Politeknik Eğitim Nedir, Nasıl Uygulanır?

politeknik eğitim, materyalist eğitim, komünist eğitim

Politeknik eğitim, diyalektik materyalizme dayanan ve onun eğitime uygulanması olan eğitim akımıdır. Bu felsefeyi hazırlayan ve savunanların başlıcaları Çarvaka Okulu (Lokayata) (İ.Ö. 1000-500), Anaksagoras (İ. Ö. 500-428), Demokritos (İ. Ö. 460-370), Epikuros ((İ. Ö. 342-271), Hobbes (1588-1679), Diderot (1713-1784), L. Feuerbach (1804-1872), Marx (1818-1883), Engels (1820-1895) ve Lenin (1870-1924)’dir.

Politeknik eğitimin savunucu ve uygulayıcılarının başlıcaları ise N. K. Krupskaya (1869-1939), P. P. Blonks (1884-1941) ve A.S. Makarenko (1888-1935)’dur. Çarvaka Okulu, eskil Hint’te ortaya çıkan materyalist bir öğretidir. Bu öğretiye göre bilginin geçerli kaynağı duyusal algılamadır. Çıkarsama ve sonuçlama, hatalı bilgiye götürür. Bu okul, insana hazveren her olay ve olgunun iyi, güzel, ahlaklı olduğunu savunuyor. Anaksagoras’a göre evrene canlılık kazandıran, özü ince, arındırılmış olan zihindir (noustur). Kendi kendine ve evrenin ruhu olan zihin, temel maddeleri bir amaca göre düzenliyor. İnsan ise, büyük ölçüde ellerini kullanarak araç gereç yapıyor. Demokritos, evrenin temel maddesinin atomlar olduğunu belirtiyor. Ona göre atomlar, yaratılmamış, yok olmayan, değişmeyen özelliktedir. Tüm doğal olayları, atomların sürekli, öncesiz ve sonrasız olan devinimleri yaratıyor. Doğru bilgilere yalnızca akılla ulaşılabiliyor. İnsan, aklıyla ilkellikten kurtulup uygarlaşmıştır. İnsanın mutlu yaşamasını sağlayan bir araç olan devleti üstün yaradılışlı iyi ve akıllı olan ve akıl ilkelerine dayanan bir eğitimden geçirilmiş olanlar yönetmelidir.

Ahlak eğitiminde erdem temel kabul edilmelidir. İnsan, bedeninden çok ruhunu geliştirmelidir. Temel maddenin atomlar olduğunu savunan Epikuros da bunların belli bir amaca ve yasaya göre devinmediklerini; insanın da atomlardan oluştuğunu ileri sürüyor. Kişiyi doğru eylemlere ve mutluluğa götüren bilgi algılar, duygular ve kavramlar (tasarımlar) olmak üzere üç türlüdür. Duyumlar, apaçık gerçekler olduğundan, algılarla elde edilenler doğru bilgilerdir. Duygular, haz ve acı olarak ortaya çıkıyor. İnsan, acıdan kaçmak, hazza ulaşmak istiyor. Kavramlar ise algılarla kazanılmış olan tasarımlardır. Bunlar da gerçeğe uygun olmaları nedeniyle doğrudur. Doğru bilgiye mantıkla aklın kurallarına uygun düşünmekle ulaşılıyor. Tüm canlıların acıdan kaçıp yöneldikleri haz, bedensel ve ruhsaldır. Sürekli haz, bilgiyle elde ediliyor. Bunun için, doğanın kurallarıyla aynı olan aklın kurallarına uymak gerekiyor.

Ölçülü yoksulluk, büyük bir zenginlik; sınır tanımayan zenginlik ise büyük bir yoksulluktur. İnsanın istekleri; para, onur, ün, şan, mal, mülk, mevki gibi doğal ve zorunlu olmayanlar; cinsel doyumda, giyimde, beslenmede aşırıya kaçmak gibi doğal olup zorunlu olmayanlar; yeme, içme, soğuk ve sıcaktan korunma gibi doğal ve zorunlu olanlar olarak üçe ayrılıyor. Gerçek olan, doğadır ve üçüncü tür isteklerimizi gidermede bize kolaylık sağlıyor.

Bilge kişi, onur, ün, şan, mevki gibi değerleri içeren politikadan da uzak duruyor. Bencil olması nedeniyle insan, öbür insanlarla sürtekli çatışıyor. Devlet, bunları önlemek ve genel güvenliği sağlamak için kurulmuş yapay bir kurumdur. Hobbes’a göre “cevher olan her şey cisimdir ve her olay da bir devinimdir. Olup bitenler, doğal nedenlere bağlıdır. İnsanın bu nedenleri bulması ve olayları açıklaması gerekiyor. Bilgiler, nesnelerin duyu organlarını etkilemesiyle oluşuyor. Kendi varlığını koruyup sürdürmeye çalışması, insanı doğal nimetlerden olabildiğince çok yararlanmaya sürüklüyor. Böyle bir ortamda herkes, başkasıyla savaşmaya başlıyor. Bu durumda tehlikeye düşen varlığını korumak için insanlar, ortak bir yararda anlaşmak zorunluluğunu duyuyorlar. Devlet, bu zorunluluktan doğuyor. Herkesin herkesle savaşmasını önlemek zorunda olan devlet, onun için mutlak güçtür. L. Feurbach’ın önermeleri şunlardır:

“Var olan, maddedir; insan, doğanın bir parçasıdır. Onu mutlu etmek için bilime, eğitime, sevgi ve saygıya başvurulmalıdır.”

Diyalektik materyalizmin (bilimsel sosyalizmin) kurucusu ise Karl Marx ve Engels‘tir. Arkhe, madde, ondaki çelişki ve onun doğurduğu sürekli devinimdir. Evrendeki sürekli ve kaçınılmaz olan değişim, niceliksel birikimlerin niteliksel değişime dönüşümüyle oluşuyor. Evrendeki tüm olay, olgu ve nesleler birbirine bağlıdır. Birindeki değişim, giderek tüm olay, olgu ve nesneleri etkiliyor ve değiştiriyor. Evrendeki tüm olay, olgu ve nesnelerin temeli, maddedeki çelişkiler ve onun ortaya koyduğu sürekli değişimdir. Tüm olay, olgu ve nesnelerin nedeni budur. Toplumsal olayların nedeni de maddeye dayanıyor. Bu nedenler, diyalektik akıl yürütmeyle anlaşılabiliyor. Bu tür akıl yürütme, tez, antitez ve sentezden oluşuyor. Bir tez olan sentezin de antitezi geliyor ve bu böyle sürüp gidiyor. Bilinç ise maddesel bir organ olan beynin işlevidir. Doğru bilgi, beynin diyalektiği ile doğanın diyalektiğinin etkileşimiyle ortaya çıkıyor. Diyalektik süreçle elde edilen bilgi, gittikçe daha doğruya doğru ilerliyor. Yüzde yüz doğru bilgi yok; doğruluk değeri yükselen bilgi vardır.

Bilgi, uygulama ve kuramın iç içe işlemesi ile tutarlılık kazanıyor. Uygulamadan elde edilenlerle kuram oluşturuluyor; kuram, yeniden uygulamaya konuluyor ve bu, böyle sürüp gidiyor. Toplumsal değişimin en önemli nedenlerinden biri, üretim araçlarına sahip olanlarla buralarda çalışanlar arasındaki çelişkidir. İnsanlık, ilkel komünal toplumdan feodal topluma; oradan da kapitalist topluma doğru gelişim göstermiştir. Bundan sonra, işçi sınıfının egemen olduğu sosyalist topluma doğru gelişecektir. En sonunda da komünist topluma dönüşecektir. Bu nedenle insanlık tarihi, sınıfların savaşlarının tarihidir. Bu savaşların son bulması için üretim araçlarının ve artı değerin sınıfların elinden alınıp insanlara verilmesi gerekiyor. Bu nitelikteki bir yönetim, önce işçi diktatoryası; ardından halk demokrasisi; son aşamada da komünizmle; yani devletin ortadan kalkmasıyla gerçekleşecektir. Devlet, artı değerle oluşmuştur.

Sosyalist devlet, artı değeri halkın mutluluğu için kullanıyor. Feodal devlet, senyorlar, krallar ve soyluların; kapitalist devlet ise burjuva sınıfının mutluluğu için kullanıyor. Sosyalist devlette bu, en alt düzeye indirilecek; komünist devlette ise sömürü sonlandırılmış olacaktır. Çünkü o zaman herkes yeteneği ve gücü ölçüsünde üretecek; ancak geresinimi kadar tüketecektir. Bu aşamaya varmak için kapitalist sistemin devrimle yıkılması ve işçi diktatoryasının kurulması gerekiyor. Bu ise işçilerin nasıl sömürüldükleri konusunda bilinçlendirilmeleri ile olabilecektir. İşte bu bilinç, politeknik eğitimle sağlanacaktır.

