve en az cüzdan kadar hayatidir. Bu küçük ekran tüm dünyayla bağlantı kurabildiğimiz, başımıza gelebilecek aksilik ve felaketlerden çıkış kapımız, sağ elimiz, sekreterimiz ve pek tabi nasıl ve nerede olduğumuzu, ne hissettiğimizi ve ne düşündüğümüzü sosyal medya sayesinde kayıt altına alıp, tüm dünya ile aynı anda paylaşabildiğimiz görsel günlüğümüzdür. Daha da önemlisi, arkasında bulunan küçük bir lens yardımıyla çekilen tüm bu görüntüler hala “yaşadığımızı” ve deneyimlediğimizi ispatladığımız bir “kendi kendini tatmin” aracıdır.

Mobil fotoğrafların kimi zaman kullanılan aracın doğası gereği (mobil telefonların her an her yerde fotoğraf paylaşımına olanak tanıması) kimi zaman da Instagram ve Hipstamatic gibi fotoğraf çekiminde beraberinde kullanılan aplikasyonların etkisiyle içerik ve estetik bakımından geleneksel fotoğraflardan bazı noktalarda ayrıştığı düşünülebilir. Bu yeni estetik arayışlar ve içerik farklılıklar geleneksel fotoğrafçılığın yapısını değiştirmekte ve fotoğraf kültürüne ve estetiğine yenilikler getirmektedir. Fotoğraf çekmek artık bir hobiden çok, gündelik hayatın parçası olmuştur. Her an imgelerle yaşanılan deneyimler sayesinde, sadece fotoğrafı çeken değil, fotoğrafa bakan ve inceleyen göz de sürekli değişim halindedir. Bununla beraber Instagram fotoğrafları da özünde fotoğrafın temelde taşıdığı nitelikleri taşımaktadır. Instagram’da paylaşılan mobil fotoğraflarda, fotoğraf tarihinde ve görsel sanatlarda uzun süredir devinimini sürdüren postmodernitenin yansımalarını görmek mümkündür. Her gün paylaşılan bu imgeler, fotoğraf sanatındaki yeni estetik arayışlarla da paralel bir değişim göstermektedir. Instagram kullanımını ilginç kılan, postmodern bireyin kişiliğinin oluşumuna ve hayat algısına dair ipuçları taşıması ve devamlı değişim halindeki toplumun ihtiyaçları ve arzuları konusunda verimli bir tartışma platformu yaratmasıdır.

Behance Nedir? Behance.net Ne İşe Yarar?

Behance, içeriğine istenilen sayıda proje yüklenilmesine imkan veren ücretsiz çevrimiçi bir dijital porftolyo paylaşım sitesidir. Behance aracılığıyla üretilen çalışmalar geri bildirim almak üzere geniş kitlelere etkili bir şekilde ulaşabilmektedir. Bu platform içerisinde kişi araması yapılarak alanlara ilişkin yaratıcı üretimler keşfedilebilmektedir. Platform, içeriğe yüklenen çalışmaları beğenenlerin, projelerin görüntülenme sayısının, yorumların ve portfolyoya ilişkin benzeri istatistiklerin takip edilmesine olanak sağlamaktadır. Behance uygulamasının ayrıca akıllı telefonlar için aplikasyonu da bulunmaktadır. Bu aplikasyon sayesinde portfolyo istenilen zamanda ve mekânda internet bağlantısı olmaksızın sergilenebilmektedir. Creative Cloud veya Photoshop’ta sürdürülen çalışmalar, Behance uygulamasında süren iş olarak paylaşılabilmektedir. Behance Sanal Topluluğu, dünya genelinde 1,4 milyonun üzerinde yaratıcı kullanıcıyı bir araya getirmektedir.

Creative Cloud masaüstü uygulamasıyla, yaratıcı çalışmaların tamamı masaüstü, web sitesi ve mobil cihazda senkronize edilerek düzenlenebilmektedir. Kullanıcı Behance ağı üzerinde çalışmasıyla bağlantısını sürdürebilir, görüş alabilir, yeni uygulama ve güncellemeleri yükleyip yönetebilir.

Yeni güncelleme, masaüstü, bulut ve mobil cihazlar arasında her türlü dosya ve özellik paylaşımına olanak sağlamaktadır. Tasarımcı fotoğraf çekebilir, hareket halindeyken fotoğraf üzerinde rötuş yapabilir, ardından bulut (Creative Cloud) üzerinden dosyaya erişerek Photoshop CC aracılığı ile fotoğraf üzerinde daha fazla düzeltme yapabilir. Tasarımcılar görüntülemek, yüklemek veya yorum paylaşımı için dosya gönderimi yapabilmektedir.

Behance’in en önemli özelliklerinden birisi de tasarımcıların, sanatçıların çalışmalarının oluşum süreçleri ve yaratıcıları hakkındaki birçok bilgi edinilebilmesidir. O nedenle Behance ortamında yer alan profesyonel işlerden ve isimlerden fikir ve ilham alınması oldukça yarar sağlayan bir durumdur.

Behance.net’e Git.

Behance’de En Popüler Tasarımları Görün.

Sosyal Medyanın Kısa Tarihi

Yaşamımızda önemli bir yer tutan sosyal medyanın kısa tarihinde bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Sosyal medyanın 10 yıllık macerasında neler olmuş hep birlikte inceleyelim.

2004 The Facebook

2004 yılından önce birkaç tane sosyal medya sitesi olmasına karşın, 2004’te the Facebook’un öne çıktığı görülmektedir. Fotoğraf, video ve müzik paylaşımına olanak sağlayan MySpace de aynı yıl tanıtılmış ve çok kısa sürede bir milyon kullanıcıya ulaşmıştır. Aynı yıl Digg, insanların internette bulduğu haberleri paylaşması amacıyla sosyal haber sitesi olarak kurulmuştur. Flickr ise imajlara ev sahipliği yapan bir site olarak tanıtılmıştır. LinkedIn de profesyoneller için kurulan bir sosyal ağ olarak bir önceki sene kurulmuştur.

2005 Youtube’un İlk Videosu

2005 yılına gelindiğinde the Facebook, Facebook olarak anılmaya başlanmıştır ve site, limitlerini kaldırarak bazı büyük şirketlerin çalışanlarına üyelik vermiştir. Aynı yıl Şubat ayında YouTube.com aktif hale getirilmiştir ve (Ben, hayvanat bahçesindeyken) 23 Nisan tarihinde ilk video olarak siteye yüklenmiştir. Yine aynı sene Reddit de kullanıcıların kayıt olarak içerik ve paylaşımda bulunabileceği bir sosyal medya ve haber sitesi olarak tanıtılmıştır.

2006 Twitter ve Myspace

2006 yılında ise 140 karakter limiti ile Twitter tanıtılmıştır. MySpace en çok ziyaret edilen site olmuştur. Ancak 13 yaş ve üstü herkesin geçerli bir e-posta adresi ile üye olabildiği Facebook kısa süre içinde zirveye oturmuştur.

2007 Tumblr ile Tanışmamız

2007’de Tumblr bir mikroblog sitesi olarak tanıtılmış ve iki hafta içinde 75.000 kullanıcıya ulaşmıştır.

2008 Facebook Krallığı

2008’de Facebook MySpace’i geçerek en çok ziyaret edilen site olmaya devam etmiştir. Site, sosyal medya başkanlık seçimlerinde önemli rol oynamıştır.

2009 Merhaba Pinterest ve Foursquare

2009 yılında Pinterest kurulmuş fakat 2010 yılına kadar resmi olarak tanıtılmamıştır. Facebook “Beğen” butonunu kullanmaya başlamış ve içeriğin değerine karar veren bir ölçütü devreye sokmuştur. Aynı yıl Foursquare, konum temelli bir sosyal ağ sitesi olarak kurulmuştur.

2010 Instagram ve Buzz

2010’da Instagram Pinterest ile birlikte ortaya çıkmıştır. Google, Gmail ile entegre çalışan bir sosyal ağ sitesi olan Buzz’ı tanıtmıştır. Foursquare ise tüm konumlardan check-in yapmayı mümkün kılan değişiklikler yapmıştır.

2011 Bye Buzz, Hoş Geldin Google+

2011’de Google+’a yoğunlaşılması için Buzz’dan vazgeçilmiş, Google+ yalnızca davet yoluyla tanıtılmıştır. Pinterest gördüğü ilgiyi daha da arttırmıştır. Sitenin trafiği 2011 yılında %429 artış göstermiştir. Google+ herkese açılmış, davet koşulu ortadan kaldırılmıştır. Snapchat ise belli bir süre limiti dahilinde görülmek üzere kullanıcıların arkadaşları ile fotoğraf ve video paylaşmasına olanak sağlayan bir site olarak tanıtılmıştır.

2012 Vine’ın Başlangıcı

2012’de Vine, video paylaşım servisi kurulmuş ve Twitter tarafından tanıtılmıştır. Facebook bir milyar kullanıcıya ulaşmıştır. Sulia belli konulara abone olmayı ve bağlanmayı sağlayan bir sosyal ağ olarak tanıtılmıştır. Thumb ise kitle kaynaklı fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayan bir sosyal medya ağı olarak ortaya çıkmıştır.

2013 Medium ve Kleek

2013 yılında Medium bir blog platformu olarak tanıtılmıştır. Kleek, Facebook içerisinde yakın arkadaşlarla özel bir ağ oluşturulması amaçlı bir sosyal ağ olarak ortaya çıkmıştır.

2014 Atmospheir ve Learnist

2014’te bir sosyal medya bağlantı yöneticisi olarak Atmospheir kurulmuştur. Learnist ise video, makale ve imaj ulaşımına yarayan, Pinterest’in çok içerik tipli versiyonu olarak ortaya çıkmıştır.

Küreselleşmenin de desteklemiş olduğu bu durum, kilometrelerce uzağından bilgi erişimi ve etkileşimi sağlayan ağ aracılığıyla zaman kavramını hızlandırmış, mekan algısını da ortadan kaldırmıştır. Yeni medyanın ve internet toplumunun sağlamış olduğu yenilikler ise toplumun, bilimin, sanatın, tasarımın daha pek çok alanın gelişimlerine paralel olarak yeni paylaşım ihtiyaçları doğurmuştur. Bu paylaşım ihtiyaçlarının dönüşümü yukarıda belirtildiği gibi, sosyal medya ağlarını ortaya çıkarmıştır. Bu ağlar birçok alanda ve disiplinde çeşitlilik göstererek gün geçtikçe daha da yaygınlaşmıştır.

Sosyal paylaşım siteleri yalnızca facebook, twitter, instagram gibi popüler ağlarla sınırlı değildir. Günümüz teknoloji çağına paralel olarak sosyal paylaşım sitelerinin türleri ve içerikleri hızla artmıştır. Örneğin, Flicker, Fotolog, Gravator, Panaramio, Foodspotting, Instagram, Dailybooth gibi fotoğraf paylaşım siteleri; Slideshare, Scribf, Tutorial9 gibi dosya paylaşım siteleri; Foursquare, TripIt gibi yer bildirim siteleri ve Behance, Pinterest, Deviantart, Designmoo, DesignFloat, Dribbble, Forrst gibi tasarım/portfolyo paylaşım siteleri yaygın ve tercih edilen sosyal medya ağları arasındadır. Bunların en önemli ve yaygın olanlarından biri, çalışma alanımızın da konusunu oluşturan sanatın ve tasarımın birçok alanında imaj ve gösterge paylaşımlarına imkan veren portfolyo paylaşım siteleri ve  “Behance.net” portfolyo/tasarım paylaşım sitesidir.

Syn Flood Ddos Saldırılarını Engelleme

Kızgın ve asosyal bir adamın gazabından korkun.” der Internet raconu. Syn flood ddos saldırıları popülerliğe yaklaşmış, düşman edinmiş hemen her site/sunucu sahibini çileden çıkaran saldırılardır. Binlerce, on binlerce ip adresinden sunucunuza gönderilen syn istekleri sunucunuza erişimi durdurabilir. Eğer donanımsal ağ tabanlı bir firewall kullanmıyorsanız – ki maliyetleri oldukça yüksek – yazılımsal açıdan syn saldırılarını engellemek bir noktaya kadar olanaklı. İyi ayarlanmış bir CSF işinizi görse de bu yazımızda birkaç komut yardımıyla saldırganları bertaraf etmeye çalışacağız.

Ssh’inize root girişi yapın.

pico /root/anti-syn.sh

komutunu vererek boş bir belge açılmasını sağlayın. pico yerine nano da kullanabilirsiniz. Açılan dosya içerisine aşağıdaki bash scriptini yapıştırın (Ssh içine sağ tıklayarak.)

#!/bin/bash
#
rm -rf /root/syn_log
netstat -ntu|grep SYN_RECV| awk '{print $5}'|cut -d: -f1|sort|uniq -c|sort -n|awk '{if ($1 > 21) print $2;}' > /root/syn_log
while read ipler; do /sbin/iptables  -A INPUT -s $ipler  -j DROP ; done < /root/syn_log

Bu script, iptables aracılığı ile, bir ip adresinden 21 kezden daha fazla gönderilmiş SYN isteği (SYN_RECV) varsa ilgili ip adresini sunucudan banlamaktadır. Aldığınız saldırı yoğunluğuna göre 21 olan bölümü 5’e kadar düşürebilirsiniz. Ancak saldırı durduğunda, saldırgan iplerin sunucuya erişimi engellendiğinde bu sayıyı 100’e kadar yükseltebilirsiniz.

Ctrl+w tuşlarıyla çıkış yaparken scriptinizi kaydedin.

Scriptin çalışması için son bir adım kaldı. Cron yardımıyla 3 saniyede bir scripti çalıştıracak ve syn isteğini aşmış kullanıcıları uzaklaştıracağız.

crontab yazarak cron içeriğine erişin. Yön tuşlarıyla en alt bölüme gelip aşağıdaki satırı cronjob’a ekleyin.

*/1 * * * * sleep 3; /root/anti-syn.sh

Hepsi bu kadar. Artık her 3 saniyede bir gelen Syn istekleri kontrol edilecek; eğer 21’i aşan sayıda Syn isteği bir ip tarafından gönderilmişse bu ip adresi sunucudan uzaklaştırılacaktır.

Bu güvenlik önlemi sunucunuzun bağlantı ve donanım özellikleriyle sınırlıdır. Örneğin sunucunuz 100 mbps bağlantı hızına sahipse ve siz bir anda 200 mbps gücünde bir saldırı alırsanız bunu bu önlemle atlatamazsınız. Yine de deneyimlerime dayalı olarak Syn saldırılarının büyük bölümünü bu yolla atlatacağınızı söyleyebilirim. Eğer çok büyük boyutlu saldırılara maruz kalıyorsanız OVH, Iweb gibi ağ bazında koruma sağlayan verimerkezleriyle çalışmayı düşünebilirsiniz.

Geçmiş olsun.

Ffmpeg’de İşlevsel Komutlar

Ffmpeg, komut ortamında video ve resim düzenleyebileceğiniz açık kaynak kodlu bir yazılımdır. Bu yazılımla, özellikle videolar üzerinde birçok işlemi gerçekleştirebilirsiniz. FFmpeg’in bu kadar ilgi görmesinin en büyük nedeni Php, Python, C# gibi dillerle komut yardımıyla video işleme yapılabilmesidir.

Günümüzde özellikle Youtube işiyle uğraşan yükleyicilerin, bot yazılımcılarının sıkça kullandığı Ffmpeg ile birkaç ay önce ben de içli dışlı oldum. Ne yazık ki Türkçe kaynakların yetersizliği, var olan Türkçe kaynakların ise kurulum ve basit kullanım örneklerinden ibaret oluşu bizleri yabancı kaynaklara yönlendiriyor. Bu amaçla gerçekten işinize yarıyacak denediğim/geliştirdiğim bazı komutları paylaşmak istiyorum.

Komutlara geçmeden önce Php aracılığıyla Ffmpeg’in nasıl kullanılacağına bir örnek verelim. Php’de Ffmpeg komutlarını kullanmak için Exec veya Shell_exec ifadeleri kullanılıyor. Ancak paylaşımlı bir hosting kullanıyorsanız çoğu sunucunun güvenlik riski nedeniyle bu fonksiyonları kapatmış olabileceğini belirtmekte yarar var.

exec('ffmpeg ...');

Biçimiyle Php üzerinden Ffmpeg emirleri verebilirsiniz.

FFMpeg ile Videoları Birleştirmek

ffmpeg -f concat -i /home/beybut/public_html/videolar.txt -c copy /home/beybut/public_html/toplu.mp4

Bu komut videolar.txt içindeki videoları birleştirerek toplu.mp4 adında tek video dosyası haline getirir. Burada videolar.txt içindeki video yollarına, videolar.txt’in ve çıktı videosunun doğru yolun tanımlanmasına dikkat etmelisiniz.

FFMpeg ile Youtube Eşleşen İçerik Denetimini Atlatmak

Youtube ile uğraşanların çoğu kopyalayarak kanallarına yükledikleri videoların “eşleşen” vermesinden şikayet ederler. Bu denetimi geçmenin birden fazla yolu olmasına rağmen en kolayı basit bir frame işlemidir. Bu yolla kopya videolar “eşleşen üçüncü taraf içeriği” uyarısı vermemekte.

ffmpeg -i /home/beybut/public_html/videonuz.mp4 -filter:v 'pad=iw+5:ih:0:0' -c:a copy -c:v libx264 /home/beybut/public_html/eslesmeyen-video.mp4

FFMpeg’de Video Sesini Silmek

Youtbe’un en çok sorun çıkardığı, telif haklarıyla ilgili uyarılara neden olan konusu video sesleridir. Aşağıdaki komut satırıyla videonuzdaki tüm sesi silebilirsiniz.

ffmpeg -i /home/beybut/public_html/sesli-video.mp4 -vcodec copy -an /home/beybut/public_html/sessiz-video.mp4

Charlie Chaplin olmadığınıza göre videonuzun sessizliği can sıkıcı olacaktır. O halde şimdi videoya bir ses ekleyelim.

FFMpeg’de Videoya Ses Eklemek

Bu komut, videonuza ilgili sesi montajlar. Mp3 süresinin videodan uzunluğunu gözardı eder. Başka bir ifadeyle aslolan videodur.

ffmpeg -i  /home/beybut/public_html/ses-eklenecek-video.mp4 -i /home/beybut/public_html/ses.mp3 -c copy -map 0:0 -map 1:0 -shortest /home/beybut/public_html/sesli-video.mp4

FFMpeg ile Videoya Logo (Watermark) Basmak

Son olarak videomuzun üzerine logomuzu basalım. Bunun için transparan bir PNG tercih edebilirsiniz. Örnekte X ekseninin tepe noktasına 10 pixel, Y ekseninin tepe noktasına da 10 pixel uzaklıkta bir logo basıyoruz. Bu da yaklaşık sağ üst köşe oluyor.

ffmpeg -i /home/beybut/public_html/logosuz-video.mp4 -vf "movie=/home/beybut/public_html/watermark-logo.png [watermark]; [in][watermark] overlay=10:10 [out]" /home/beybut/logolu-video.mp4

 

Tüm Ffmpeg komutları için dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, dosya yollarıdır. Komutların tümünün çalışabilirliği tarafımca denendi.

WordPress PHP Flood Koruması

WordPress’te flood saldırılarını engellemek için Php imdadımıza yetişiyor. Bilindiği gibi WordPress, Mysql veritabanını yoğun biçimde kullanan bir yazılım. Cache eklentileri kullansanız bile kimi zaman flood (tekrarlanan istekler) saldırılarıyla veritabanı sunucunuz devre dışı bırakılabiliyor. Özellikle arama bölümüne (?s=a gibi) çok sayıda istek gönderilmesiyle birlikte “Error establishing a database connection” gibi bir hatayla karşılaşmanız olası. Bu tip bir saldırıya bir nebze karşı koymak Php ile mümkün.

Geliştirdiğim Biçimiyle Artık Bir WordPress Eklentisi

WordPress için PHP Firewall Yazalım

Blogumuza gelen istekleri bir süzgeç yardımıyla değerlendirip; flood olabilecek istekleri reddedelim.  Bunun için PHP’de sessionları kullanacağız. Eğer bir ip adresi belirlediğimiz süreden daha hızlı işlem yapmaya çalışıyorsa onu yine belirlediğimiz bir iletiyle uyaracağız.

session_start();
if ((isset($_SESSION['ip']) && ($_SESSION['son_istek'] + 1) > time())  ) {
echo '<p><font color="#CC0000">İstekleriniz çok hızlı. Lütfen biraz yavaşlayın!</font></p>';
die;
}

$_SESSION['son_istek'] = time();
$_SESSION['ip'] = $_SERVER['REMOTE_ADDR'];

 

Bu kod ile saniyede birden fazla istekte bulunan kişilere belirlediğimiz iletiyi gösteriyor; ardından çalışmayı “die” ile durduruyoruz. Böylece istek yapan ip adresi henüz veritabanına ulaşmadan engellenmiş oluyor.

Php Firewall’in Kullanımı

WordPress’in kurulu olduğu dizine girerek index.php dosyanızı indirin. Sayfanın en başına yukarıdaki kod parçasını yapıştırıp dosyayı kaydettikten sonra bu dosyayı tekrar sitenize yükleyin.

Wordpress PHP Firewall - Flood Koruması

Bu kod parçasını temanızdaki header.php’nin en üstüne eklemek yerine index.php’ye eklemiş olmamızın yegane nedeni index.php ile yorumlanan bütün içeriğin, veritabanı gibi işlemlere başlamadan, koruma altına alınmasıdır.

Bu oldukça basit bir kod parçasıdır. Ancak ihtiyaç duyduğunuzda imdadınıza yetişebilir. Genellikle saldırı altında olduğunuzda bu kodu kullanmanız daha mantıklı olabilir. Ancak süreyi 1 saniye yerine 3-4 saniye yapmanız (+ 1 olan kısmı +3 veya +4 olarak değiştirerek) daha yoğun saldırıların üstesinden gelmenizi sağlayabilir. Çok yoğun saldırıları önlemek için sunucu ve network tabanlı güvenlik önlemlerini düşünmelisiniz.

Bu kod parçası ile yalnızca WordPress değil PHP yazılımlarınızı da koruyabilirsiniz. Birkaç değişiklikle hemen her Php yazılımına entegre edilebilir. Joomla, Vbulletin, Mybb gibi popüler web yazılımlarında da aynı mantıkla basit bir koruma sağlayabilirsiniz.

Yoğun saldıralarda yüksek sayıda (her ip için) session oluşturulması saldırının bir session flooda dönüşmesine neden olabilir. Ancak her koşulda mysql’e yönelik bir saldırıdan daha az yorucu olduğunu söyleyebiliriz.

PHP Firewall’in örnek adresine şuradan ulaşabilirsiniz: http://www.beybut.com/demo/firewall-demo.php

Örnek sayfayı açtığınızda F5 tuşuna hızlıca basarak sayfayı yenileyiniz ve gelen mesajları takip ediniz. Eğer 2 saniyeden daha hızlı istek gönderirseniz koruma kodu devreye girecek ve şirin bir mesaj alacaksınız.

İlk Blog Yazısı Nasıl Olmalı?

İlk blog yazısı nasıl olmalı? Yeni bir blog açtınız ve ne yazacağınızı düşünüyorsunuz değil mi? Bu yazı Beybut’un ilk gönderisi olmanın yanında, blogunuzdaki ilk yazınızın nasıl olabileceğine dair ipuçları içeriyor.

Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak.” demiş Andy Warhol (1). Amacınız ünlü olmak mı bilmiyorum ancak günümüzde geldiğimiz nokta buna çok uygun. Sosyal medyanın eski medyanın yerini alması, erişilebilirliğin toplum tabanına yayılması, yeni medya araçlarının çeşitlenmesi hepimizin her an ünlü olabilme olasılığını artırıyor. Artık bir capse konu olmak, bir sokak röportajındaki açıklamanızla fenomen haline gelmek, Vine, Periscope, Youtube videonuzdaki garipliklerle adınızdan söz ettirmek içten bile değil. Peki gerçekten istediğiniz bu mu? Kısa süreliğine bilinir olmak ve birkaç ay içinde unutulmayı mı istiyorsunuz? Eğer bir blog yazmaya karar verdiyseniz amacınızın yalnızca 15 dakikalık ün olmadığını ikimiz de biliyoruz. Siz, emek vermek; düşüncelerinizi, bildiklerinizi, yaşantınızı başka insanlarla özel bir alanda paylaşmak istiyorsunuz.

Blogunuzu açmaya karar verdiğinizde ne üzerine yazacağınızı az çok biliyorsunuzdur. Blogunuzun genel örüntüsü ne üzerine olacaksa ilk yazınız bu örüntüye uygun bir konuyu içerebilir.

Blogların klasik kitaplardan farklı olduğunu unutmamak gerekiyor. Başka bir ifadeyle blogunuzu ziyaret eden kişi bir kitabın ilk sayfasına, önsözüne bakar gibi ilk yazınızla karşılaşmayacak. Kendinizden bahsedecekseniz bunu “Hakkımda” bölümüyle yapmak daha mantıklı olacaktır. “Ben Ahmet. Yaşım 15. Boyum 1.50. Dayak yemeyi severim.” gibi bir girişin, kolay erişimli, hakkında sayfasında olması makul bir seçim.

O halde ilk yazımızın, blogumuzun genel konusuna uygun bir başlık olabileceğinde hemfikiriz. İlk yazınızda çokça kendinizden bahsetmek yerine blogunuzun konusundan, içerik planlarınızdan bahsedebilirsiniz. Bu bağlamda uydurduğum birkaç örneği inceleyelim. Blogunuzun genel içeriğine göre ilk blog yazınızın ne olabileceği konusunda basit bir tablo yapalım.

[one_half]Genel Blog İçeriği

  1. Edebiyat Blogu
  2. Tarih Blogu
  3. Siyaset Blogu
  4. Teknoloji Blogu
  5. Kişisel Blog
  6. Kadın ve Moda Blogları

[/one_half]

[one_half_last]İlk Blog Yazısı İçin Örnek Başlıklar

  1. İlk Cemre / Her şey Elifle başladı / Sana ilk mektubum
  2. Ateş ve tekerlek / Tarih neden var? / Bir vakanüvistin ilk heyecanı
  3. Siyasi bir başlangıç / Kuyuya taş atmak
  4. WordPressli bir başlangıç / Blog yazmak / Çevirmeli bağlantıdan fibere
  5. Karın ağrıma ortak olur musun? / Ben ve ötesi / Başlangıç
  6. İlk buluşma / Tanrı kadını yarattı / Şıkır şıkır bir başlangıç

[/one_half_last]

Blogunuzun ilk yazısı sonraki yazılarınız için sizi disipline edebilecek bir başlangıçtır. Blog çerçevesini genel hatlarıyla anlatarak hem okuyucularınıza hem de arama motorlarına doğru sinyaller gönderebilirsiniz.

İyi bloglamalar dilerim.

1: Andy Warhol – Amerikalı yayıncı, yapımcı ve fotoğrafçı. [Wiki]