Hangi Emzik Nasıl Kullanılmalı?

Kim ne derse desin, ağlayan çocuğu susturmak için en iyi icat emzik. Çocuk dünyaya emme refleksi ile geliyor, bir şekilde bir şeyler emecek ve rahatlayacak. Emzik emmesin de, parmağını mı emsin? Korkma doktorlar 2 yaşına kadar emmesine izin de veriyorlar. Hatta çok ilginç bir bilgi var. Araştırmalar ani bebek ölümlerinde emziğin riski yaklaşık %50 oranında düşürdüğünü gösteriyormuş. Sebebine mantıklı bir açıklama getirememişler ama emzik emen bebeğin kolay kolay yüz üstü yatamayacağına, battaniyesini kafasına kadar çekemeyeceğine kanaat getirmişler. Gayet yeterli bir açıklama. İkna oldum ve üçüne de emzik verdim.

Çocuklarımın üçü de emzik kullandılar. Name’yi emziğe alıştırmam zaman aldı. Pek çok anne çocuğunun emziğe alışmasından rahatsızlık duyar, ama benim ağlamayan veya daha az ağlayan çocuğa ihtiyacım vardı. Name 9 aylık olana kadar envai çeşit emzik denedim, hiçbirini kabul etmedi, 9 aydan sonra ben galip geldim ve emmeye başladı. Tuna ben bu satırları yazarken 33 aylık ve hala uykuya dalarken emiyor. Mete kendi kendine 2 yaşındayken bıraktı. Tuna’nın bırakması için de acele etmiyorum. Sonuçta elbet bir gün bırakacak. Aramızda hala emzik emen varsa bir adım öne çıksın!

Emzikler silikon ve kauçuk emzik olmak üzere ikiye ayrılıyor. Aradaki fark şu: Kauçuk nihayetinde doğal bir madde ve dayanıklı. O yüzden özellikle diş çıkartan bebekler için daha ideal. Ancak suyu içine emdiği için çabuk bozuluyor ve sık değiştirmeniz gerekiyor. Silikon emzikler ise kolay bozulmuyor fakat onlar da diş darbelerine karşı dayanıklı değil. Bu emzikleri de yenidoğanlar için öneriyorlar. Fakat artık çocuklar doğuştan tercihleri olan fazla karakterli bebekler olarak dünyaya geliyorlar ya, ne emeceklerine kendileri karar veriyorlar, sana soran kim? Eğer emzik emmesini istiyorsan, emmediği taktirde farklı markaların farklı emziklerini dene, derim.

Emzik iyi hoş, fakat genelde onları yerden, koltuk altlarından, karyola kenarlarından toplayacaksın. Muslukta yıkamak yeterli olmuyor. O yüzden yıkadıktan sonra sterilazatör yardımıyla ya da kaynar su ile dezenfekte etmek lazım. Bizim emzikler için bir saklama kutumuz var, sterilazatörün yanında duruyor. İçinde her zaman 8-9 tane temiz emziğimiz bulunur ki arkadaşlar ihtiyaç duyduklarında krize girmeden yetiştirebilelim.

Emzik reyonuna gidince göreceksin, emzik ipleri var. Bunlar yere düşmeleri engelliyor. İpi çok uzun olmayanları tercih ettim, sonuçta uyurken boğazına dolanabilir. Bir de emzik kutuları var, genelde emzik ipleriyle aynı rafta oluyorlar. Bu ürünler özellikle dışarı çıkarken yanına alacağın yedek emzikler için ideal. Bazen o kadar çok düşürüyorlar ki yanına aldığın emzik de kirleniyor, hatta ne olur ne olmaz diye aldığın üçüncü emzik de! Lanet olsun ki, yıkayacak, kaynar suda bekletecek imkan da yok… İtiraf ediyorum, işte o çaresiz ve bir emzik yüzünden köşeye sıkıştığım anlarda, kirli olan emzikler arasında oylama yapıp en az kirli olduğuna inandığım emziği başımı başka tarafa doğru çevirip ona doğru uzatıyorum. Neeee, ben vermedim, kendi aldı.

gülen bebek

Yaşasın Bebeğim Kaka Yaptı!

Şu çok tuhaf: Bebek çiş ve kaka yaptığı zaman anne baba mutlu oluyor. Yapmıyorsa sıkıntı tabii. Karnı ağrır, mızıklar, ağlar, çığlık atar, uyumaz, ıkınır sıkınır ve sana dünya kaç bucakmış gösterir. O yüzden ne kadar çok yapıyorsa o yeşil şeyden, o kadar kârdasın demektir. Fakat bu arkadaşların popo temizliği hassasiyet gerektirir. Önden arkaya doğru bir koordinat izleyeceksiniz. Kakalar ön bölgeye bulaşmasın diye. Ama bebekler bu işi o kadar tazyikli yapıyorlar ki, zaten göbeklerine kadar batırıyorlar. Ben önden arkaya doğru temizlesem kaç yazar.

Bebek bezi… Bu nedir yahu, nasıl bir icattır! Elime her bebek bezi aldığımda kendi annelerimizi düşünüyorum. Bebek bezi yok, üstelik belki yıkayacak makine de yok. Ne eziyet… Bebek bezinin en pahalısı en iyisidir diye düşünme. Mesele bebeğin poposu ile uyumlu bezi bulabilmekte. Bazen en iyi markalar pişik yapabiliyor, bazen daha alt segment bir marka bebeği mutlu ediyor. Deneyip göreceksin.

Bebek bezinden sonra en mucizevi buluş, ıslak mendil. Çok sağlıklı değil ama inanılmaz pratik, annelerin en büyük yardımcısı. Onlar popo silelim diye üretmişler ama çocuğun elini ağzını silersin, yere dökülen ve kırıklanmış balık krakerleri en güzel onunla toplarsın, koltuktaki lekeleri silersin, oyuncakları temizlersin, apar topar toz alırsın. Pis işlerin adamı… Yenidoğanlar için özel ıslak mendiller var, içinde sadece saf pamuk ve su var. Fakat diğer ürünlere göre biraz daha fiyatlılar. Hastaneden taburcu olurken genelde pamuk ve saf su kullanmanızı söylüyorlar. Yani avcuna bir miktar pamuk alıp ıslatacak ve onunla sileceksin. Akıl işi değil, o yeşil şey o pamukla asla temizlenmiyor. Hadi başardın temizledin diyelim, dışarı çıkarken de çantana bir kutu pamuk, bir pet şişe su koyar, onunla temizlersin artık.

Bana uymaz… O yüzden saf pamuk ve sudan müteşekkil ıslak mendillerden kullandım. Biraz daha büyüdüklerinde normal ıslak mendillere döndüm. Buradaki püf noktası şu: Alkol, paraben ve parfüm içermeyenlerden olacak.

En iyi temizleme yöntemi; yıkamak. Banyoya sokmak çok pratik değil ama banyodaki lavabonun altında ılık suya tutuvermek en güzel çözüm. Bebek rahatlıyor ve temizliğinden emin olmuş oluyorsun. Eğer evdeyseniz, kaka yaptığı zamanlarda en iyi çözüm bu.

Gelelim pişik kremlerine… Bunların bir önleyicileri var, bir de onarıcıları. Bize doktorumuz pişik kremi yerine saf zeytinyağı önermişti. Pişik için çok etkilidir demişti. Saf zeytinyağını bir cezve yardımıyla ısıtıyorsun, soğuyunca bebeğin poposuna uyguluyorsun. Etrafa bulaşıyor tabii. Sonra şöyle bir çözüm buldum: Kozmetik marketlerde satılan boş sprey şişeleri var. Onlardan alıp zeytinyağını içine doldurdum. Altını alırken elimi değdirmeden sıkıp kapatıyordum. Kabul et, iyi fikir. (Zeytinyağını kakasını yapamayan çocuklar için de öneriyorlar. Arada mamasının içine bir çay kaşığı koyup mamayı öyle veriyorsun. O da olmadı kulak çubuğu yardımıyla poposuna bir miktar sürüyorsun. Anadolu’da zeytinyağını ısıtıp pamukla bebeğin karnına sürüp sıcak havlu koyuyorlar. Bu da yardım ediyormuş.)

Pişik önleyici krem ve pişik kremi kullandığım zamanlar da oldu. Bir bez atlayarak uyguladım. Altını bir açtığımda sürmediysem, diğerinde sürdüm.

Uygun bezi bulmana, iyi temizlemene ve pişik önleyici kullanmana rağmen bebek; ishal olduğunda, antibiyotik kullandığında, anne sütünden geçen bazı besinler dolayısıyla ya da kendi yediği bazı yiyecekler dolayısıyla pişik olabilir. (Mesela Mete karpuzu çok seviyor, ama karpuz pişik yapıyor.) İşte o zaman doktora sor, daha etkili kremler öneriyorlar.

Benim bildiğim, bu bebek bezi, ıslak mendil, pişik kremi üçlüsünün yanında bir de pudra bulunurdu, meğer artık bulunmuyormuş. Suyu emerek içinde tuttuğu için ciltteki nemi de hapsederek pişiği artırıyormuş. Hadi, bir yaşımıza daha girdik!

Oooooo, dur, dur, müthiş bir icattan bahsedeceğim. Bebek bezlerini atmak için çöp kovası! Bebek bezleri için üretilmiş olan çöp kovalarına “yılın özel ürünü” ödülünü gönderiyorum. Bebek alışverişine çıktığımızda eşim bu ürünü çok gereksiz bulmuştu ve o zaman almamıştık.

Sonra baktık ki, çocuklar sürekli kaka ve çiş yapıyorlar. Elimizden bebek bezi düşmüyor. Bu bebek bezlerini banyodaki çöp kovasına atmayı denedik önce. Birkaç saat içinde, özellikle yaz aylarında sıcağın da etkisiyle, banyodan koku dumanları yükselmeye başladı. Balkonda biriktirip akşam çöpe atmayı denedik, o da olmadı. Sonunda bu kovalardan aldık. Bütün bir günün bebek bezini bu kovanın içinde biriktirebiliyoruz, akşam olduğunda da poşeti çıkartıp bir elimizle burnumuzu tıkayıp diğer elimizle çöpü atıyoruz. Bizim evde çocukların üçü de bez kullandığı için kova bir günde doluyor, ancak tek çocuğu olup da iki üç günde bir kovayı boşalttığını söyleyenler var. Bu durum, günde ortalama 30 bezin tüketildiği bizim evimizde, bir rivayetten ibaret.

Anneler İçin Bebek Uyutma Kılavuzu

Eğer bir gün bir yerlerde mışıl mışıl uyuyan, uyurken gülümseyen ve mis gibi kokan bir bebek gördüysen o muhtemelen arkadaşının bebeğidir…

gülen kedi

İmdat Bebeğim Uyumuyor!

Dünyaya geldiğinde neye uğradığını bilemeyen bebek, ilk birkaç hafta çareyi uyumakta bulur. Fakat aklı başına çabuk gelir. Ve o gün bebek kendi kendine, “Güzel yermiş burası hacı, herkes bana bakıyor, uyumadığım zamanlarda acayip ilgi alaka görüyorum” der ve gözü açılır. Geceleri en az 10 kere uyandırır. Bazen beslemek için, bazen pışpışlamak için, bazen yükselen kaka kokusundan kurtulmak için, bazen nefesini dinlemek için, bazen sadece yüzüne bakmak için uyanırsın… İlk başlarda koymaz, kalkarsın. Sonra kocana bakarsın her kalktığında. Neden ben kalkıyorum, o da babası, o da kalksın dersin. Odandan çıkarken kapıyı sert kapatırsın, tıkırtı yaparsın, yorganı çekersin falan işte, o da uyansın istersin. Sonra sonra kulakların duymamaya başlar. Her mızıkladığında kalkmayayım canım, ağlarsa kalkarım dersin. Biraz daha zaman geçer, yatak odasından çocuk odasına giden yolda uykulu gözlerle yalpalarken dişlerini sıkarsın, bebeğin yüzünü görünce geçer. İçinde bebek olan her evde benzer filmler yaşanır. Mekân, zaman, sıklık değişebilir. Oyuncular değişmez: Uyumayan Bebek-Uyuyamayan Anne-Horul Horul Uyuyan Baba.

uyumayan bebek komik

Sonra senin el gider Bebekleri Mışıl Mışıl Uyutma Metotları, Bırakın Melekler Gibi Uyusun vb. başlıklı kitaplardan alır gelir. Okursun, okursun, okursun ama seninki yemez. Sonra parmakların tıkır tıkır yazar Google’a: “bebek uyku” diye. Okursun, okursun, ilgili ürünlere bakarsın. Seninki gene yemez. Çünkü her çocuk uyku meselesinde kendi kurallarını yazarak geliyor dünyaya.

Bebeğimizi Garanti Uyutuyoruz

Bebeği kundaklayın, kollarını sıkıca sarın, bacaklar geniş kalsın dediler. Yaptım. Sanki azıcık işe yaradı.

Bebeği uykusu gelince yatağına yatırın siz odadan çıkın, o kendi kendine bakınırken uyur, dediler. Duyduğumda da inandırıcı gelmemişti, ama denedim. Hakikaten inandırıcı değilmiş. Olmadı.

Kucakta sallayabilirsiniz ama dizlerinizde sallamayın, dediler. Hâlâ aradaki farkı çözebilmiş değilim. Çocuk neticede sallanıyor. Ve gün geçtikçe ağırlaşıyor. Kollarımı perişan etmenin ne anlamı var? Dizlerimde salladım. Tuna’yı uzunca bir süre salladık. Mete istemedi. Name hâlâ sallanıyor. Neticede eğer çocuk kabul ediyorsa, sallanan çocuk uyuyor.

Karnı aç olan bebek az uyur, dediler. Doyurup gazını çıkartıp öyle uyuttum. Randıman aldım. Anne sütü aldıkları dönemde gece uykudan önce mama veriyordum ki mamanın ağırlığıyla birkaç saat deliksiz uyusunlar.

Banyo yapan bebek kendini anne karnında hisseder, hem de daha iyi uyur, dediler. Hâlâ nasıl olduğunu bilmiyorum ama çocuklar banyo yaptıkları geceler daha sık uyanıyorlar. Fakat tabii her çocuk farklı tepki gösterebilir.

Babaannem akşamları telefonda konuştuğumuzda, “Hepimizin uykuları onların olsun” diye güzel dileklerde bulundu. Canı gönülden “Aaamiiin” dedim.

Odalarında müzik dinletin, dediler. Peki dedik gittik bir cd çalar aldık, bir tomar da ninni cd’si. İşe yaradı mı? Yarar gibi oldu. Ama mesele şu, cd bütün gece çalacak ki çocuk uyandığında müziği duysun, heee tamam asayiş berkemal, desin ve uykuya devam etsin. Eğer bebeğin yanında yatıyorsan, senin de bu sesten rahatsızlık duymuyor olman lazım ve bu benim için mümkün değildi.

Eğer durum daha vahimse doktora bir sor, ilaç milaç bir şeyler vardır belki, dediler. Sorduk. Var tabii birtakım bitkisel ilaçlar, istersen deneyelim dedi. Denedik. Aptallaşıyorlar, uykuya çabuk geçiyorlar. Ama etkisi dört saat sürüyor. Ki çocuğun saat 21:00 sularında uyuduğu düşünülürse ilacın etkisi 01:00 gibi geçiyor. Bu da zaten senin yatma saatlerine tekabül ediyor. Eee ne anladım ben bu işten. Ya çocuğu uyutup hemen sen de yatacaksın ki deliksiz 4 saat uyuyabil, ya da ilacı çocuğu kendi yatma saatine yakın, o uyurken vereceksin. Bu da komplo teorisi gibi bir şey. Bu kadar entrikaya anne kalbi dayanmıyor.Gene de çok zor durumda kalırsan denersin.

Ezcümle… Şu anda bu evde üç çocuk büyüyor, tüm koşullar hepsine aynı şekilde sağlanmış olmasına rağmen hepsi bir değişik uyuyor. Onun da ötesinde, bir ay çok güzel uyuyan çocuk, ertesi ay saat başı uyanan bir çocuğa dönüşebiliyor. Üç yaşına doğru uykuları düzene girmeye başlıyor. Yani girer gibi oluyor. Yani aslında girdiği tam söylenemez. Sadece sen alışıyorsun.

İlk zamanlar bebek her uykusu geldiğinde uyur. Ama bence bir zaman sonra ipleri eline al. Kendi yaşam tarzına uygun bir uyku düzeni kur ve çocuğu bu düzene alıştır. Örneğin, akşam 17:00 gibi yarım saat uyuyan bir çocuk gece 22:00’den önce uyumaz. Niye uyusun ki? Kreşlerde düzen şu: 11:30-12:00 öğle yemeği ve 12:30 uyku saati. 2-2,5 saat uyuyorlar, sonra akşama kadar uyku yok. Saat 20:00 olduğunda kendiliğinden dökülmeye başlıyorlar ve erkenden uyuyorlar. Kalan zaman senindir. Hafta sonları da aynı düzeni koruyorum. Bir süre sonra alışıyorlar ve düzenleri bu oluyor.

Bir de sorunsuz çocuklar var. Name gibi. Doğduğundan beri saat 20:00 sularında uyuyor ve sabah 06:30’a kadar deliksiz uyuyor. Yok gibi!

Burada hemen başka bir şey anlatmam lazım. Şimdi bebekleri başlangıçta her 3-4 saatte bir besliyoruz ya. Diyelim ki, beslenme saati geldi, ama hâlâ uyuyor, uyanmadı. Ben ilk başlarda saati kuruyordum, kalkıp bebeği de uyandırıp, karnını doyurup tekrar uyutuyordum. Sonra doktorumuz dedi ki, bebeğin gelişimi için uyku da beslenme kadar önemli, uyuyorsa uyandırma, sabah kalkınca doyuruverirsin. Saati kurmayayım mı yani dedim, boş ver yat uyu dedi, iyi madem dedim. Tatlıya bağladık.

İşte böyle, kitapları oku, doktorla konuş, cd’ler al, kundaklar al, aklına ne geliyorsa yap. Ama önce dua et, bebeğinin uykusu Name’nin uykusu gibi olsun.

uyuyan bebek

Bebeğin Uykusu İçin Alet Edevat

Bebek yatağı:

Bebek beşiğinin içine mutlaka bir tane bebek yatağı alacaksın. Bu yatakların organikleri var, kokuluları var, bambuları, antibakteriyel olanları var vs. Fakat benim sana önerim ilk üç ay kullanmak için bir de yan yatış yatağı alman. Zira her annenin en büyük korkusu boğulmadan kaynaklı ani bebek ölümleri. Bu yan yatış yatakları bebeğin sırtına destek verdiği ve karın bölgesinde de yükseklik sağlayarak düşmeyi engellediği için geceleri senin daha iyi uyumanı sağlayabilir. (Zırt pırt kalkıp bebek yerinde duruyor mu diye bakmazsın. Bunu sadece ben yapmış olamam, birileri “Evet, ben de gece kalkıp bebeğim nefes alıyor mu diye kontrol ediyordum” desin.)

yan yatış yatağı yastığı

Bu yan yatış yataklarının şöyle de bir avantajı var, bebeği uyurken, tepsi gibi istediğin yere taşıyabiliyorsun. Salonda bebeği nereye koyacağım, mutfakta nereye koyacağım derdi yok, yatağına yatır ve istediğin yere koy. Hadi diyelim ki, evin genelini bebek için organize ettin. Bu işin gezmesi var. Babaanneye, anneanneye gidince nereye yatıracaksın bebeği? Yeni annesin şekerim, yastık temiz mi, yatak temiz mi, yataktan düşer mi, bunların hepsi jet hızıyla geçecek kafandan. İşte o yüzden al bu yataktan, koy poşete, gittiğin yere götür. (Ne ısrar ettim ha!)

Su geçirmez alez:

İlk aylarda çok ihtiyacınız olmayacak ama bebek milleti çok çabuk büyüyor. Altı hep bezli olduğundan çişleri çıksa çıksa pijamalarına ya da yatak çarşafına çıkıyor, ama büyüdüklerinde işler değişecek. İşeyince bir kova çiş bırakıyorlar yatağa ya da öksürürken kusuyorlar falan. En azından yatağı kurtarırsın.

Bebek yastığı:

Bebek yastığının birkaç cm dolgunluğunda olmasına dikkat et. Çünkü yastığı, bebeğin omuz hizasından başına kadar olan kısmı çok hafif yukarıda tutmak için kullanacaksın. Bu eğimin ne kadar olması gerektiğini merak ediyorsan, doğum yaptığın hastanede, bebeği yanına getirdikleri yatağın eğimini hatırla. İşte yatırırken bebeğe o kadar eğim vermen gerekiyor.

Birkaç tane battaniye:

İlk bir yıl için yorgan kullanmayı önermiyorlar. Gerçekten de en hafif yorgan bile bebeklere ağır geliyor. Onun yerine farklı kalınlıklarda battaniyeler almanı öneririm. Gece yatarken üzerini örtmek için kalın bir battaniye, gündüzleri kullanmak için daha hafif bir battaniye, bir de seyahat tipi ince battaniye. Biz bu ince battaniyeyi rulo haline getirip iyice küçülterek çantamızda taşımayı alışkanlık haline getirdik. Malum çocukların nerede uyuyacakları belli olmuyor.

Uyuyan Çocuğu Uyandıran ve Anneyi Sinir Eden Etkenler

uyumayan bebek ve anne

Kapı zili:

Birkaç dilim kek getirmek gibi gayet masum bir niyetle kapınızı çalan komşun uyuyan çocuğu uyandırabilir. Bu yüzden bizim kapıda “Lütfen zile basmayınız” yazan bir kağıt var. Kapıyı tıklatıyorlar, ancak duymuyoruz. Birkaç denemeden sonra mecburen zile basıyorlar. O yüzden cümleyi uzattım. Artık kapıda, “Lütfen zile basmayınız, ısrarla kapıyı çalınız” yazıyor. Bu noktada diğer önlemleri de almanız lazım. Ben apartman girişindeki güvenlik görevlimize durumu sık sık hatırlatıyorum, icap ettiğinde bizi aşağıdan aramıyorlar. Geleni doğrudan yönlendiriyorlar. Kurallara aykırı ama uyanan çocuğu uyandırmaktan daha basit bir suç.

Dışarıdan yemek siparişi falan verdiğinde, “Çocuk uyuyor, zile basmayın” notunu ekle. Onlar da basmasın. Sinir bozucu olurum diye düşünme. 30 km mesafeye bir küçük tost isteyen birinden daha az sinir bozucusun emin ol.

Telefon sesi:

Çocuklar uyurken telefonumu sessize alıyorum ve ev telefonunun fişini çekiyorum. Bunun önüne başka türlü geçemezsin.

Ezan sesi:

Allah’ım ne olur yazacaklarım için beni affet ya da çocukların uyanmamalarını sağla, ikisi de senin elinde. Mevsimlerden yaz, hava sıcak, çocuğu uyuttun ve hava girsin diye pencereyi açtın. En yakın ezan sesiyle birlikte bebek ağlayarak uyanıyor. Evde olduğum zamanlarda ezan okunma saatlerine yakın pencereleri kapatıyordum, ezan bittikten sonra tekrar açıyordum. Bir gün bizim mahallenin imamı ile karşılaştım, ikindiyi atlasan, yatsıyı biraz sessiz okusan olmaz mı dedim, hiç gülmedi.

Hapşıran, öksüren, yüksek sesle konuşan insan sesleri:

İşte buna yapacak bir şeyin yok. Eşin bile olsa evdeki diğer insanlara sessiz ol diyemezsin. Yanlış anlar, alınırlar.

Güneş ışığı:

İşte bu hem uyutan hem uyandıran bir şey. Eğer evde çocuğu uyutamadıysan, koy bebek arabasına çık sokağa. Yüzü güneşe gelecek şekilde çevir bebeği. Gözüne güneş gelince gözlerini açamaz ve bir süre sonra uyur. Name’ye hamileliğim sırasında ikizlerin bakımına yardımcı olan kuzenlerimin keşfettiği bir şey bu. Mete’yi bebek arabasına yatırıp bahçeye iniyorlar, 10 dakika sonra uyutup geri geliyorlar. Ben götürüyorum yarım saatte ancak uyuyor. Ne yapıyorsunuz siz? dedim. Abla gölgede yarım saatte, güneşte beş dakikada uyuyor, dediler! Aynı güneş ışığı evde olunca sıkıntı. O yüzden önce kumaşçıdan simsiyah ve kalın kumaşlar aldım. Sonra şu hani ıslanınca cam ve seramik yüzeylere yapışan, eskiden havlu falan astığımız vakumlu askılar var ya onlardan aldım. Kumaşa diktim ve çocuklar uyuduğunda, uyudukları odanın camına astım. Karanlıkta daha uzun süre uyudular. İşe yaradığını fark edince, evin tüm perdelerine ilave güneşlikler yaptırdık. Sabahları Tuna 06:45’te uyanıyordu, bu perdelerle birlikte 07:00’ye çekebildik saati. 15 dakika komik mi geldi? O kadar önemli ki, bilen bilir.

Ağlayan diğer çocuk:

Hepsini farklı odalara yatırıyorum ama artık kaç desibelde ağlıyorlarsa, gene de uyanan uyuyanı uyandırıyor.

Biraz daha büyüdüklerinde işin rengi değişti. Akşamları yattıklarında uyumalarını beklerken geçen o süre, onların dünyalarına girmek için eşsiz bir zaman dilimi oldu. Bazen uykuya geçemedikleri için çok geriliyorum ama çoğu zaman çok eğleniyorum. Saçma sapan şeyler anlatıyorlar, yok kedi gelmiş yatağa, tavanda köpek varmış, yatağın altında timsah varmış, o aslında bir canavarmış falan. Hepsi uyduruk.

E bebeğim eeee!

Sallarsın sallarsın uyur, tam yatağına yatırırsın, bebek uyanır. Tam uyutursun kapının zili çalar, bebek uyanır. Uyutursun, tam yatağına yatar uykuya dalacak gibi olursun, bebek uyanır.

Bebeği uyuturken kitap okuyabilir, cep telefonundan internete girebilirsin. Bazen uyurken yanına alabilir, sarılıp uyursun, ohhh mis gibi bebek kokusu. Ama kısa sürüyor. İki saat sonra çişli bez kokusu olaya hakim olur ve birkaç saat sonra tıkanırsın, tatatataaaaa kaka yapmış.

 

Emzirmenin Püf Noktaları, Eğlenceli Emzirme Deneyimlerim

Google: süt yapan şeyler, süt kesen şeyler, daha iyi emzirmek, bebeğim emmiyor, anne sütü saklama, sütüm kesildi! Çek elini klavyeden, Google’a ihtiyacın yok. Etrafındaki bütün kadınlar zaten susmadan konuşacak. Hamile olduğunu öğrenir öğrenmez bütün bir dünya elinde pankartlar, “Emzirmelisin!” sloganları ile üzerine yürüyecek ve sen elin göğüslerinde bir köşeye sinmiş bulacaksın muhtemelen kendini. Hastane duvarlarındaki afişler, eczanedeki broşürler, medet umduğun dergiler, doktorlar, hemşireler, ebeler, anneler, komşu teyzeler herkes seni emzirmeye teşvik edecek. Konu açılır açılmaz hepsi ben oğlumu şu kadar emzirdim, ben kızımı bu kadar emzirdim diye kendi askerlik maceralarını anlatacaklar.

İlk gün sen emzirmeyi beceremeyeceksin, bebek de emmeyi beceremeyecek. Sakın ağlama, sütün kesilir diyecekler. Bebek her ağladığında birileri bebeğin kafasını senin memelerine yapıştıracak. Ve sen fark edeceksin ki, ömrün boyunca kendi memelerine hiç bu kadar bakmamışsın.

Ben Emzirirken…

İkizlerime hamileyken emzirmeyi çok istemiş, hep ikisini aynı anda emzireceğimin hayalini kurmuş, sırf bunun için paket paket göğüs pedleri, kalkanları, kremleri, süt torbaları almıştım. Lakin, Mete küvözde iki hafta geçirince ve ben bütün günümü ağlayıp dua ederek harcayınca işler pek de istediğim gibi gitmedi. Evet dedikleri doğru, süt bebek emdikçe gelir. Fakat doktorlar anne sütünü Mete’ye biriktirmemi, Tuna’ya mama vermemi söylediler. Dediklerini yapınca da zaten az olan sütüm giderek azaldı. Sakladığım sütleri de yanlış bir yöntemle sakladığım için o sütler Mete’ye de yaramadı. Sonuç itibariyle tek bir çare kalmıştı; mama vermek. O ana kadar karşılaştığım herkes mamayı hiç önermemiş, herkes anne sütü diye tutturmuştu. Emzirmek istediğin halde, sütün gelmiyor ve elinden bir şey gelmiyorsa, gerçekten çok üzülüyorsun. Bir gün tesadüfen karşılaştığımız ve ikizleri olan bir kadın doktor, halimi anladı. “Hiç üzülme, sütün yetmezse yetmesin; mamalar ne güne duruyor, ver gitsin hiçbir şey olmaz” dedi. Evet, gerçekten de hiçbir şey olmadı. –Alışveriş faturalarının kabarması dışında-. Neticede Mete ve Tuna mama ile büyüdüler.

Emzirmek

Tam şu sütüm yetmedi, olmadı, gelmedi psikolojisinden çıkmıştım ki, hooop Name geldi. Neyse ki, Name’de işler biraz yolunda gitti. Kızımı her fırsatta kucağıma alıp emzirmeyi denedim. İlk zamanlar biraz zorlandı ama sonrasında işi kaptı. Süt artırmak için içtiğim onca meyve suyu, su, şerbet, ayran, yediğim tahin helvası ve dereotu vs. gerçekten işe yaradı mı, yoksa sütümün zaten geleceği mi vardı bilmiyorum. (Sütüm geldi dediysem, Name’ye yetecek kadar değil, gelmedi demeyecek kadar geldi. Name de nezaketen emdi.) Bu sebeple, sadece anne sütü vermeyi değil, birkaç öğünde bir mama vermeyi tercih ettim. Anne sütünün hazmı kolay olduğundan çok çabuk acıkıyordu ve benim de dinlenmeye ihtiyacım vardı. Bu yüzden özellikle gece yatmadan önceki ilk beslenmemizde mama verdim. Birkaç saat deliksiz uyumak her yeni annenin hakkı değil mi?

Yine de çocuklarımın üçü de öyle başkalarında gördüğüm gibi ve bir Anadolu tabiriyle “cok cok” emmedi. Kendimi ilk başlarda kötü hissettim mi, evet. Aradan zaman geçti, emzirmediğim için ne hissediyorum diye soruyorum kendime. Cevap: Hiçbir şey.

Ama yalan değil, şöyle de bir şey oldu. İkizler 2,5 yaşındaydılar, bir arkadaşlarının doğum gününe davetliydik. Oraya gelen annelerden biri, küçük bebeğini emziriyordu. Önce bebeğin süt içme sesini duydum. Beynim ilk önce, biberonun deliği büyük herhalde diye düşündü. Sonra kafamı çevirdim, hayır biberon yok, bebek annesini emiyor! Artık o meme nasıl meme, akan süt nasıl sütse bebek içerken tıkanıp öksürüyor. Hislerimi gizleyemeyeceğim, imrendim, kıskandım, hasetlendim, yuh dedim, böyle de meme mi olur dedim, Allah’ım verince veriyorsun bana niye vermedin dedim, sonra da amaaan ne yapalım dedim.

Birkaç hafta sonra o gün orada bulunan başka bir arkadaşımla şöyle bir konuşma geçti aramızda. Bir başka konuda ben ona, maşallah de, nazarın değecek dedim. O da bana, “Benim nazarım değse Ayşe’nin memelerine değerdi” dedi. Artık Ayşe’de ne meme varsa, demek ki hepimizin gözü kalmış.

Bir gün ikizleri hastaneye götürmüştüm. Orada bir anne, emiyorlar mı diye sordu, hayır dedim. Kadının da ikizleri varmış, iki yaşındalarmış, hala emiyorlarmış, kadın çalışıyormuş da, iş yerinde sağıyormuş, eve gelince çocuklar kapıda anne süt getirmedin mi diye ağlıyorlarmış, hemen çıkartıp biberona koyup veriyormuş çocuklarına… Anlattı böyle gururla. Çocukları eve bıraktım, anneme dedim ver şu süt sağma makinesini. Napıcan kızım sütün yok dedi, ver sen dedim, karışma. Aldım, işe gittim. Gider gitmez odamın kapısını kilitledim. Perdeleri indirdim, makinayı çıkarttım, başladım sağmaya. Hırslandım. Sağdım, sağdım, sağdım, göğüslerim acıyana kadar, hem ağladım hem sağdım. Çıka çıka 10 cc süt çıktı. İkizler kişi başı 170 cc içiyorlar. Omuzlarım düştü, gözümde yaş, elimde 10 cc süt kalakaldım. Kalk kızım dedim kendi kendime, ne yapalım yok işte… Kalktım ama sütü ne yapacağım? Lavaboya döksem günah olur mu ki? Bahçeye döksem, olmaz, neticede kutsal bir şey yani. Köpeğimiz Cingıl’ın mama kabı duruyor kapının arkasında, döküvereyim şuraya dedim ama hiç yoktan bir köpeğe sütannelik etmiş olacağım, o da olmaz. Amaaan dedim, geri dönüşüm en iyisi, bir kerede geri içtim. Hayalimde daha müthiş bir lezzet vardı. Faydaları malum ama tadında bir numara yokmuş. Gayet yavan bir sıvı, dene bak…

bebek, anne ve emzirme

Şaka bir yana, anne sütünün yararlarını, ne kadar emzirmek gerektiğini artık hamile kalan her kadın biliyor. Ve aklı başında olan her anne, bebeğini emzirmek ister. Göğsünde sağlıklı sütü, kucağında yavrusu olup da emzirmeyecek bir anne düşünebiliyor musun? Ama olmayınca olmuyor güzel kardeşim. Süt gelmeyince gelmiyor. Bu yeni anneler için çok büyük bir hayal kırıklığı zaten. Bir de başkalarının yorumları, “Aaa nasıl sütün olmaz, ben iki sene emzirdim” demeleri yok mu, insanı çileden çıkartıyor. Kendini yetersiz hissediyorsun, acaba iyi anne değil miyim, olamayacak mıyım psikolojisine kadar gidiyor iş. Ben üzüldüm, sen üzülme. Ne yapalım canım, sütümüz geldi de vermedik mi, kendimiz mi içtik! (İçtim tamam ama, 10cc içtim.)

Emzirmenin Püf Noktaları

Pek çok kadın emzirirken göğsünün yara olduğundan şikayet eder. Hatta bir arkadaşım bebek emdiği müddetçe kendisinin acıdan ağladığını söylemişti. Evet, bunun için göğüs kalkanları vs. var. Ama önemli olan, yaralar oluşmadan önce önlemini almak. Doğum yapmana birkaç hafta varken göğüs ucu nemlendirici kremlerinden kullanmanı tavsiye ederim. Göğüs uçların yumuşadığı için o kadar zorlanmıyorsun. Emzirirken de her emzirmeden sonra bir miktar sürmekte fayda var. Merak etme, bebeğin ağzıyla temas ettiğinde ona bir zararı dokunmuyormuş. Ben yine de ıslak bezle silmeyi tercih ettim. Bu arada kremi sürdükten sonra mutlaka göğüs pedi kullan, çünkü kıyafetlerde iz bırakabiliyor. (Hangi akla hizmet ettim ve çok sevdiğim mor bluzumu giyip o kremden sürdüm bilmiyorum. Üç yıl geçti, o bluzu hala çok özlüyorum.)

Süt sağma makinelerini sevdim. Ciddi zaman kazandırıyor. Daha önemlisi, ilk zamanlarda ne kadar süt geldiğini bilmediğin için, bebeğin doyup doymadığını da kestiremiyorsun. Ama süt sağma makinesi ile ne kadar süt ürettiğini görebiliyorsun. (Ya da üretmediğini. Ben üretemediğimi gördüm.)
Göğüslerini boşalt. Vücut her 2-3 saatte bir yeniden süt üretimi yaparmış. Hepimizin düştüğü hatalardan, “5-6 saat sağmazsam daha çok sütüm olabilir” cin fikri gerçekten hataymış. Eğer süt göğüslerinde 3 saatten fazla beklerse kendini halsiz, kırgın ve hasta hissediyorsun. O yüzden özellikle çalışmaya başladığında süt sağma makinesini çantanda taşımayı unutma. Bu arada sağma işlemini elle de yapabiliyorsun. Biraz akıyor, sağa sola bulaşıyor ama iş görüyor.

Emzirmenin Sıkıcı Tarafı

Çok vakit alıyor. Bazen bebek bir saat boyunca emmek istiyor, ağzından çekmeye de kıyamıyorsun. Boynun ağrıyor. Özellikle erkeklerin olduğu mekanlarda ortamdan ayrılarak emzirmen gerekiyor. Onun dışında en sıkıcı tarafı, Neler Bekliyor? bölümünde paylaştığım başkalarının emzirme maceralarını dinlemek. (Aynen benim anlattığım gibi.)

meme bebek komik

Emzirmek Eğlencelidir

  • Bebekle baş başa vakit geçirmek güzel tabii.
  • Bebeğin o anlarda hiç sesini çıkartmadan kucağında yatacağı için kitap okuyabilir, tv izleyebilir ya da uzanarak emzirebilirsin.
  • Bebeğini anne sütü ile besleyebiliyor olmanın ve etrafınızdaki herkesin dediğini yapmış olmanın vermiş olduğu haz paha biçilemez.
  • Oturduğun yerde buram buram terleyip kalori yakmak da ayrı bir avantajmış, lakin ben de öyle bir şey olmadı, terleyenlerin yalancısıyım.
  • Biri senden bir şey getirmeni, kapıyı açmanı vs. istediğinde “Bebeği emziriyoruuum!” diye bağırıp işten yırtmak en güzeli.