Marx, eğitime ilişkin görüşünü Kutsal Aile, Felsefenin Sefaleti, Alman İdeolojisi, Komünist Manifesto ve Kapital adlı yapıtlarında belirtmiştir. Marx, gençlik döneminde yazdıklarında hümanist eğitim anlayışına savunurken olgunluk döneminde politeknik eğitim anlayışını benimsemiştir. Onun ilk dönemindeki anlayışına göre kapitalist işbölümü, insanı bir işe bağlı kılarak köleleştirmiş, kendi özünden, türünden ve özgürlüğünden ayırmış ve tekdüzeleştirmiştir. Kapitalist sistem, bu yapısıyla insanı yabancılaştırmış ve gittikçe küçültmüştür. Oysa İlkçağ’da yaşayan insanlar, çok yönlü yetiştiriliyorlardı. Bunun için kapitalist işbölümünden kurtulmak, insanı bütün yönleriyle eğitmek gerekiyor. Olgunluk döneminde de kişiyi yabancılaştıran kapitalist işbölümü yerine, insanın bütünüyle gelişimini sağlayacak yeni bir işbölümünü savunmuştur. Buna göre insan, üretici olarak işe katılınca biçimlenebiliyor. Onun için bütün çocuklar, üretime dayalı resmi, parasız ve tüm yönleriyle yetiştiren bir eğitimden geçiriliyor.

Politeknik eğitimde insanlar, üretim süreçlerinin genel, bilimsel ilkelerini öğreniyor; uyguluyor; gerekli araç gereçleri kullanıyorlar. Bu eğitimde üretimin yapıldığı fabrika, atölye, tarla, çiftlik gibi yerlerin hepsi okuldur. Eğitim üretim için yapılıyor ve toplumsal üretimi artırma amaçlanıyor. İnsan, sınıf bilinci edinmeli; sömürüye karşı olmalı, doğaya egemen olmaya çalışmalı, onu değiştirmeli ve üretmeli; son aşamada komünizmi gerçekleştirmeyi hedeflemeli; barışı, kardeşliği, özgürlüğü, adaleti, öz eleştiriyi başat değerler olarak kabul etmelidir. Diyalektik Program: Diyalektik materyalizme göre gerçek, madde ile ondaki çelişki ve onun yarattığı değişimdir. Eğitim, işte bu değişimi denetleyip en aza indirme ve üretme sürecidir. İnsan da araç gereç kullanarak üretim yapan varlıktır. İnsanın çok yönlü yetiştirilmesi gerekiyor. Onun için politeknik yaklaşım, Marxist eğitimin temelini oluşturuyor. Bu eğitimde toplum ve insan dengesi korunuyor; ancak, öncelik topluma tanınıyor. Üretimde kullanılacak her türlü bilgi ve beceri, politeknik yaklaşımda düzenli olarak programda yer alıyor. Eğitim üretim için yapıldığından, tüm eğitim etkinlikleri, üretim için düzenleniyor. İnsan bu programda üretimi gerçekleştiren kişi olarak eğitildiği gibi, komünizmi de bilen, savunan; güzel sanatlardan anlayan, bedence güçlü olarak da yetiştiriliyor. Her yurttaşa, kullanabileceği düzeyde akıl yürütme öğretiliyor. Eğitimde uygulamaya ağırlık veriliyor; her uygulama sonunda kuram yeniden oluşturuluyor ve yeniden uygulamaya konuluyor. Programda üretime yönelik teknik ve uygulama ile politik dersler ağırlık kazanıyor. İnsan, merkezde bulunan komünist ideolojiye, yeteneklerine göre ve toplumun gereksinimlerini karşılayacak biçimde yetiştiriliyor. Yalnızca okul değil; üretim yapılan her yer eğitim ortamı olduğundan, buralarda demokratik bir ortamda işin yapılıp, ürünün ortaya koyması bekleniyor.

Öğretmenin, iyi bir komünist, çok iyi usta, iyi bir insan ve yurttaş olması; öğrencilerin okul yönetimine katılımlarını, yetki ve sorumluluk almalarını sağlaması gerekiyor. Eğitimde, topluma kazandırma amaçlı ceza uygulanıyor. Amacı insanı çok yönlü yetiştirmek, doğaya egemen olup onu değiştirmek ve üretimi gerçekleştirmek olan eğitimle okulda doğa ve toplum bilimlerine, iş ve teknik, beden eğitimi ve estetik derslerine, temel politik ve teknik konuları içeren derslere yer veriliyor. Dersler ve onların içerikleri, öğrencide ilgi yaratacak, üretici yaratıcılığını geliştirecek; kolektif üretimi, çalışmayı, yaşamayı sağlayacak; somuttan soyuta, basitten karmaşığa, kolaydan zora, bilinenden bilinmeyene ve birbirinin önkoşulu olma ilkelerine göre düzenleniyor. Eğitim durumları düzenlenirken uyulması gereken ilkeler şunlardır:

1) Kuram ve uygulama birlikte kullanılmalıdır. Üretimin yapıldığı her alan okuldur. Öğrenci, okulda öğrendiklerini üretim yerlerinde uygulamalı, uygulama sonuçlarını gözden geçirerek eksikleri, yanlışları giderip kuramı yeniden oluşturarak uygulamaya koymalıdır. Bu, böyle sürüp gitmelidir.

2) Eğitim üretim için olduğundan, okul bir endüstri kurumu olmalıdır. Öğrenci, eğitim ortamında hem yeteneklerini geliştirmeli hem de ekonomik değeri olan bir iş üretmelidir. Deney, gözlem, inceleme, araştırma, gezi yapmalı; yaparak yaşayarak öğrenme-öğretme sürecine girmelidir.

3) Ortak bilinç için ortaklaşa çalışılmalı ve üretilmelidir. Öğrencilerin tümü üretim içine girmelidir.

4) Eğitim ortamında karakter eğitimi de önemsenmelidir. Bu amaçla yurttaşlık eğitimi işe koşulmalıdır. Öğrenci, hem yaratıcılığını geliştirmeli hem de buyruk beklemeden sorumluluğunun gereğini yapmalıdır.

5) Eğitimde özeleştiriye yer verilmelidir. Üretimin planlanması, uygulanması, değerlendirilip geliştirilmesi aşamalarında yapılanlar grupça tartışılmalı, herkesin görüşü alınmalıdır.

6) Eğitimde öğrenciler, diyalektik akıl yürütmeyi kullanmalıdır. Bu amaçla doğal ve toplumsal olgular sınıfa getirilmelidir.

7) Doğada ve toplumdaki tüm olay, olgu ve nesnelerin birbiriyle ilişkili olduğunu gösteren durumlar, eğitim ortamına taşınmalıdır. Öğrencilerin bunları çözümleyerek öğrenme-öğretme etkinlikjlerine katılımları sağlanmalıdır. Sınıfta kapitalizm, faşizm ve feodalizmin tutarsızlığını gösteren örnekler üzerinden bunlar eleştirilmelidir.

8) Kişilerin bedence ve estetik yönden yetiştiren etkinliklere de katılımları sağlanmalıdır.

9) Okul öncesinde ve ilköğretimde diyalektik materyalizmin ilkeleri eğitsel oyunlarla kazandırılmaya çalışılmalıdır.

10) Eğitimde disiplin, gerektiğinde ceza uygulanarak sağlanmalıdır; ancak, cezanın amacı, bireyi yeniden topluma kazandırmak olmalıdır.

11) Politeknik eğitimde kişinin başarısı, tutumu, emeği, üretici işteki yapıp ettikleriyle değerlendirilmelidir.

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

“Politeknik Eğitim Nedir, Nasıl Uygulanır?” için 2 yorum

  1. Sayın yazar (Admin),
    Bloogunuzda yayımladığınız yazılardan bazılarını kısmen veya tamemen yazmakta olduğum MEDENÄ°YET VE PEDAGOJÄ° TARÄ°HÄ° adlı kitabıma kaynak göstermek kaydıyla almak istiyorum.Bu kitap drnusretalperen.blooog.da yayımlanmaya başlanmıştır. Ä°zin verip vermeyeceğiniz hususunu bildirmenizi rica ederim. Saygılarımla. Dr. Nusret Alperen

    1. Sayın NUSRET ALPEREN,

      E-mail ve web site adresinizi doğru biçimde belirterek, iletişim ( http://www.beybut.com/iletisim/ ) bölümünden yazmanızı rica ederiz. E-mailinizi ve web sitenizi hatalı yazmışsınız. Kitabınızda kaynak göstermek şartıyla alıntılama yapmanıza izin verebiliriz. Ancak yazıların bazı bölümlerinde kaynakça bölümümüzde belirttiğimiz, burada özel olarak belirtmediğimiz, kaynaklardan alıntılama bulunmaktadır. Doğru biçimde iletişim kurarsanız bu kaynakçayı tarafınıza iletebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir