Sosyal Medya ve Suskunluk Sarmalı Kuramı

sosyal medya SUSKUNLUK SARMALI KULLANIMLAR ve DOYUMLAR KURAMLARI

Sosyal medya kullanan kişiler aynı zamanda sürekli kendi yaşamlarını, davranışlarını, toplumsal konumlarını sosyal medyadaki paylaşımlar aracılığıyla teyit etmektedir. Bu davranış ve statü doğrulaması toplumsal dönüşümün/değişimin üzerinde sosyal medyanın etkisini doğrulamaktadır.

Alman sosyolog Elisabeth Noelle-Neumann tarafından geliştirilen “Suskunluk Sarmalı” kuramı, sadece birbirini tanıyan grupların değil, toplumun ortak uzlaşmanın dışına çıkan bireyleri dışlamak ve toplumdan ihraç etmekle tehdit ettiği, öte yandan da bireylerin de genellikle bilinçsiz, muhtemelen genetik bir dışlanma korkusuna sahip olduklarını görüşünden hareket eder. Bu dışlanma korkusu, bireylerin çevrelerinde hangi düşünce ve davranışlarının onayladığını, hangilerinin kınandığını öğrenmek amacıyla, sürekli olarak insanları ve olayları gözlemlemesinine neden olur. Bu kuram da gündem kurma ve kamuoyu oluşturma sorunuyla yakından ilgilidir. Suskunluk Sarmalı kuramı beş temel varsayıma dayanır:

  1. Sapkın bireyler, toplum tarafından dışlanmakla tehdit edilir.
  2. Bireyler sürekli olarak dışlanma korkusu duyarlar.
  3. Bu korku bireyin içinde bulunduğu fikir ortamını değerlendirmesine yol açar.
  4. Bu değerlendirme sonucunda fikrini ya açıklar ya da gizler.
  5. Bu dört varsayıma bir arada ele alındığında bunlar kamoyununu oluşmasında, sürdürülmesinde ve değişmesinde etkilidir.

Yukarıda bahsedilen aşamaların oluşmasında medya da hesaba katılmak durumundadır. Buna göre, toplumdaki çoğunluğun görüşü, güçlü medya tarafından desteklenirse bunlar azınlığa göre daha güçlü bir duruma geçeceklerdir. Eğer medya azınlıktaki görüşün yanında yer alırsa çoğunluk kampı toplumdaki sessiz çoğunluğu oluşturacaktır. Azınlık, medyadan karşı tepki görürse sessiz kalır. Azınlık medyadan destek görürse durum tam tersine çevrilir. Suskunluk sarmalında kitle iletişim araçları önemli rol oynar. Çünkü bireyler kamoyununu nasıl dağıldığını, hangi fikirlerin temsil edildiğini, desteklediğini kitle iletişim araçlarına bakarak öğrenirler. Öte yandan, bu model, iletişimin iletişimsizliğe yol açan etkisini dile getirmektedir, çünkü burada kitle iletişiminin kişiler arasındaki iletişimi özendirmek yerine engellemeye yönelmesi söz konusudur. Ayrıca bu model kitle iletişim araçlarının kamoyu üzerinde güçlü etkileri olduğunu, ancak bu etkilerin araştırma kısıtlamaları yüzünden geçmişte kestirilemediğini öne sürer.

Gelişen teknoloji ile birlikte kitle iletişim araçlarının kullanımı insan iletişimini ortaya çıkarmaktadır. Kitle iletişim araçlarına bilgisayar teknolojilerinin eklenmesiyle kullanımı daha yaygın bir hâle gelmiştir. İletişim teknolojilerindeki ilerlemeler sayesinde dünyada olup bitenlerden aynı anda haberdar olma olanaklarına sahibiz. Gerek duyduğumuz pek çok bilgiye bir kaç tuşa dokunarak ulaşabiliyoruz. İletişim teknolojilerindeki bu ilerleme sayesinde insanlar, dostlarını, arkadaşlarını, yakınlarını anılarında değil yaşamlarında tutma olanağına sahiptirler. İnternet teknolojisinin kitle iletişim araçlarına girmesiyle birlikte geleneksel medya değişmeye başlamış ve sosyal medya oluşmuştur.

İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, hayatın her alanında önemli değişimlerin yaşanmasına sebep olmaktadır. Web 2.0 teknolojisinin gelişmesiyle birlikte 21. yüzyılın en dikkat çeken teknolojilerinden biri olan çevrim içi sosyal ağlar, bireyin çevresiyle ve dünya ile kurduğu iletişimin sosyalleşme biçimlerinde köklü değişimler meydana getirmektedir. Sosyal paylaşım ağları bireyin toplum içinde kendini tanımlamasına yeni bir ortam sunmuştur. İletişim teknolojilerindeki gelişmeler neticesinde sosyalleşme, eğlenme, kaynaşma, gündemi takip etme, bilgi alışverişi gibi toplumsal ihtiyaçlar sosyal ağlar üzerinden gerçekleştirilmektedir. Akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlar gibi cihazların kullanımının artması ile birlikte, bilginin hızlı dolaşımı, zamansal ve mekansal anlamda birçok zorluğu ortadan kaldıran internet, insanların hayatında önemli bir yer tutmaya başlamıştır. İnternet başında geçirilen sürelerin giderek artması ve en çok ziyaret edilen sitelerin sosyal medya siteleri olması bu gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzde birçok insan, sosyal ağ sitelerinde profil sahibi olmakta, medya paylaşım sitelerinde video paylaşmakta, sahip olduğu bloglarda içerikler oluşturmaktadır. Bu bağlamda kullanımlar ve doyumlar kuramı gereksinimlerin doyumuna odaklanır. İnsanların çeşitli sosyal ve psikolojik gereksinimleri olduğu kabul edilir. Somut bir örnekle açıklayacak olursak yemek yeme edinimi açlığımızı gidermemizi sağlarken, yediğimiz yemek beklentilerimizle örtüşürse, aynı zamanda gereksinim doyumunu da deneyimlemiş oluruz. Sosyal medya araçları, kullanıcılarına paylaşımlarda bulunma, diğer kullanıcılar ile bağlantıda kalma ve kendini ifade etme gibi olanaklar sunarak insanların gereksinimlerine odaklanır. Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımının en önemli unsuru izleyiciyi aktif olarak kabul etmesidir. Bireylerin internet aracılığı ile sosyal iletişim ağlarına katılması, bireyler arasındaki, zamana ve mekana bağlı her türlü sınırlılıkları kaldırarak, onların aynı mekanda buluşmasına izin vermektedir.

admin hakkında 984 makale
Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*