Nereden Çıktı Bu Postmodernizm?

postmodernizm

Postmodernizmin ortaya çıkışı, fikri temelleri, modernizm ile çatışmaları, sanata, bilime, akla, politikaya, yaşama, demokrasi ve eğitime bakış açısı.

Postmodernizm, 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan; daha sonra felsefe, sosyoloji, bilim, politika ve eğitimde de yer alan sanat akımı.

Bu akım, Aydınlanma Dönemi’nin (Modernite’nin) tüm değer ve görüşlerine karşı çıkan bir yaklaşım olarak nitelendiriliyor. Yaklaşımın haberci ve kurucularının başlıcaları F. Nietzsche, M. Heidegger, J. Derrida, M. Foucault,R. Trigg, L Witgenstein, P. Feyerabent, J. Baudrillard ve J. F. Lyotard’dır. Postmodernizmin doğuşunda ilk etken, Nietzsche ve Heiddegger’in özneden yola çıkan bilgi anlayışını, bilginin ve fen bilimlerinin evrenselliğini, akılcılığı yadsımalarıdır. İkinci etken, Avrupa’nın siyasal tarih anlayışının, sömürgeci tutumunun; iki Dünya savaşının getirdiği yıkımların, soykırımlarının, Aydınlanma Dönemi’nin ne kadar vahşi olduğunu göstermesidir. Üçüncü etken, Marxizmin uygulandığı ülkelerdeki baskıcı ve acımasız yönetimlerin bilimi tek boyutlu kullanmaları, üretimdeki yetersizlikleridir. Dördüncü etken de Aydınlanmacıların sanat tarihine bakışlarını ve sanat anlayışlarını postmodernistlerin yaratıcılık ve yenilik açılarından yetersiz bulmalarıdır. Modern sanat anlayışının, var olan yönetim ve ekonomiyle birleşip onu desteklemesine postmodernistler karşı çıkmışlar; bu durumun, sanatın niteliğini ve yaratıcılığını engellediğini ileri sürmüşlerdir. Postmodern görüşte arke, gerçeğin ya da modernitenin oluşturduğu hiper gerçek değil; gerçeğin yerini alan (sanal) modellerdir. Bunları her insan yeniden oluşturabilir, yapılandırabilir.

Sanatta düzenlilik, mantık ve bakışım gerekmiyor. Evrende de bunlar değil; çelişki ve karışıklık (kaos) bulunuyor. Öyleyse sanat ve bilim de buna göre düzenlenmelidir. Sanat, dâhilerin işi ve özgün değildir; salt yineleme, öykünmedir ve herkesin işidir. Sanatta eklektizm, aktararak söyleme ve rastlantısallık vardır. Bir sanat yapıtında önemli olan, sanatçının niyeti değildir; çünkü metin, yazardan; yazar da bireyden daha üst konumdadır. Yapıt, sanatçısının otoritesini ve gücünü kabul etmez. Bunlara bağlı olarak sanatta içerik değil; biçim ve söylem (üslup) daha önemli görülüyor.

Modernizm, insanı bilgisizlikten, akılsızlıktan, mantıksızlıktan, yobazlıktan, dogmalardan, boş inançlardan kurtarmayı amaçlarken postmodernizm, bu kurtarmalara karşı çıkıyor. Bilgisizliği kabul etmiyor. Çünkü her insanın, yaşamı boyunca her seferinde yeniden yapılanan bildikleri vardır. Tek bir akıl, mantık da olmadığı gibi, sorunlar her zaman akıl ve mantıkla çözülemiyor. Pek çok sorunun çözümünde duygularımızı ve sezgilerimizi kullanıyoruz. Gerektiğinde boşinançlar, dogmalar da mutlu olmamızı sağlayabiliyor.

Modernizm, akılla, bilimsel bilgiyle insanlığı mutlu edememiş; dahası, bir çıkmaza sürüklemiştir. Batı uygarlığının getirdiği sanayileşme, kentleşme, ulus devlet, liberalleşme, temsili demokrasi, hoşgörü, insancılık, adalet, eşitlik, yaşamda gerçekleşemediği gibi tam tersi olmuştur. O nedenle bunların yerine seçmecilik, yerellik, bilginin göreliliği benimsenmeli; bilim, sanat, felsefe, din, mitoloji iç içe olmalı (disiplinler arası bir anlayış temel kabul edilmelidir).

Bilim, sanat, düşünce de kendi aralarında ve içlerinde sınıflandırılmamalıdır. Tek ve evrensel bilimsel yöntem de yoktur. Bilgi ve gerçeklik, çoğunlukla, başka olanaklarla, birçok yöntemle açıklanabilir ve görelidir. Doğru bilginin tek ve gerçek kaynağı bilim değildir; pek çok şey, bilginin kaynağı olabilir (Trigg). Yine postmodernizme göre kentsel yaşamın, kır yaşamından üstün bir yanı yoktur. Her türlü yaşama biçimi bir zenginliktir. Bunlar teke indirilmemeli; tersine artırılmalıdır. Tarih, geçmişi genelleme ve ilkelere bağlama yoluyla anlatma yerine, mikro anlatımlara geçmelidir; çünkü herkesin yaşadığı anlamlı ve önemlidir.

Hiçbir insan bir başkasını temsil edemeyeceği için temsili demokrasi kabul edilemez. Bunun yerine ben bilinci, çoğulculuk ve başkalarını anlama temel sayılıp uygulamaya konulmalıdır. Bilim, sanat, düşünce, değerler tam olarak yansız değildir. Genel geçer etik değerler yoktur. O nedenle öteki etik savunulmalıdır. Bunlar, postmodernizmin hedeflerini oluşturuyor. İçerik düzenlenirken de bunlara uyulması gerekiyor. Bilgiyi kişinin kendisinin bulmasına olanak tanınması, ben bilincine yer verilmesi; içeriğe “öteki etik” ve “Her şey gider.” ile ilgili örnekler konulması gerekiyor. Programda ağırlık, birbirine bağlı derslerde, nitel araştırma tekniklerinin kullanılabileceği konularda oluyor. Eğitim durumlarını her birey kendine ve elde edeceği kazanıma göre düzenliyor. Eğitim ortamında esnek bir yaklaşım benimseniyor. Her öğrenci, içeriği ve eğitim durumlarını istediği zaman değiştirebiliyor. Sınıf dışı etkinliklere daha çok yer veriliyor. Çok çeşitli sınama durumları gerçekleştiriliyor. Portfolye, rubrikişevuruk, ürün, süreç, hem süreç hem ürün türü değerlendirmeler kullanılıyor. Göreli bir değerlendirme yapılıyor. Bireye nitel araştırma tekniklerini kullanacağı sorunlar veriliyor. Soruların ben bilincini ve öteki etiği ölçecek nitelik ve türde olmasına dikkat ediliyor.

 

Prof. Dr. Faruk Atalay’ın biraz absürd postmodernizm anlatımı:

admin hakkında 986 makale
Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*