Tanrı Parçacığı Nedir?

Tanrı Parçacığı

Tanrı parçacığının Tanrı ile herhangi bir ilgisi olmadığını öğrenmek sizi şaşırtmayabilir. Tabii, şimdiye kadar kimsenin bu parçacığın varlığını kanıtlayamamış olması dışında. Bu terimi Nobel ödüllü fizikçi Leon Lederman geliştirmiştir. Terim kısmen, bir parçacığın evrenle ilgili bütün soruları cevaplayacağını düşünen fizikçilere verilmiş esprili bir cevaptır, kısmen de bilimin keşiflerinin hayatın anlamı hakkında söyleyecek bir şeyi olabileceği düşüncesinin alaya alınmasıdır.

Maalesef Tanrı parçacığı bunların hiçbirini yapmaz: Bize evren hakkında her şeyi söylemediği gibi hayatın anlamını da vermez. Fakat bu Higgs bozonunun aramaya değer olmadığı anlamına gelmiyor. Higgs bozonu, standart parçacık fiziği kuramının nihai parçasıdır. Varsa, evrenin asli doğasının büyük bölümünü ortaya çıkardığımızdan ve maddelere kütlelerini neyin verdiğini bulduğumuzdan emin olup dinlenebiliriz. Yoksa tahtanın başına yeniden dönmemiz gerekebilir.

Bu oyunun sahnelendiği yer İsviçre’dir. Cenevre’deki Avrupa Nükleer Araştırmalar Örgütü’nün binasında bulunan dünyanın en güçlü parçacık hızlandırıcısı fizikçilerin “standart fizik modeli” dediği şey hakkında hakikatin tellali olacaktır. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı protonları son derece hızlı iki trenin gücüyle çarpıştırdığında Tanrı parçacığı ortaya çıkabilir. Dünyanın dört bir yanında fizikçiler tetikte, Peter Higgs’in 1964’te söylediklerinde haklı olup olmadığını görmeyi beklemektedirler.

Higgs Bozonunun Doğuşu

Peter Higgs’in iddiası bir hayli doğrudandır. Higgs, kütlenin kökenini incelemeye yönelik çeşitli girişimlere cevaben kuramsal fiziğin yeni bir alanın varlığını nasıl mümkün kıldığını betimleyen bir makale kaleme almıştır. Bu alan, kütleçekim alanı ya da elektromanyetik alan gibi bilinen alanlara bir ilave olacaktır. Büyük Patlama’daki ateş topunun ardından evren soğurken bu alan ortaya çıkmış, belli parçacık tipleri için bir sürükleme kaynağı oluşturmuş, belki de onlara kütle olarak bildiğimiz özelliği vermiş olabilir.

Makale başta Physics Letters dergisinin editörü tarafından, “fizikle belirgin bir ilgisi olmadığı” gerekçesiyle reddedilmiştir. Higgs bu fikre somut bir uygulama alanı vermek için bu makaleyi yeniden kaleme almıştır: Bahsettiği alanın çekirdekteki parçacıkları bir arada tutan kuvvette doğabileceğini söylemiştir, fakat yine kimse bununla fazla ilgilenmemiştir. Steven Weinberg, Sheldon Glashow ve Abdus Salaam elektromanyetik ve zayıf nükleer kuvvetleri birleştirmeye çalışıncaya dek.

Bu iki kuvvetle ilgili kuramlar, birçok bakımdan tekinsiz derecede benzer görünmektedir. Kuantum elektrodinamiği olarak bilinen elektromanyetik kuvvet kuramı ile bazı radyoaktivite biçimlerini yaratan ve güneşin nükleer füzyonunu besleyen “zayıf” nükleer kuvvet kuramı madalyonun iki yüzünü andırmaktadır. Weinberg ve Salaam, durumun gerçekten de böyle olduğunu göstermiş ve bu iki kuvveti “elektrozayıf” kuramda birleştirmişlerdir. Fakat bir sorun vardır. Bu kuram, kısaca W ve Z bozonları (bozon bir kuvvet yaratan bir parçacıktır) denilen henüz görülmemiş parçacıkların da parçacıklar bahçesine eklenmesini gerektirmiştir.

Biraz yüz kızartıcı bir durum, bu iki parçacığın kütleye sahip olmasıdır. Bu yanlış görünmektedir; çünkü en meşhur bozon, elektromanyetik kuvveti yaratan fotondur ve fotonun kütlesi yoktur. W ve Z bozonları ile foton, birleşik bir kuram içinde aynı işi yapıyorlarsa, aralarında bir tür “simetri” olması gerekir. W ile Z bozonlarının kütleleri yüzünden aralarında bir simetri olmaması fizikçilerin, bir şeyin simetriyi bozduğundan şüphelenmesine yol açmıştır; tıpkı titiz bir biçimde dengelenmiş mutfak tartılarına bir parça ağırlık eklenmesinin hassas dengeyi bozması gibi. Peki, ama bu ağırlık neydi? Peter Higgs, cevap olarak kendi alanını gösterdi.

1967’ye gelindiğinde Weinberg ve Salaam, Higgs alanını elektrozayıf kuramla birleştirmişlerdi. 1983’te CERN’de W ile Z bozonları tam da Weinberg ile Salaam’ın tahmin ettiği biçimde görüldü. Bu bir zaferdi, parçacık fiziği seferinin kapanış marşıydı. Bir tek küçük ayrıntı dışında. Hiç kimse Higgs alanının gerçekten orada olup olmadığını bilmiyordu.

Günümüzde bilim insanları halen Tanrı parçacığını bulma/kanıtlama gayretindeler. Deneyler heyecan verici sonuçlar doğuruyor. İlerleyen yıllarda yeni haberlerle mi karşılacağız yoksa sil baştan sorgulamaya devam mı edeceğiz bunu zaman gösterecek.

Yazar: admin

Beybut.com yöneticisi ve yazarı. 17 Ocak 1980'de doğdu. Uluslar arası ilişkiler ve siyaset bilimi, Türkçe öğretmenliği eğitim aldı. 1995 yılından beri, özellikle yazılım konusunda profesyonel çalışmalarda bulundu. Pascal, Delphi, Php, sunucu güvenliği ve optimizasyonu, Seo alanlarında çalışmalar yürüttü. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Yazın yaşamına dair yarışmalarda birçok ödül kazandı. Şiir, tarih, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimi özel ilgi alanları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir