Rüya Yorumları, Rüya Simgeciliği ve Rüya

rüya yorumları, rüya tabirleri, rüyalar

Rüya yorumları, rüya tabirleri bize neyi anlatır? Rüya ve rüya simgeciliği nedir? Rüya tabirleri ne kadar güvenilir olabilir? Freud’un rüyalara ilişkin görüşleriyle.

Rüya yorumu, rüyaların anlamını çözümleme tekniği; rüya tabiri, rüya tahlili, düş yorumu olarak tanımlanır. Psikanalistler (ruh çözümlemeciler), rüya yorumunu rüyaların hastaca anımsanan açık içeriğinde bulunan simgelere dayanarak hastanın bilinçdışı isteklerini, çatışmalarını, dürtülerini belirlemede kullanıyorlar. “Domuzlar, taneli mısır koçanlarını; kazlar ise mısır tanelerini düşler.” atasözünün anlamına uygun olarak Freud, isteklerin doyurulduğu ya da gerçekleştirildiği olgular diye nitelediği rüyaların, kişinin en derin gereksinimlerini ve bunların doyumunu dile getirdiğini varsaymıştır. Ancak, bu istek ve dürtüler, kaygı uyandırıcı (yasak) oluşları nedeniyle bastırılmış olduğundan, rüyalarda gerçek durumlarıyla gözlemlenemiyor; daha çok, yoğunlaşma, yer değiştirme, dönüştürme ve benzeri süreçlerle tanınmaz bir kılığa sokuluyor. Onun için rüya yorumunun temel amacı, rüyanın açık içeriğindeki simgelerin gerçek anlamlarını açıklamaktır. Bu amaçla rüya yorumcusu, kişinin rüyasının içeriğini olabildiğince eksiksiz anlatması için Freud’un geliştirmiş olduğu özgür çağrışım yöntemini uyguluyor ve rüya simgeciliği konusundaki bilgilerine dayanarak rüyayı yorumluyor. Bu sırada, rüyada yer alan simgeler üzerinde önemle duruyor. Bu simgelerden evrensel olanları, kolaylıkla yorumluyor. Çünkü örneğin, sivri ve dik nesneler, erkek cinsel organını; kutu gibi nesneler, kadın cinsel organını; akarsu da doğumu simgeliyor. Rüya görene özgü (kişisel) olan başka birçok simgeyi de yine özgür çağrışım aracılığıyla yorumlmaya çalışıyor. Rüya görenin çağrışımlarından, onun güdülenmesine ve gördüğü rüyanın temelinde yatan dinamizme ilişkin ipuçları yakalıyor. Rüya yorumlamalarını az da olsa psikanalistler dışındaki psikologlar da kullanıyorlar. Rüyalar halk arasında, geçmişten çok, geleceğe yönelik olarak yorumlanıyor.

 

Rüya Simgeciliği Nedir?

Klasik psikanalize göre, bastırılan ve bilince çıkması engellenen istek ve dürtülerin, bastırılmakla ortadan kalkmaması; tersine bunların, bastırmayı sağlayan sansürden kurtulmak, bilince ulaşmak için her fırsatı değerlendirerek; ağırlıklı olarak da kılık değiştirmiş olarak (simgesel yollardan) dışavurum araması. Histerik belirtiler ve rüyalar, iki temel dışavurum yoludur. Ancak, histerik belirtiler gibi rüyada görülen şeyler de gerçekte göründüklerinden farklı bir şeyi temsil ediyorlar; farklı bir şeyin simgesidirler.

Freud’a göre bu simgelerden kimileri evrenseldir; her kültürde aynıdır. Örneğin, klasik rüya yorumunda bıçak, silah, sopa gibi delici, yırtıcı, uzun, sivri uçlu şeyler penisi; kutu, sepet gibi şeyler de döl yolunu (rahmi) temsil ediyor. Su, her zaman doğumun ya da anne karnına geri dönmenin, cinsel ilişkinin simgesidir. Ancak, rüya simgelerinin büyük çoğunluğu kişiseldir; kişinin geçmiş yaşantılarından türetilmiştir ve yalnızca o kişiye özgüdür. Onun için standart “rüya tabirleri” kitaplarına dayanılarak bir rüya yorumlanamaz. Bir rüyanın tam olarak anlaşılması, ancak, rüyayı gören kişinin kendine özgü simgelerin açıklanmasıyla olanaklıdır.

Rüya Nedir?

REM uykusu sırasında sıklıkla; diğer zamanlarda da belli bir ölçüde görülen öykümsü imgeler, duygular, algılar dizisi ya da uyku sırasındaki zihinsel etkinlikler; uykuda kurulan hayaller; bilinçdışının uyku sırasındaki simgesel dışavurumları ve benzerleri; düş. Nasıl tanımlanırsa tanımlansın, rüyalar, bir bilmece olarak gizemini koruyor.

Yüzeysel de olsa rüyalara ilişkin bilinen birkaç gerçek şunlardır:

1) Rüyalar çoğunlukla REM döneminde görülüyor.

2) Birçok canlı türünde rüya olgusu REM teknikleriyle gözlemleniyor.

3) Dışarıdan verilen uyarıcılarla rüyalar tetiklenebiliyor.

4) Rüyaların, kişinin o gün ya da yakın zamanda yaşadıklarıyla yakından ilişkili olduğu biliniyor.

5) Rüya sırasında yaşananlar, o anda rüya değil de gerçekmiş gibi algılanıyor ve yaşanıyor.

Rüyaların oluşumu ve ortaya çıkışı konusundaki çeşitli kuramlar arasında en ünlüsü, Freud’un rüya kuramıdır. Rüyalarla öğrenme arasında önemli bir ilişki bulunuyor. Bu da rüyaların, bellek sistemiyle gün içinde öğrenilen ve yaşanan yeni bilgileri, yaşantıları eski bilgiler ve yaşantılarla bütünleştirme gibi bir işlevi bulunabileceğini düşündürüyor. Rüya görmesi engellenen kişilerde öğrenmenin zorlaştığı; çeşitli psikotik ve depresif tepkilerin ortaya çıktığı deneysel olarak gözlemlenmiştir.

ruyalar

FREUD’u yakından tanımak için bkz.:

Sigmund Freud Doğumundan Ölümüne

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir