Srebrenitsa (Srebrenica) Katliamı 11 Temmuz 1995

Srebrenitsa

11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa (Srebrenica)’da neler oldu? Miloseviç, Mladiç, İzzetbegoviç, Silajdzic, Krstic, Clinton ve BM çokgeninde binlerce müslüman nasıl katledildi? Yugoslavya’nın ardından Avrupa’nın göbeğindeki trajediye tanık olun.

“Srebrenica, 1930’lardan bu yana Batı’nın en büyük kolektif güvenlik başarısızlığı.”

Bill Clinton (Eski ABD başkanı) – 11 Temmuz 1995

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Balkan ülkeleri Bosna Hersek, Sırbistan, Karadağ, Hırvatistan, Slovenya ve Makedonya, Yugoslav Federal Halk Cumhuriyeti’nin parçaları olmuştu. Dinler ve diller mozaiği Yugoslavya’yı uzun bir süre demir yumrukla yöneten Tito’nun 1980’de ölmesinin ardından bu cumhuriyetlerdeki milliyetçilik akımı derin uykusundan uyandı. Bu ‘milliyetinin aşırı farkında olma’ durumu, 80’lerin ortasında Sırbistan’da ortaya çıkan aşırı milliyetçi lider Slobodan Miloseviç’le hız kazandı. Miloseviç, Bosna ve Hırvatistan’daki Sırplarla onların Boşnak, Hırvat ve Arnavut komşuları arasındaki husumeti, kendi nefretiyle daha da perçinledi. Sovyetlerin dağılması lambadaki cini çıkardı. 1991’de Slovenya, Hırvatistan ve Makedonya, federasyondan bağımsızlıklarını ilan ettiler. Hemen ardından Hırvatistan’da patlak veren savaşta, Sırpların ağırlıkta olduğu Yugoslav ordusu, ayrılıkçı Sırpların Hırvat güçleriyle giriştiği çatışmalarda Sırplara destek verdi. Bosna’daysa Müslümanlar en büyük etnik grubu oluşturuyordu. 1990’da yapılan seçimlerde Müslümanlar, Sırplar ve Hırvatlar, nüfusa oranlarına göre mecliste koltuk sahibi oldu. Müslümanların çoğunlukta olmasından dolayı Aliya İzzetbegoviç liderliğinde hükümet kuruldu. Ülke içi ve dışındaki tansiyonun artması üzerine Bosna’daki Sırp azınlığın lideri Radovan Karadziç ve partisi, hükümetten çekilerek kendi meclislerini kurduklarını ilan ettiler. 3 Mart 1992’de, Karadziç’in partisinin Sırpların yoğun yaşadığı birçok bölgede boykot ettiği referandumun ardından Cumhurbaşkanı İzzetbegoviç, Bosna’nın bağımsızlığını ilan etti. Dram da işte o zaman başladı.

Slobodan Milosevic
Slobodan Milosevic

Bosna’da Boşnakları hedef alan soykırım girişimi tüm dünyada, özellikle de Yahudi Soykırımı’ndan sonra ‘bir daha asla’ şeklinde iddialı bir tutum takınan Avrupa için tam bir utanç kaynağı olmuştu…
Bosna’daki Sırpların derdi Bosna’nın bağımsızlığı falan değil, kendi yaşadıkları toprakların, Yugoslovya’nın en güçlü cumhuriyeti olan Sırbistan’ın bir parçası olmasıydı. Böylelikle Sırp milliyetçilerinin hayali olan ‘Büyük Sırbistan’a doğru bir adım atılacaktı. 1992 Mayısı’nın hemen başında, Amerika ve Avrupa Topluluğu’nun Bosna’nın bağımsızlığını tanımasının hemen ardından Bosnalı Sırplar, Sırpların denetimindeki Yugoslav ordusunun desteği ve Miloseviç’in yeşil ışık yakmasıyla, Bosna’nın başkenti Saraybosna’ya saldırdı. İlerleyen günlerde saldırı dalgası diğer Boşnak şehirlerine de ulaştı ve tarihe ‘etnik temizlik’ olarak geçecek nüfus arındırması başladı. Boşnaklar evlerinden yurtlarından sürüldü. Bazen Hırvat ordusunun da desteğini alarak Sırplara karşı koymaya çalışsalar da, Bosnalı Sırplar kısa zamanda ülkenin büyük bir kısmını ele geçirdi. Karadziç, ülkenin doğusunda Bosnalı Sırplara ait Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etti. Bu esnada ülkedeki Hırvat azınlığın büyük bir kısmı Hırvatistan’a kaçmıştı. Sırp milisleri ortalığı hallaç pamuğu gibi atarken, Avrupa ve Amerika olan bitene isim aramakla meşguldu. Bu bir savaş mı, yoksa iç savaş mı (tüm olan biten görüntüde Bosna’daki etnik gruplar arasında cereyan ettiği için) gevezelikleri Batılı başkentleri o kadar fazla meşgul ediyordu ki, yaşanan katliamlarla ilgilenmeye fırsat bulamıyorlardı. Sırpların ele geçirdikleri toprakları bırakmamasından dolayı barış girişimleri suya düşerken, BM ise müdahil olmamayı tercih ediyor, sadece insani yardımla yetiniyordu. O insani yardımın makyajı da Srebrenica’da yaşananlarla dökülecekti…

Srebrenitsa (Srebrenica) haritada
Srebrenitsa (Srebrenica) haritada

Bosna’daki iç savaşın en sıcak günleriydi. Bosnalı Sırp ordusu, 11 Temmuz 1995’te Hollandalı barış gücü askerlerini bölgeden çıkmaya zorlayarak, Birleşmiş Milletler’in Srebrenica’da ilan ettiği ‘güvenli bölge’nin kontrolünü ele geçirdi. 1500 kadar Sırp askeri, hafif silahlara sahip Hollanda askerlerinin yanından güle oynaya geçti.

Ratko Mladic
Ratko Mladic

Bosna Başbakanı Haris Silajdzic, aynı saatlerde NATO’yu tepki göstermemekle suçluyor ve Srebrenica halkının ‘ihanete uğradığını’ söylüyordu. Kısa zamanda ne kadar haklı olduğu anlaşılacaktı. Çoğunluğu Müslüman olan kent halkından 30 bin kadar mülteci kuzeye doğru kaçmaya başladı. Onlar kaçadursun, büyük güçler bitmek bilmeyen topu birbirlerine atma seanslarına aralıksız devam ediyordu. ABD, Birleşmiş Milletler’in ‘insani misyon’ gerçekleştirebilme kabiliyetini sorguluyor, Birleşmiş Milletler, çaresizce “Srebrenica’nın Bosnalı Sırp birliklerinin eline düştüğünü anlıyoruz” türünden saçma sapan açıklamalar yapıyordu. Binlerce Boşnak mülteci kuzeydeki Potocari kentine kaçmış, bu arada BM çatısı altında Boşnakları korumakla görevlendirilen Hollanda birliği de Potocari’ye çekilmişti. Kötü, hem de çok kötü bir şeyler olacağı hissediliyordu. Üstelik bu hengamede Sırplar, 30 kadar barış gücü askerini de esir almıştı. Sırp çeteciler, resmen tüm dünyaya kafa tutuyordu. NATO uçakları iki Sırp tankını vurmuştu ama karadan hiç kimse Sırplara bir şey yapamıyor, yapmıyordu. Hollanda Savunma Bakanı Joris Voorhoeve, “Sırplar, rehin tuttukları 30 Hollandalı askeri öldürmekle, Hollanda üslerini ve Srebrenica’yı yerle bir etmekle tehdit ettiler” diyerek BM görevinden alınmalarını talep ediyordu. Bu arada Bosna Sırp ordusunun komutanı General Ratko Mladiç, BM’ye, “teröristleri etkisiz hale getirmek için” söz konusu operasyonu yaptıklarını iddia ediyor, bir de üzerine (Boşnakları kastederek) bölgedeki ‘silahlı unsurları’ temizlemedikleri için BM’ye fırça atıyordu! Ama aynı zamanda ‘şefkatliydi’ de; sivillerin ve barış gücü askerlerinin Sırplardan korkmalarına gerek olmadığını söylemeyi ihmal etmemişti. Sırplar, ellerini kollarını sallayarak girdikleri şehirde, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük soykırıma imza attı…

Srebrenitsa katliamının ardından toplu mezarlardan biri incelenirken
Srebrenitsa katliamının ardından toplu mezarlardan biri incelenirken

Birleşmiş Milletler 12 Ağustos 1995’te, Bosna’da 2 bin 700 Müslüman erkeğin makineli tüfeklerle öldürüldüğü ve toplu mezarlara gömüldüğüne dair iddiaları soruşturmaya başladı. Amerikan uçakları tarafından çekilen fotoğraflar, Srebrenica yakınlarında toplu mezarlar olduğunu gösteriyordu. Soruşturma sonucu sayıları 7 ila 8 bin arasında değişen Müslüman erkeklerin, Srebrenica’nın düşüşünün ardından katledildiği ortaya çıktı. Tanıklara göre Sırp komutan General Ratko Mladiç, Müslüman esirlere yaptığı konuşmada, ölen her bir Sırp için 1000 mülteciyi öldüreceğini söylemişti. Her ne kadar katliam sırasında uluslararası camia bir şey yapmasa da, olayın ardından failleri cezalandırmak için harekete geçti. Mayıs 1993’te BM Güvenlik Konseyi, Eski Yugoslavya İçin Savaş Suçları Mahkemesi kurdu. Bu, Nurmberg Duruşmaları’ndan bu yana soykırım yargılaması yapmak için kurulan ilk mahkeme oldu. Takip eden 20 yıl içerisinde mahkeme 120 kişi hakkında çeşitli cezalar verdi. 2002 yılındaki bir soruşturmada, askerleri soykırımı önlemede başarısız olduğu için çıkan tartışmalardan dolayı dönemin Hollanda hükümeti istifa etti. General Mladiç ve o dönemde Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin Başkanı olan Radovan Karadziç’in, Savaş Suçları Mahkemesi’nde soykırım suçuyla yargılanmasına karar verildi. Karadziç, Temmuz 2008’de Belgrad’da yakalandı ve Lahey’de yargılanmaya devam ediyor. General Mladiç halen kayıp ve aranıyor. Tüm bu kepazeliklerin baş sorumlusu, Sırbistan’ın o zamanki lideri Slobodan Miloseviç’se Lahey’de yargılanırken hücresinde öldü. Bosnalı Sırp komutanlardan General Radislav Krstic, Srebrenica trajedisindeki rolünden dolayı soykırım suçuyla hapis cezasına çarptırıldı. Haziran 2004’te Sırplar ilk kez cinayetlerde bir rollerinin olduğunu kabul ettiler. Tüm bunların hepsi bir kenara, Srebrenica katliamı, Avrupa Birliği’nin askeri güçten yoksun siyasi bir cüce olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Özellikle Başkan Clinton’ın gayretiyle Bosna Savaşı boyunca aktif bir siyaset izleyen Amerika, Balkanlar’daki Müslümanların hamisi rolüne soyundu ve İslam ülkeleri nezdindeki prestijini arttırdı.

Srebrenitsa soykırımından sonra toplu cenaze ve mezarlık
Srebrenitsa soykırımından sonra toplu cenaze ve mezarlık
Srebrenitsa soykırımından sonra toplu cenaze ve mezarlık
Srebrenitsa soykırımından sonra toplu cenaze ve mezarlık
  • BM Hollanda Barış Gücü’nün koruması altında bulunan Srebrenica’da 8 bin Boşnak’ın öldürülmesi, Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından resmen soykırım olarak nitelendirildi.
  • Srebrenica katliamı ve ardından gelen Bosna’daki pazar yeri saldırısıyla Batı’nın sabrı ‘nihayet’ taştı. Ağustos 1995’te, Amerika’nın da bastırmasıyla, NATO güçleri Bosnalı Sırplara karşı havadan ve karadan 3 hafta sürecek bir saldırı başlattı.
  • Ambargolarla soluğu kesilen Sırbistan nihayet Bosnalı Sırplara desteğini kesmek zorunda kaldı. 1995’te Amerika’da Dayton Barış Antlaşması imzalandı. Buna göre Bosna, Boşnak-Hırvat Federasyonu ve Bosna Sırp Cumhuriyeti olmak üzere federal bir yapıya büründü.
  • Slobodan Miloseviç, Lahey’de yargılanırken, Srebrenica katliamının Fransız ajanları ve Bosnalı Müslümanlar tarafından ‘Bosna’ya müdahaleyi’ mümkün kılmak için uydurulduğunu iddia etti.
  • Dayton Antlaşması’nın mimarı dönemin Amerikan Başkanı Bill Clinton, 2005’te o günlerle ilgili izlenimlerini anlatırken, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın Sırplara çok fazla sempati duyduğunu ve Müslümanların idaresinde birleşmiş bir Bosna’ya sıcak bakmadığını söylemişti.
  • Eski Yugoslavya Savaş Suçları Mahkemesi eski Başsavcısı Carla del Ponte, uluslararası toplumun Bosna’daki Srebrenica katliamıyla ilgili hazırlıkların yapıldığından haberdar olmasına rağmen engellemediğini söyledi.
  • 2010’da, Srebrenica soykırımının 15. yıl anma törenlerine katılarak tarihî bir adım atan Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadiç, katliamla ilgili, “Yapılanlar büyük bir trajedidir. Katliamın sorumlusu Ratko Mladiç’in yakalanması konusunda gösterdiğim kararlılıktan asla taviz vermeyeceğim” dedi.
  • Mart 2016’da 10 ayrı suçtan yargılanan Karaciç’e 40 yıl hapis cezası verildi.

Srebrenitsa 20. Yıl Belgeseli – TRT

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir